İran’da halkın yıllarca süren demokrasi ve özgürlük taleplerinin yerine getirilmemesi, Mahsa Emini gösterileri, zorunlu başörtüsü uygulamalarına karşı protestolar ve polisin gençlere karşı takındığı acımasız tavır, Batı camiası karşısında İran’ı zor duruma düşürmüştür.
İran güvenlik güçlerinin müdahalesiyle yüzlerce göstericinin hayatlarını kaybettiği olaylarda, 10 binden fazla kişi gözaltına alınmıştır. 25 kişi idam istemiyle yargılanırken, teamüller dışında kısa sürede 2 göstericinin idam edilmesi İran yargısının ülke içinde ve dışında eleştirilmesine yol açmıştır.
Dert teşkil eden olaylar
*"Kadın hakları ihlâlleri" nedeniyle 14 Aralık’ta Birleşmiş Milletler (BM) Kadının Statüsü Komisyonundan çıkarılması,
*İdamlar nedeniyle sokaklarda sık sık protesto gösterilerinin yapılmış olması,
*Ukrayna ile savaş halinde olan Rusya’ya Kamikaze insansız hava araçlarının verilmesi,
*AB tarafından kişi ve kuruluşların yaptırım listesine alınması,
*Cezaevinde zaman zaman olaylar çıkması,
*Zam talebiyle petrol işçilerinin grev ve protesto düzenlemeleri,
*Din adamlarına duyulan saygı ve güvenin giderek azalması,
*Nükleer silah üretme ve nükleer tesislerini faal halde bulundurma arzusunu devam ettirmek istemesi,
*İsrail’i tehdit olarak görmesi ve zorunlu tedbirler alması şeklinde sıralanabilir.
Tehdit unsuruna mukabele
İran, Cumhurbaşkanı’nın helikopterinin düşürülmesi ve Cumhurbaşkanı’nın hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan olayın faili olarak İsrail’i görmüş ve karşılık vereceğini duyurmuştu. Olay, İran için büyük prestij kaybıydı.
İsrail’e duyduğu husumet nedeniyle ABD baskısı sonucu İsrail’e bir şey yapamama sıkıntısı yaşayan İran, canını dişine takarak İsrail’e füze saldırı düzenleyerek üzerindeki tutukluğu atmıştır.
Yalnızlaştırılan İran’a destek
Nükleer silah, nükleer tesis ve uzun menzilli füzeler konusunda Rusya’nın İran’a büyük destek verdiği biliniyor.
Çin ise, diğer ülkelerin İran’ın iç işlerine karışmaması çağrısında bulunmasına rağmen Körfez İşbirliği Konseyi ülkeleri arasında gerçekleştirilmiş olan zirvenin ardından BAE ile İran’ın arasında ihtilâf olarak görülen Büyük Tunb, Küçük Tunb ve Ebu Musa Adalarının durumu hakkında uluslararası hukuk kuralları çerçevesinde ikili müzakerelerle çözülebileceği vurgusunu yapmıştır.
İran, bu açıklamaya karşı tepki göstermekte, "stratejik ortak" olarak nitelendirdiği Çin’in Arap ülkeleriyle samimi fotoğraflar vermesinden rahatsız olsa da Pekin'in ulusal çıkarları doğrultusunda hareket ettiği gözlemlenmektedir.
Yaptırımlar
Yaptırımlar, İran’ın petrol ihracatının %90 oranında azalmasına yol açmıştır. Yaptırımlardan önce günlük 2,5 milyon varil petrol ihracatı gerçekleştiren İran’ın petrol ihracatı Şubat 2020’de 248 bin varile kadar düşmüştür.
Çin’in petrol alımlarını azaltması İran’ın petrol ihracatının daha da düşmesine neden olmuş, Kepler Tanker izleme istatistikleri ise, İran’ın mart ayındaki günlük petrol ihracatının 210 bin varil olduğunu, nisan ayında bu rakamın 70 bin varile kadar gerilediğini ortaya koymuştur.
Sonuç olarak İran, ekonomisi petrol gelirlerine dayalı bir ülkedir. Tahran yönetimi azalan petrol ihracatının gelirini borçlanma yoluna giderek dengelemeye çalışmaktadır. Yapısal sorunlar ve ekonomik yaptırımlar, halkı yeniden protestolara yöneltmektedir. İran yukarıda sıralanan nedenler dolayısıyla hem içte hem de dışta sorunlarla doludur. Yönetimin bu sorunları kısa zamanda çözebilmesi mümkün değildir.