Gazze için İsrail ile Hamas ve Hizbullah arasındaki çarpışmalar yeniden alevlendi. İran ile İsrail arasındaki sürtüşme, ABD’nin İsrail’in yanında kendini göstermesiyle İran tarafının alttan almasına neden olmaktadır.
Arap-İsrail savaşları
İsrail, kurulduğu 1948 yılından 1982’ye kadar Sovyetler Birliği güdümündeki Arap diktatörlükleri tarafından konvansiyonel silah ve kuruluşlarla saldırılara maruz kalmıştır. Mısır, Ürdün ve Suriye, İsrail’i yenemeyeceklerini anlamış ve bu çıkmaz döngüden çekilmişlerdir. Aynı yolu bu kez İran denemeye çalışmaktadır. Vesayet sistemi yoluyla intihar bombalamaları, uzun menzilli füze saldırıları ve eylemler yoluyla İsrail’i yok etmeye çalışmaktadır.
ABD Kongresi, İsrail için 14 milyar dolarlık ek finansman tasarısını bu yılın nisan ayında kabul etmişti. ABD Dışişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada, İsrail'e ABD silahları ve askeri teçhizatına harcaması için 3,5 milyar dolar (117,2 milyar TL) sağlanacağını bildirmişti.
Merkezi New York’ta bulunan Dış İlişkiler Konseyi’ne (CRS) göre, 1948 yılında kuruluşundan bu yana ABD’nin İsrail’e yaptığı askeri ve ekonomik yardımın miktarı enflasyon oranı da hesaba katıldığında 300 milyar dolara (10 trilyon TL) ulaştığı belirtilmiştir. CRS’e göre yardım miktarları şu şekildedir:
- 2021’de 3, 8 milyar dolar (127 milyar TL),
- 2022’de 4, 8 milyar dolar (160 milyar TL),
- 2023’te 3,8 milyar dolar sadece askeri yardımda bulunmuştur.(127 milyar TL)
Arap dünyasının Filistin Sorunu’na bakışı
Bu açıklamalar, Gazze’de gerilimin iyice tırmanmasına ve 40.000’e yakın kişinin ölümüne ve 80.000 civarında kişinin yaralanmasına sebep olmuştur. Bütün dünya İsrail’in hukuk tanımaz tavrına karşı koysa da herhangi bir yaptırım gücü gösterememektedir. Dünyanın gösteremediği karşı koyma cüretini İsrailli 130 asker göstermiştir. Bu askerler, Netanyahu’ya mektup yazarak rehinelerin kurtarılması sağlanmazsa ve ateşkes anlaşması yapılmazsa İsrail ordusunda hizmet etmeyeceklerini belirtmişlerdir.
Filistin Sorunu, İran destekli milislerin silahlandırılması sonucu ivme kazanmıştır. Diğer Arap devletleri Filistin yanlısı örgütlenmelere itibar etmemektedir. Böyle de olsa gün geçtikçe şiddet daha da artmakta, bölgesel olma niteliğine dönüşmektedir. Bu olgu diğer Arap ülkeleri halklarında kendi rejimlerini masaya yatırma bilincini uyandırmaktadır. Ancak Suudi Arabistan, İsrail ile ilişkilerinde çok mesafeli bir tavır almaktadır.
İsrail ordusu, kaçırılan ve rehine olarak tutulan vatandaşlarının kurtarılması, onları kaçıranların ele geçirilmesi, belirlenen Hizbullah hedeflerinin imha edilmesi için istihbarat çalışmalarını sürdürmekte, kesin sonuç alacağı yerleri bombalamaktadır.
Sonuç
- İsrail devleti yargılanmaktadır. Artık kör döğüşüne dönüşen bu didişmeye son vermeli,
ve inatlaşmaktan vaz geçmelidir. Güç kullanarak çözüm elde etmek mümkün değildir. Böyle olsaydı ABD ve Rusya, Afganistan’da sonuç elde edebilirdi.
- Büyük oranda ağır mühimmat kullanan İsrail, bunların yerine kısa zamanda yenisini
üretemeyecek, borçlanmaya gitmek suretiyle ekonomisini güçsüz duruma düşürecektir. Amerikan desteği dökme sudur, değirmen döndürmeye yetmez.
- Bir süre sonra savaş derecesinden daha düşük yoğunluklu çatışmaya dönüşeceğini
söylemek mümkündür. Saldırılar ise sabotajlar şeklinde, suikastler şeklinde
- Eğer çatışmalar devam ederse, İran mazlum kitlelerin kurtarıcısı gibi bir konum alacak,
belki de İran, Hamas ve Hizbullah gibi örgütleri desteklemekle bu konuma ulaşacaktır.
- Daha önce Irak, Libya, Afganistan gibi ülkelerde Dünyaya demokrasi dersi verdiğini
bildiğimiz ABD (!), İsrail’e yardım etmekten elini çekmelidir. ABD merkezli Dış İlişkiler Konseyi’ne göre, 1948 yılında kuruluşundan bu yana İsrail’e ABD'nin yaptığı askeri ve ekonomik yardımın miktarı 300 milyar dolara ulaşmıştır. Yetmedi mi?