İngiliz Dikelya üssü
Dikelya üssünün sahibi İngiltere, AB’nin kuruluşundan çıkmış, AB üyelerinin birbirlerine nasıl çalım attıklarını bildiği için böyle bir enerji havzasından elde edeceği menfaatin kendisine yansıyacağı zamanı beklemekteydi.
Üsler yasal dayanağını 1959 Zürih-Londra Anlaşmaları sonrasında kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası’ndan alır. Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası’na ve anlaşmalara göre tam bir “Bağımsız Devlet” statüsünde olan bu İngiliz üslerinin Devlet Başkanı 16 Ağustos 1960 tarihinden beri İngiliz Kraliçesi II. Elizabeth’tir.
Üsler, “sovereign base” statüsünde (Egemen Üs Alanları EÜA) olduğu için kapladığı alanda söz sahibi olan tek devlet “garantör İngiltere”dir. İngiliz ordusu üslerin sınırları içinde konuşlanmıştır. Özellikle Birleşik Krallık askeri varlığının; kara, deniz ve hava birliklerini, araçlarını, teçhizatını, cephanesini herhangi bir izne tabi olmaksızın Kıbrıs Cumhuriyet’inin herhangi bir limanını, havaalanını, yolunu ve başka olanaklarını kullanarak EÜA’ya veya iki üs arasında intikal ettirme, hava araçlarının Kıbrıs Cumhuriyeti hava sahasını, deniz araçlarının limanları serbestçe kullanma, EÜA’da ve kullanım hakkı olan mahallerde yeni elektronik sistemleri, iletişim sistemleri kurma, işletme ve yayım yapma hakkı bulunmaktadır (
Kıbrıs Adası’ndaki İngiliz askeri üsleri, Dikelya ve Agratur bölgelerinde toplam 254 kilometrekare alanı kapsamaktadır. Bu alan Kıbrıs Adası’nın toplam yüzölçümünün yüzde 3’ünü oluşturmaktadır.
Üslerin varlığı ve statüsü
Adadaki egemen İngiliz üslerinin varlığı ve yasal statüsü, Kıbrıs Anlaşmalarının ayrılmaz bir parçasıdır. Üsler, İngiltere için öyle hayati öneme sahiptirler ki, Annan planında, Türkiye ve Yunanistan’ın asker azaltması ele alınırken, İngiliz üslerinin ve askeri varlığının adı hiç geçmemiştir.
İngiltere söz konusu yasal haklarının doğal bir sonucu olarak Orta Doğu ülkelerine yapılan hava saldırılarında üsleri harekât ve destek merkezi olarak kullanırken, ABD de doğal müttefiki İngiltere’nin söz konusu üsleri kullanma hakkına sahiptir.
CIA’nın yayınladığı “World Factbook 2005”e göre tanınmış bir devlet sayılan Agratur üssü 1991 yılında Körfez Savaşında ve 2006 yılındaki İsrail-Lübnan çatışmasında büyük rol oynamış, 2011 yılında ise Libya’ya düzenlenen uluslararası operasyonda koordinasyon merkezi olarak kullanılmıştır.
ABD’nin Suriye’ye karşı yapacağı muhtemel bir operasyonda da kullanılacağı değerlendirilmiştir. Doğu Akdeniz sahillerine uzaklığı 160 km''den daha az olan Akrotiri Üssü’nün kullanmasının önünde yasal bir engel bulunmamaktadır.
Üslerdeki gizli faaliyetler
BBC Türkçe servisinin 6 Kasım 2013 tarihli bülteninde İngiltere’nin, Kıbrıs’taki Dikelya Üssü’nde bulunan Aya Nikola istasyonu vasıtasıyla yeraltı kablolarını izlemeye aldığı, milyonlarca elektronik posta, telefon konuşması, mesaj ve diğer internet trafiğini denetlediği iddiaları haber olarak verilmişti.
İngiltere’de yayımlanan Daily Telegraph gazetesi ise, İngiliz istihbarat servisinin Kıbrıs’tan geçen ve aralarında Türkiye’nin de bulunduğu bir dizi ülkeye ait 14 fiber optik hattı izlemeye aldığını yazmıştı.
Kıbrıs basınında çıkan haberlere göre de Yerolakko ve diğer 14 irili ufaklı İngiliz askeri üsçüğünün gizlice Rumlara teslim edildiği, Dikelya, Piskobu, Ağrotur askeri üsleriyle Trodos Dağlarının zirvesindeki “echelon” izleme ve istihbarat merkezinin halen İngilizlerin elinde bulunduğu yer almıştı.
Bu merkeze kimsenin yaklaştırılmaması, yabancı personel olmaması ve bizzat İngiliz uzmanlarının bölgedeki bütün yayınları, haberleşmeleri, askeri hareketleri, her şeyi kuş uçsa takip ettikleri haberleri çok dikkat çekici bulunmuştu.
Dikelya İngiliz üssünde, İngiliz ordusu mensuplarının, atış, yürüyüş ve benzeri hareketliliğinin dikkat çektiğine vurgu yapan gazete, Suriye’ye yapılması beklenen saldırıya daha aktif katılması beklenen Ağrotur üssüne (Dikelya’dan) personel ve malzeme sevkiyatı yapıldığını yazmıştı.
Fransız fırkateyni ve ABD uçakları
Alithia gazetesi, “Fransız Fırkateyni Larnaka’da” başlıklı haberinde Pile deniz bölgesinde demirli olan Fransız savaş gemisinin ve Doğu Akdeniz’de seyreden Fransız Deniz Kuvvetleri firkateynlerinin zaman zaman Larnaka limanı’nı ziyaret ettiklerini yazmıştır.
Gazete, Güney Kıbrıs’ın 2006’dan beri Fransız savaş gemilerinin, ikmal ve personelini dinlendirmek maksadıyla Limasol Limanı’na demirlemesine ilişkin bir sözleşmesi bulunduğunu da haber olarak vermiştir.
Tehlikenin boyutları
Kıbrıs Rum ve Yunan gazeteleri abartılı haberler yaysalar da küçük bir gerçeklik payı olduğu ortadadır… Doğu Akdeniz sahillerine 160 km., Anadolu sahillerine de 110-120 km olan Kıbrıs’ın nasıl bir tehdit oluşturduğu açıkça görülmektedir. Bilmediğimiz kim bilir daha neler vardır?
İncirlik Üssü, Mersin nükleer tesisleri, Çukurova gibi verimli tarım alanı yarıçapı 200 km. olan bir daire parçası içinde bulunmaktadır. Suriye’nin ABD-İngiliz ve Fransız deniz ve hava kuvvetleri tarafından vurulduğunu varsayalım bir an…
Karşı taraf elma toplamayacak herhalde? Rus desteğiyle o da bir hamle yapacak ve düşman gördüğü Türkiye’yi vuracaktır. Ağır bombaların radyoaktif parçacık içerip içermediğini, bize ne zarar vereceğini bilebilir miyiz?
Filistin’in, Lübnan’ın ve diğer üçüncü bir ülkenin vurulmasında Kıbrıs’taki İngiliz üslerinden kalkan ABD uçaklarının dahli yok mudur? Buraya yığılan mühimmat kim için kullanılmaktadır? Dinleme tesisleri kimleri dinlemektedir? (Türkiye’nin bile dinlemeye alındığını daha önce yazmıştım)