SON DAKİKA
reklam
reklam

Trump'ın ikinci Başkanlığı ve Türkiye

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 26 Kasım 2024, Salı - 11:36   Okunma Sayısı:

Yeniden seçilen Trump,

**Ukrayna-Rusya Savaşı’na daha fazla ilgi duyacak

**Uzak Doğu’da Çin, Rusya ve Kuzey Kore’yi sert demeçlerle sindirmeye çalışacak

**Atılımcı ama müdahaleci olacak

**Orta Doğu’ya karşı daha çok ilgi gösterecek

 

Trump'ın ikinci Başkanlığı ve Türkiye

ABD'nin 47'nci başkanı olarak ikinci kez seçilen Donald Trump, biraz korkutmalarla, biraz vaatlerle, biraz da umutlarla dünyaya hükmedecek. Yeni iktidar, bazı ülkelere kısa vadede somut ama küçük kazanımlar, bazılarına da sorunlar getireceği muhakkak.  Tabii benzer sonuçlar Türkiye için de geçerli… Bu ilişkilerde maddi çıkarlar başta olmak üzere en basit şekliyle;

 

**Suriye sınırındaki operasyonlar ve YPG’nin durumu

**Henüz çözülmemiş olan F35 uçakları

**S400 füzeleri gibi ağırlıklı siyasi ve ittifak içi konular olacaktır. Bu sorunların pazarlıklar ve tavizler üzerinden çözülmesi de pek tabiidir.

 

Suriye politikaları

    ABD, Suriye sınırımıza binlerce ton mühimmat, zırhlı araç ve asker yığmış vaziyettedir. Bu durum Türkiye ile ABD arasında düğüm olmuş, Washington, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile iş birliği yaparken, Ankara bu kuvvetlere karşı 2019'da Barış Pınarı Harekatı'nı başlatmıştı.

Amerikan hükümeti, SDG’nin varlığı ve bekası konusunda sıkı bir tutum takınmakta ve Amerikan birliklerinin Suriye'den tamamen çekilip çekilmeyeceği hususunda tereddüt etmektedir. Sebep olarak; ABD’nin çekilmesi halinde Türkiye ve Suriye’nin müşterek hareket ederek Kürtleri bölgeden süreceğini varsaymaktadır.

 

İsrail ve İran

    Trump’ın İsrail’e bakışı her zaman onu destekleyici niteliktedir. Kudüs’ün başkent yapılması Trump zamanında olmuştur. İran’ın nükleer tesislerinin öncelikle İsrail için tehdit oluşturması nedeniyle ABD’nin de ısrarla takip ettiği bir konudur.

    Türkiye’nin de İsrail’e karşı soğuk ve mesafeli tutumu da ABD’nin dikkate alacağı bir konudur. Bu nedenle Trump ile sorun oluşturabileceğini söylemek mümkündür. İran’a yapılacak her türlü müdahale Türkiye’ye de zarar verecektir. Türkiye’nin HAMAS yanlısı bir tutum alması da yine Türkiye aleyhine bir dudum yaratacaktır. Filistinlilere Türkiye’nin verdiği destek de Trump’ın gözünden kaçmayacak ve hoşnut olmayacaktır.

Elbette çok sevinenlerden birisi de Netanyahu olsa gerek. İsrail’in güçlü bir ABD ittifakına sadakat fırsatı bulmuş olmanın mutluluğunu yaşayacak ve daha çok şımaracaktır. İran konusunda ise ABD’nin İsrail ile birlikte aynı paralelde olması Orta Doğu için bir talihsizlik olacaktır. İran’ın nükleer tesislerinin bombalanması Türkiye’nin aleyhine sonuçlar doğurabilecektir.

 

Nükleer destek

Bu ilişkilerin en göze batanı nükleer destekle başlatılmış, ABD, 1957 yılında İran’a ilk nükleer reaktörünü ve nükleer yakıtını temin etmiş, 1967 yılından sonra da zenginleştirilmiş uranyum sağlayarak İran’ın nükleer programını oluşturmasına yardımcı olmuştur. Bu destek 1979 İran Devrimi’ne kadar devam etmiştir.

Devrimden sonra ise İran kara deftere yazılmış, gerek ABD gerekse AB tarafından barışa en büyük tehdit olarak görülmeye başlamıştır. Ancak ABD, 2015 yılında İran’ın nükleer yeteneklerini sınırlamak için anlaşmaya varmıştır. Anlaşmanın şartları arasında;

 

  1. Yaptırımların hafifletilmesi,
  2. İran için yurtdışında dondurulmuş 100 milyar dolardan fazla varlığın serbest

bırakılması.

  1. İran ekonomisine yabancı erişiminin artırılması,

 

İlk ABD saldırısı ve…

1980-1988 yılları arasında İran-Irak Savaşı cereyan etmiştir. ABD, 1988 yılında iki ayrı tarihte iki ayrı harekât icra etmiştir. İkinci harekât II. Dünya Savaşı’ndan sonra en büyük ABD deniz muharebe operasyonudur. İran’ın iki dev petrol platformu tahrip edilmiştir. İran bu saldırıları Uluslararası Adalet Divanı’na şikâyet edip dava açtıysa da mahkeme reddetmiştir. 

29 Ocak 2002'de, 11 Eylül'den dört ay sonra, ABD Başkanı Bush, uzun menzilli füzeler ürettikleri, terörizmi destekledikleri ve bölge ülkelerini tehdit ettiklerini belirterek Kuzey Kore, İran ve Irak’ı şer üçgeni olarak tanımlamıştır.

Bu açıklamaların ardından ABD, İran’ın nükleer programı hakkında istihbarat elde etmek için İran üzerinde insansız hava araçları uçurmıuştur. 

 

İran kurumlarına yönelik 2006 yaptırımları

    İran'a karşı uluslararası yaptırımlar uygulanması için baskı yapan ABD, İran'ı Irak'taki Şii milislere lojistik ve finansal destek sağladığı gerekçesiyle İran bankalarını takibe almış, Avrupa’daki finans kuruluşlarını da İran’la işlem yapmamaya davet etmiştir.

ABD özel kuvvetleri, 2007 yılında Irak'ın Erbil kentindeki İran Başkonsolosluğuna baskın düzenlemiş, beş personeli tutuklamış, belgelere el koymuştur.

**2009 yılında İran topraklarına giren üç ABD’li yürüyüşçünün tutuklanması, İHA kazalarının meydana gelmesi, 2011’de İran’ın Basra Körfezi’ni kapatma tehditleri savurması,

4 Kasım 2015'te Tahran'da ABD, İsrail ve Suudi Arabistan'a karşı bir protesto yapılması,

**Basra Körfezi’nde ABD uçak ve gemilerine karşı tacizler yapılması…

Tacizler bu şekilde farklı uygulamalarla günümüze kadar süregelmiştir. 2021 ve 2022’de Irak’ta konuşlu ABD birlikleri üzerine füze saldırısı yapılması, 7 Ağustos 2023'te, İran'ın birkaç sivil gemiyi ele geçirmesine yanıt olarak yaklaşık 3.000 ABD askeri personeli Kızıldeniz'e girdi. İran İslam Cumhuriyeti, bu Amerikan eylemini bölgede istikrarsızlığa neden olan bir sebep olarak gördüğünü söyledi.

 

Türkiye ekonomisinin durumu

Hem Rahip Bronson hem de Barış Pınarı Harekâtı nedeniyle ABD, Türkiye’nin ekonomisini “yok etme” tehdidinde bulunmuştu. Benzer olaylar daha sonraları da yaşanacaktır. Örneğin; S400 füzeleri.... BRİCS zirvesi… Çin ile ticari ilişkilerin geliştirilmesi…

NATO ile ilişkiler konusu da biraz zaman gerektirecek; çünkü Trump ilk Başkanlığı döneminde NATO’ya biraz yüklenmişti.

Evet, süreç uzun. Gelişmeler çeşitli değişikliklerle karşımıza çıkacak demektir.  

 

 

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam