SON DAKİKA
reklam
reklam

Güçlenen kitleler ve 10 Kasım’lar

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 10 Kasım 2024, Pazar - 23:41   Okunma Sayısı:

Bir 10 Kasım’ı (Atatürk’ün ölüm yıldönümünü) daha geride bıraktık. Anıtkabir’e yığınlar aktı. Siyasi partilerden bazıları anma törenine katılmadı. Diyanet İşleri Başkanı yine yoktu.

 

***                                ***                          ***

 

***HÜDA PAR da Atatürk’e ve törenlere karşı mesafeli durarak net tavır sergiliyor.

 

***                                ***                          ***

 

Yarından itibaren gazetelerde okuyacak, ekranlarda izleyeceğiz… Daha sırada meczuplar var, bakalım sonraki günlerde kaç meczup çıkacak ortaya. Yalan ifadelerle karşımıza çıkacaklar.

Malum kanallarda Atatürk karşıtı konuşmalar yapılıyor, yapılacak…

 

***                                ***                          ***

 

DEM Parti, Türkiye partisi olduğunu ve toprak derdi olmadığını iddia ediyor, ancak resmi törenlere katılmıyor. Partinin Eş Genel Başkanların birisi de Said-i Nursi’nin torunları olduğunu ve onun yolundan gideceğini söylüyor.

 

***                                ***                          ***

 

İsyanım var bu ülkenin siyasetçisine, aydınına, okumuşuna, idarecisine... Terör örgütünün her başı sıkıştığında onu kurtarmak için ateşkes, kardeşlik, barış nutukları atanlara... Akîllere, insan hakları savunucularına!

 

“Çatışmalar dursun, silahlar sussun”  nutuklarıyla hükümetin kapısını çalmaya gidenlere. Hiç tahlil yapmadan, geçmişi dikkate almadan pembe gözlüklerle problemleri çözmeye çalışanlara, sloganlarla olan bitene çanak tutanlara…

 

Bu kişiler, gaflet içinde ve kimin haklı kimin haksız olduğunu bilmeden peşin hükümler veriyorlar. Söyledikleriyle büyük güvencemiz Silahlı Kuvvetlerimizi yaralıyorlar. Farkında olmadan teröristin başını sıvazlıyorlar.

 

Kendinizi vicdan terazisine koyuyor musunuz? Hayatını kaybedenlerin, intihar edenlerin ve hastalık sahibi olanların neler çekmiş olabileceklerini düşünüyor musunuz?

 

Millî Mücadele, liderler ve o günün koşullarını genç nesillere anlatamadık. Liderleri küçük düşürmeye çalışanlar oldu, ülkemiz eski ve yeni Türkiye diye adlandırılmaya çalışıldı.  Bu zafiyette ülkeyi yönetenlerin büyük payı oldu.

 

Esas mesele, 2015 yılından beri çekilen çilelerin tarafsız gözlerle, belgelerle, dokümanlarla anlatılması gerektiğidir. Okumayan bir toplumun okumayan fertlerine nasıl anlatacağız?

 

Vatandaşın üzerine zam furyasını tetiklemek, ülkenin kaldıramayacağı oranlardaki faizlerle dış borç peşinde koşmak, her ikisine birden müracaat etmek veya üretime çok ağırlık vermek gibi açıklamaların bir an önce yapılmasının daha yararlı olacağı muhakkaktır.  

 

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam