SON DAKİKA
reklam
reklam

Tramvaylar ve çileleri

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 15 Kasım 2024, Cuma - 12:23   Okunma Sayısı:

Tramvaylar

    Tramvaylar, tepelerinden geçen havaî hatlardan aldıkları 600 voltluk elektrikle çalışırlar. Doğru akımlı bu elektriğin güç merkezine geri dönüşü raylar aracılığıyla olur. Bu tramvaylar eski modellerde akslara paralel ve yeni modellerde akslara dik olarak monte edilmiş iki ya da dört motora sahiptirler. Fren sistemleri basınçlı havayla çalışır. Frenlemeyi sağlayacak basınçlı hava elektrikli kompresörlerle elde edilir.

    Türkiye’de hizmet vermekte olan nostaljik tramvaylara örnek olarak 37 yıl aradan sonra tekrar hizmete giren Kadıköy-Moda tramvayını ve Beyoğlu’ndaki Tünel-Taksim tramvayını gösterebiliriz (Bu hat şimdilik iptal edildi).

    Tarihi tramvay 1990 yılı sonlarında Tünel-Taksim arasında tekrar işletmeye alınmış olup halen 3 motris (çekici) ile 1640 m’lik hat üzerinde turistik bir işlev görmektedir. Yılda 14.600 sefer ve 23.944 km yaparak günlük ortalama 6.000 yolcu taşımaktadır.

Nostaljik özellik

    Tramvaylar, Boğaz hattı vapurları kadar İstanbul’un karakteristik özelliklerini taşır. Bu nedenle olsa gerek, İstiklâl Caddesi’ndeki ‘nostaljik tramvay'a hâlâ birileri takılır, tam yanından geçerken. Peki, ilk nasıl başlamış İstanbul'da tramvayın öyküsü? Atlı tramvaylardan elektrikli tramvaylara geçiş nasıl oldu? Ne zaman kaldırıldı?

    İstanbul Ticaret Odası yayınları tarafından yayınlanan ve Prof. Dr. Vahdettin Engin’in kaleme aldığı “İstanbul’un Atlı ve Elektrikli Tramvayları” adlı araştırması, İstanbul’un büyük oranda tarihe karışmış bu sembolünün arkeolojisini çıkarıyor. 

Tramvay hattı inşası

    İstanbul’da atlı tramvay yapılması konusunda tespit edilebilen teşebbüslerden biri, 1864 yılında olmuştur. Bu tarihte, Huchiadson isimli bir İngiliz müteşebbis, İstanbul ve banliyölerinde tramvay hattı kurmak ve işletmek için İstanbul, Galata ve Beşiktaş’ta tramvay inşa etme teklifi uygun görülmüş ve bir mukavele metni hazırlanmıştır.

    Mukaveleye göre, Eminönü’nden başlayacak bir tramvay hattı Divanyolu üzerinden Beyazıt ve Aksaray’a ulaşmaktaydı. Aksaray’dan bir hat Topkapı’ya, diğer hat ise Yedikule’ye gitmekteydi. Bu arada yine Eminönü’nden başlayacak başka bir hat Eyüp’e uzanacaktı.

    En nihayetinde ise Galata-Beşiktaş-Ortaköy-Arnavutköy arasında bir tramvay hattı yapılması öngörülmüştü. Mukavele metni hazırlanmış olmakla beraber sonraki aşamalarda sözü edilen tramvay hatlarının yapımı gerçekleşmedi.

Yeni müteşebbisler sahnede

    İstanbul’da tramvay yapmanın cazibesi müteşebbislerin ilgisini çektiğinden bu konuyla ilgili teklifler ileriki yıllarda devam etti. Nitekim bir teşebbüs de Meclis-i Maabir üyesi Rüstem Bey’den gelmişti. Rüstem Bey, 14 Nisan 1868 tarihli bir yazısında, tramvay tabir olunan yolların inşasına dair kendi buluşu olan, tek raylı bir sistemden bahsetmekte, uygun fiyatla yolcu ve eşya taşınacağını ifade ederek imtiyaz istemekteydi. Rüstem Bey’e bu imtiyaz verilmişse de, tek raylı olarak öngörülen sistem uygulamaya geçememişti.

Mukavele yapılması

    Nihayet Konstantin Karapano Efendi’ye verilen imtiyaz neticesinde, İstanbul’da tramvay inşaatı gerçekleşecektir. Karapano Efendi, bu konudaki teklifini 1869 Ağustosu’nda Bab-ı âli’ye iletmişti.

    Buna göre, Galata’dan Ortaköy’e, Eminönü’nden Aksaray’a ve ayrıca Aksaray’dan da Topkapı ve Yedikule’ye doğru atlı tramvay işletilecekti. Teklif benimsenince, 20 Ağustos 1869 tarihinde kendisine imtiyaz verilmiş ve. 30 Ağustos 1869’da mukavele yapılmıştı.

Tramvay yolu üzerinde

    Satış noktalarına sabah ve akşam belirli saatlerde mal getiren araçlar, tramvay yolunun tıkanmasına neden olabiliyor. Yayalar gibi araçlar da şuursuzca tramvay yoluna girerek tramvayın aniden durmasına neden olabiliyor. Raylar, ilgililer tarafından kontrol edilse de ray içlerinde şişe kırıkları, sigara izmaritleri, hatta teneke bira kutularını görmek mümkündür.  Yağmurlu havalarda ise adeta bir su oluğuna dönüşebiliyor raylar. Neyse ki bu kış mevsimi fazla sert geçmedi de karların raylar üzerinde yaratacağı olumsuzlukları görmedik.

    Tramvay oluna paralel sarı çizginin dışında yürürken atlı tramvayı ve atların yarattığı kirliliği düşünüyorum. Dik rampalarda o hayvancıkların çektiği çileyi, karın tokluğuna çalışmalarına rağmen insafsız sahibinin kırbaç sesini… Ve güçsüzlükten dizlerinin üzerine çöken zayıf bir atı…

Çocuk ve sarhoşların esprilerinden

    Trene asılan çocuklarla konuşuyorum:

    ---Tramvayı kaç kişi kullanır?

    ---İki kişi kullanır, arıza yaptığında birisi itsin diye…

    ---Peki, sen söyle bakalım. Nasıl bir duygu, tramvaya takılmak?

    ---Tadına doyulmuyor abey bedava gitmenin... Hem hafif de rüzgâr yapıyor. Üstelik rüzgâr parasını da almıyorlar.  16-17 yaşlarında bir genç geldi yanıma. Ona da soru yönelttim:

    ---Tramvayın kornası neden klakson şeklinde değil de iki metalin vurması şeklindedir?

    ---Her tarafı demirdendir, lastiği yoktur. Konsepti tamamlasın diye... 

Esprilere devam

    Bir tramvay, engin esprilere yol açıyor. Gençlere sordum; “Tramvay İhtiyarî Durağı” yazıyor tabelada... Bu durak kimler için?

    ---İhtiyarlar için amca...

Tramvayın arkasın takılan çocukların aralarına şimdi de Suriyeli çocuklar karışmış. Turistlerin tramvayın resmini çekerken kendi resimlerini de çektirmek istiyorlar. Hatta para isteyeni de görülebiliyor.

    Oysa tanışık olduğum bazı vatmanlar, özellikle çocukların tramvaya asılmalarından son derece tedirgin oluyorlar. Çocukların tramvaydan sarkmaları, çeki kancasına oturmaları ve kapı demirini tek elle tutmaları gerçekten büyük tehlike…

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam