Cumhuriyet dönemi / Nâsır rejimi
Mısır’da giderek belirginleşen iktidar boşluğunu, Temmuz 1952’de bir darbeyle krallığı devirerek yönetime el koyan Hür Subaylar adlı hareket doldurdu. Bu milliyetçi anlayışın lideri Albay Cemal Nâsır idi.
Nâsır, Ocak 1953’te darbenin görünüşteki önderi General Muhammed Necib’le çatışmaya girdi. Eski siyasal partiler, Müslüman Kardeşler ve orta sınıf Necib’in etrafında birleşti. 1954’ün ilk aylarındaki iktidar mücadelesinden Nâsır güçlenmiş olarak çıksa da Ekim 1954’te Nâsır’a karşı suikast girişiminde bulunuldu. Müslüman Kardeşler örgütü büyük ölçüde sindirildi.
Başbakan Nâsır, dış politika sorunları nedeniyle 1954-56 yıllarını ılımlı bir tutumla geçirdi. İngiltere ile Kanal bölgesindeki birliklerin kademeli olarak boşaltılması konusunda anlaşmaya vardı. İsrail’e karşı mücadelede de atılgan bir tutum içine girmedi.
Sovyet etkisine karşı oluşturulan Bağdat Paktı’na katılmayan Nâsır, SSCB ile ilişkilerini geliştirmeye ve bu ülkeden silah almaya başladı. 1956’da gerekli finansmanı sağlamak için Süveyş Kanalı’nın millileştirdi.
Haziran 1956’da cumhurbaşkanı seçilen Nâsır, köklü dönüşümlere imza attı. 1958 başlarında Mısır ve Suriye, Birleşik Arap Cumhuriyeti’ni (BAC) oluşturduysa da birlik Eylül 1961’de bozuldu. 1962 ilkbaharında Arap Sosyalist Birliği kuruldu. SSCB’nin teknik ve mali yardımlarıyla başarılar elde edildi.
Filistin gerillaları
İsrail hava saldırılarının Filistinli gerillalar üzerinde yoğun baskısı nedeniyle harekete geçen Nâsır, Süveyş bunalımından beri Sina sınırında bulunan Birleşmiş Milletler Acil Kuvveti’nin çekilmesini istedi. Mısır birliklerinin bu bölgeye yerleşmesi İsrail’in Akabe Körfezindeki ulaşımının kesilmesi anlamına geliyordu.
Bu girişimi savaş nedeni sayan İsrail, Haziran 1967’de daha önce davranarak saldırıya geçti. Sürpriz İsrail hava baskını sonunda uçaklarının çoğunu daha havalanamadan yitiren Mısır, Sina’da da bozguna uğrayarak çekilmek zorunda kaldı. İsrail birlikleri altı gün içinde Süveyş Kanalı’na ulaştı.
Ağır yenilgi üzerine istifa eden Nâsır, kısmen hükümetin de yönlendirdiği kitle gösterileri karşısında bu kararını geri aldı. Ama radikal dönemin kapandığını görerek iç ve dış politikada sağa kaymaya başladı. Bu değişim ölümünden (Eylül 1970) sonra Enver Sedat’ın başa geçmesiyle iyice belirginleşti.
Sedat rejimi
Mayıs 1971’de parti içindeki rakiplerini saf dışı ederek konumunu sağlamlaştıran Sedat, Mısır’ın sorunlarının düğümlendiği Ortadoğu çıkmazını çözmeye yöneldi. Bölgede yeni bir çatışma istemeyen SSCB ile ilişkilerin bozulması üzerine Temmuz 1972’de Mısır’daki bütün Sovyet askeri danışmanların çekilmesini istedi. Ardından Suriye ile yakınlaşma içine girerek Ekim 1973’te sürpriz bir ortak saldırıyla İsrail’e savaş açtı.
Daha çok İsrail’i Araplar lehine bir barışa zorlama amacını taşıyan bu savaşta Mısır kuvvetleri başlangıçta önemli bir ilerleme gösterdi. ABD’den geniş yardım görerek toparlanan İsrail kuvvetlerinin askeri üstünlüğü ele geçirmesine karşın, gene ABD’nin girişimiyle ateşkes sağlandı.
Yom Kippur (Ekim) Savaşı’nı bir zafer olarak ilan eden Enver Sedat, elverişli ortamdan yararlanarak barış için diplomatik ataklara girişti. İsrail’in katılığından ve Arap dünyasındaki tepkilerden kaynaklanan güçlüklere karşın, ABD’nin arabuluculuğuyla görüşmeleri Camp David Antlaşmasıyla (Eylül 1978) sonuçlandırdı. Bunu izleyen barış antlaşması çerçevesinde Mısır ile İsrail arasındaki ilişkiler normalleşirken, Sina’daki İsrail kuvvetlerinin üç yıl içinde çekilmesi ve bir tampon bölge oluşturulması kararlaştırıldı. ABD yardım programının etkisiyle Mısır’a bir canlılık geldi. Bu arada zengin Arap devletlerinin Mısır’a yaptıkları mali destek kesildi. Sedat, Eylül 1981’de Sedat, radikal dinci bir grubun giriştiği suikast sonucunda öldürüldü.
Sedat sonrası
Sedat’ın ölümünden sonra cumhurbaşkanlığını Hüsnü Mübarek üstlenmişti. Mübarek, İsrail’in 1982’de Lübnan’ı işgal etmesiyle başlayan gergin ortamı yumuşattı. Arap devletleriyle ilişkileri onardı.
1986’da petrol fiyatlarındaki düşüş ve artan ekonomik sorunlar muhalefetin güçlenmesine yol açmıştı. 5 Ekim 1987’deki referandumda Hüsnü Mübarek oyların yüzde 97’sini almıştı. Mübarek, cumhurbaşkanlığı görevini altı yıl süreyle ikinci kez üstlenmişti. Mısır 1989’da yeniden Arap Birliği’ne katıldı.
Mısır Körfez Bunalımı sırasında izlediği politikalarla Batılı ülkelerin desteğini kazanarak bölgedeki konumunu yeniden güçlendirdi. 1990’da, 1952’deki darbeden sonraki beşinci genel seçimler yapıldı. Muhalefet partilerinin boykot ettiği bu seçimleri iktidardaki Ulusal Demokrat Parti kazandı. Mübarek yönetiminin izlediği sindirme politikasına karşın radikal İslamcı örgütler şiddet eylemlerini 1990’ların başlarında da sürdürdüler.