Dünyanın bir yüzü
Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin tutuklama emri çıkarttığı İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Roma Statüsü'nün tarafı olan 124 ülkeden (ABD sonradan imzasını çekince 123 ülke) herhangi birine seyahat ederse tutuklanma riskiyle karşı karşıya. Fransa ve Hollanda Netanyahu için çıkarılan tutuklama emrini uygulayacağını duyururken, İtalya kararı yanlış bulsa da Netanyahu ve eski Savunma bakanı Yoav Gallant’ın ülkeye gelmeleri durumunda tutuklanacaklarını açıkladı, Belçika ise kararı desteklediklerini bildirdi.
*** *** ***
Macaristan başbakanı Orban, Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin kararıyla yüzleşmek gerektiğini ileri sürerek, “Bu nedenle mahkemenin kararını 'ateşe benzin dökmek” olarak yorumlamış ve Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin kararına uymayacaklarını bildirmiştir.
İsrail Başbakanı Netanyahu'yu Macaristan'a davet edeceğini ve ikili ilişkilerin görüşmek istediklerini söyleyen Orban, “Gelmesi durumunda, Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin kararının burada hiçbir etkisinin olmayacağı ve içerdiği şartlara da uymayacağımızın garantisini kendisine vereceğim” demiştir.
Dünyanın bir başka yüzü
Beyaz Saray, Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin (UCM) İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve eski Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında tutuklama emri çıkarmasına tepki gösterdi. Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi’nin bir sözcüsü, yaptığı açıklamada, UCM'nin kararını reddettiklerini belirtti.
Uluslararası Ceza Mahkemesi BM tarafında Hollanda merkezli olarak kurulmuştur. Kuruluşu 15 Nisan 2015tarihi itibariyle 139 devlet tarafından imzalanmış, 123 devlet tarafından onaylanmıştır. 17 Temmuz 1998 tarihli Roma Statüsü’nü imzalamak onaylamak anlamına gelmemektedir. ABD ise 2000 yılına kadar UCM’nin kurulmasını desteklemiş, sonradan kendi vatandaşlarının bu mahkemede yargılanmaması için Roma Statüsü’nden imzasını çekmiştir. ABD şimdi de Netanyahu’yu mahkemenin etkisinden kurtarmaya çalışıyor.
Türkiye ve Çevresi
23 Kasım Cumartesi günü E. Tümgeneral Ahmet Yavuz’un Kadıköy-Moda’da “Türkiye ve Çevresi” konulu söyleşisi vardı. Ben de katıldım. Yavuz, Türkiye’de yaşanan terör olaylarının, sınırlarımızın dışında meydana gelen gelişmelerin ya habercisi olmakla ya da gelişmeler sonrasında dikkatleri başka tarafa çekerek siyasete yön vermeye çalışmakla bağlantılı olduğu saptamasıyla söyleşisine başlamıştır.
Yavuz, ayrılıkçı terör örgütünün ve göçmen kitlesinin gelecekte Hatay meselesi başta olmak üzere çeşitli sorunlara yol açacağını vurgulamış, eğitimli büyük bir kitlenin ve gençlerin yurt dışına gitmelerinin sağlık başta olmak üzere birçok alanda sıkıntı yarattığını, konut satışlarının demografik yapıyı etkilediğini belirtmiştir.
Ermenistan-Azerbaycan ilişkilerinin düzelmesinin Türk Cumhuriyetlerine daha kolay ulaşmak açısından Türkiye’ye avantaj sağlayacağı, halklar arasında bir sorun olmamasına rağmen Yunanistan ile sorunların devam edeceği, Suriye’nin istikrara kavuşturulması gerektiği, İran rejiminin içte karışıklıklar yaşadığı, Kıbrıs’ta ise yeni bir sürecin başlatılmak istendiği görüşlerini ortaya koymuştur. Dinleyiciler sorularıyla katkıda bulunmuşlardır.
Sorulardan birisi ve belki de en çok merak edileni “Türkiye’ye bir saldırı olur mu?” idi. Yavuz, tarihin derinliklerinden gelen gücü ve coğrafyasıyla Türkiye’nin böyle bir olaya muhatap olamayacağını ifade etmiştir. İsrail’in Türkiye’ye saldırması ima ediliyor ise, İsrail’in askeri güç kullanarak böyle bir saldırıya geçemeyeceğini, ama içimizden satın alacağı bazı kişilerle birtakım eylemler yaptırabileceğini söylemiştir.
Konuşmalar tank motorunun yapılması, İHA ve SİHA’lar sorularıyla sona ermiştir.
*** *** ***
Efendim, bir gün Kadıköy’de geziyordum. Adamın birisi ileride belediye otobüsüne yetişmek için ipini koparmışçasına koşuyordu. Önünde ve çevresinde kimin olduğuna bakmaksızın hedefe kilitlenmiş, beyin denen torbası arkasından gidiyordu. Rüzgârı bile birisini devirecek olan bu bakar kör, âmâya çarptı.
Öyle bir coğrafyadayız ki, birisi Türkiye’ye çarpmaz, çünkü Türkiye hem güçlüdür hem NATO ülkesidir. Sakın ola, kimse Türkiye’ye karşı bakar kör rolünü oynamaya kalkışmasın!
Ancak dünyada üstünler hukuku geçerlidir, Türkiye de buna tabidir. Bölgenin diğer Müslüman ülkeleri ve büyük abisinden destek alan İsrail arasında var olan ihtilâflar, bu ülkeleri çatışma noktasına getiriyor. Geçmişte sekiz yıl süren İran-Irak Savaşı, daha dün cereyan eden İran-İsrail füze saldırıları, İsrail’in Gazze’ye derken Suriye’ye ve Lübnan’a saldırması tazeliğini koruyan örneklerdir. Bu çatışma ve huzursuzluklar, Türkiye tarafsız kalsa bile Türkiye’ye iktisaden ve siyaseten sıkıntılar yaşatmaktadır,