SON DAKİKA
reklam
reklam

Kıbrıs Barış Harekâtı’nın ikinci Bölümü

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 20 Ekim 2024, Pazar - 00:27   Okunma Sayısı:

Barış Harekâtının ilk evresi

Birinci Barış Harekâtı ile ulaşılan bölge Türk ordusu için güvenli değildi. 40.000 kişilik kuvvet dar bir bölgede sıkışıp kalmıştı. Cenevre Konferansı’nın başarısızlıkla sonuçlanması, Türkiye’nin vermiş olduğu mühletin bitmesi üzerine, 14 Ağustos 1974 tarihinde saat 06.10’da Türk Hava Kuvvetlerine ait savaş uçaklarının ve Deniz Kuvvetlerine ait gemilerin direkt ve endirekt atışları ile yumuşatma harekâtı başlatıldı.

06.55’te topçu hazırlık atışını müteakip Tümgeneral Bedrettin Demirel komutasındaki 39’uncu ve Tümgeneral Fazıl Osman Polat komutasındaki 28’inci Tümen doğuya doğru taarruzla, Boğaz Deniz Üssü ve Magosa’yı ele geçirecek, Kıbrıs Türk Kuvvetleri Alayı ile Lefkoşa sancağı, taarruzun güney yan emniyetini koruyacak Komando Tugayı Kolordu batı kesimini savunacaktı.

Komando Tugayı bilahare Yılmazköy-Güzelyurt-Lefke istikametinde taarruza başladı. 16 Ağustos 1974 itibarıyla, 28’inci Tümen Magosa’ya girdi ve Maraş bölgesini işgal etti. Bugünkü sınıra kadar olan bölge kontrol altına alındı. Rumların, Lefkoşa-Magosa arasında oyalama muharebeleri yaparak çekilmesi beklenirken savaşmak yerine masum Türk halkını katletmekle meşgul oldukları görülmüştür.

39’uncu Tümen bölgesinde Meserya Ovası’nın kuzeyi tamamen ele geçirildi ve temizleme harekâtı icra edildi. Batıda Komando Tugayı Mirtu ve Masari, Lefke-Gemikonağı bölgelerine girdi ve bugünkü hattın kuzeyi tamamen kontrol altına alındı.

Komando Tugayı emrinde taarruzlarını sürdüren Kolohorya köyüne kadar olan bölgeyi ele geçiren 3’üncü Paraşüt Taburu, batı istikametinde ilerlemesini devam ettirmesine rağmen düşman baskısına büyük bir azimle dayanan Erenköy ile, havanın kararması ve ateşkes ilan edilmesi üzerine birleşemedi.

Kıbrıs Türk Kuvvetleri Alayı ise hava desteği ile Yerolakko (Alayköy)’da bulunan Yunan Alayı’na taarruz ederek Yunan Alayı’nın büyük kısmının imhasını sağladı. Ateşkes ilanına kadar, birliklerimiz kendilerine verilen hedefleri tamamen ele geçirdiler.

 

Olaylar

İkinci Barış Harekâtı’na ilişkin olaylar, Kıbrıs Türk Kuvvetleri Alayı Ortaköy Grup Komutanı tarafından şöyle nakledilmiştir:

“...İkinci Barış Harekâtı’nın ilk günü (14 Ağustos 1974) yapacağımız taarruzla önümüzdeki tepeyi alacaktık. Burası Rum kuvvetleri tarafından iyi tahkim edilmişti. Büyük bir mukavemetle karşılaştık. Nihayet akşam üzeri tepe ele geçirildi ve bayrağımız hedefe dikildi. Ancak sekiz yaralı vermiştik... İkinci harekât bitip, ateşkes ilan edildiğinde Yunan Alayı’nı, Koleji ve yan taraftaki sırtları da almıştık.

    İkinci Barış Harekâtı Yunan Alayı’nın dışında herhangi direnme ile karşılaşmadan süratle sonuçlandı. Harekât sırasında, özellikle güney yan açık bırakılarak Rum askerleri ve Rum halkının güneye kaçmalarına fırsat verilmiştir. Böylelikle bugünkü Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti sınırları içinde büyük bir Rum nüfusu kalmadı. Kaçan Rumlar acılarını rastladıkları savunmasız Türk kadın, yaşlı ve çocukları öldürerek çıkardılar.

Atlılar, Muratağa, Sandallar, Taşkent, Tatlısu ve Terazi isimli yerleşim yerlerinde Batı Anadolu’da yaptıkları gibi eşi görülmemiş, insanlık dışı vahşetleri işlediler. Kadın, çocuk ve yaşlıları dozerlerle açtıkları çukurlara diri diri gömdüler.

Bugün Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Kıbrıs Adası’nın %34’ünü kontrol etmektedir. 1955 yılından 1974 yılına kadar tam 29 yıl, Rumların kan ve vahşet adası hâline getirdiği Kıbrıs, şimdi huzur adası hâline gelmiştir.

 

    20 Temmuz-16 Ağustos 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’nda Türk ordusunun kaybı 498 şehit ve 1200 yaralı, Rumların kaybı ise 4000 ölü ve 12.000 yaralıdır. Hava Kuvvetlerine ait iki adet F-100 uçağı ile bir RF-84F keşif uçağı, Deniz Kuvvetlerine ait Kocatepe muhribi kayıplarımız arasındadır.

    1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’nın üstünden yarım asır geçmiş ve bu harekât artık tarihteki yerini almıştır. Bugün, harekâtı gerçekleştirenlerden yaşayanlar, o günleri daha soğukkanlı, duygusallıktan uzak olarak değerlendirmektedirler. Her nasıl değerlendirilirse değerlendirilsin Kıbrıs Barış Harekâtı birtakım eksikliklerine, aksaklıklarına ve hatalarına karşın son derece başarılı olmuş bir harekâttır.

 

Kıbrıs Barış Harekâtı’ndan Çıkarılan Dersler

    Kıbrıs Barış Harekâtı analiz edildiğinde geleceğin muharebelerine ve TSK’nin yeniden teşkilâtlanmasına ışık tutacak bazı önemli noktalar ortaya çıkmaktadır. Bunlar:

  1. Savaşta teferruatlı bir planlama ve planın tek elden icrası önemlidir. Başlangıçta büyük birliklerin harekâtı planlanırken harekâtın başarısının küçük birliklerin, taburların bölüklerin başarısı ile elde edileceği unutulmamalıdır. Bu nedenle tek erin, tek astsubayın ve subayın fiziksel gücü, ateş kabiliyeti ön plana çıkmaktadır. Bu da tek erin fizikî ve moral kondisyonunu, atış eğitimini ve muharebe sahasında hayatta kalabilmenin tüm teknikleri ve özellikle tek er eğitiminin çok iyi öğretilmesi ve uygulanabilmesi gerektiğini dikte ettirmektedir. En iyi silahın yetiştirilmiş asker olduğu bu harekâtta bir kez daha kanıtlanmıştır.
  2. Komutanlar, muharebenin her seviyesinde ve zamanında keşif, emniyet ve irtibat ihtiyaçlarını daima eksiksiz yerine getirmelidir. İyi bir sevk- idare ve askerin moralini yüksek tutma çok önemli bir faktördür.
  3. Harekâttan önce; birliklerin intikali sırasında, Merkez Komutanlıklarınca gerekli trafik tedbirlerinin alınmaması, şoförlerin bir konvoy hâlinde ve devamlı araç kullanma eğitiminin olmayışı ve birliğin bir bütün olarak intikal ettirilmesi intikal süresinin artmasına ve kazalara sebep olmuştur. Emrin alınması ile eskortlama ve önemli yolların kesilmesi, şoförlere gece konvoy hâlinde uzun yol yürüyüşleri yaptırılması ve birliklerin küçük üniteler hâlinde intikal ettirilmesi uygun olacaktır.
  4. Mersin’de yeterli bir danışma bürosu ile konakçı heyetinin bulunmaması nedeni ile bölgeye gelen birlikler, kendilerine tahsis edilen konaklama yerlerini bulmakta güçlük çekmişler ve yanlış istikametlere sevk edilen konvoylar dönüş yeri bulabilmek için kilometrelerce yol katletmek zorunda kalmışlardır.
  5. Harekât süresince, ön emirlerde çok zaman gecikmeler vuku bulmuş, hatta hiçbir ön emir verilmeyen durumlar olmuştur. Münferit emirlerde de yetersizlikler görülmüştür. Genellikle görev tipi emirler verilmiş ve uygulanmıştır. Gelecekte harplerin kısa sürede sonuçlanacağı da dikkate alındığında uzun harekât emirleri yerine, bu harekâtta olduğu gibi kısa emirler elastikiyet sağlayacaktır.

 

Düşünceler

    Kıbrıs’ta görev yaptığım 1982-1984 yılları arasında şehitlikleri çok gezdim. Harekât esnasında Lefkoşa’daki Türk birliğinde görevli olup şehit düşen Anadolu çocukları Beşparmak Dağları’nda özel şehitliğe taşınırken nezaret etmiş, defin sırasında dua yapılırken de gözyaşlarımı tutamamıştım. Merhum Rauf Denktaş, nemli gözleriyle bu defin işlemlerinde hep bulunmuştu. Rahmetler olsun! Kıbrıs halkı onu hep şükranla anacaktır.

    Emekli olduktan sonra Kıbrıs’a ilk gidişimde o topraklara ayak basarken çok heyecan duymuş, otelde yerleşmeyi müteakip eski mücahit komutanlarını ve Girne Limanı’ndaki Kıbrıslı mücahit balıkçı Hüseyin Amca’yı aramıştım.

Hüseyin Amca, oradaki mücadeleye katılan yiğitlerden birisidir. Az konuşan yapısıyla balık ağ ve malzemeleri satardı. Ben oraya gider altından girer, üstünden çıkar onu konuştururdum. Anlattıkları Kıbrıs harp tarihine girecek nitelikteydi. Hayattaysa sağlıklı ömürler diliyorum. Vefat ettiyse nurlar içinde yatsın!

Paraşütçü birliğinde Komando Bölük Komutanı Ütğm. (sonradan e. yarbay, müteveffa) Haluk Üstügen’i rahmet ve minnetle anıyorum. Sevgili Başak, ben ve muhteşem gazi Haluk yarbayımızla röportaj yapmıştık.  20 Temmuz günkü yazımızda bu röportaj çıkmıştı. Tüm şehitlerimize ve gazi olup sonradan hayatlarını kaybetmiş yiğitlerimize rahmetler olsun! Saygıyla ve minnetle anıyoruz.

 

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam