2003 yılında Irak’taki savaşa katılmayan ve savaşa karşı olduğunu belirten Almanya’nın Irak’ta iyi bir imajı olduğu ifade edilmiş, bu imajın bölgede kilit rol oynayabileceği vurgulanmıştı. O zamanki Almanya Dışişleri Bakanı Frank Walter Steinmeier, IŞİD’in yayılma alanının Irak’ın sınırlarını aştığını kaydetmişti.
Bir yandan IŞİD’e karşı tedbirleri görüşen ve terör korkusuyla tedirgin olan Almanya, bir yandan da bu terör örgütüne destek veren ülkeleri uyarmanın bir başka şeklini, “Ürdün ve Suudi Arabistan’ın IŞİD’in hedefinde olduğunu söyleyerek onları da tedirgin etmeyi” tercih etmişti. Alman askeri istihbaratı ise IŞİD elemanlarının Alman ordusuna sızmasından kaygı duymakta ve bu nedenle aşırı İslamcılara karşı alarm durumunu muhafaza etmekteydi.
Almanya’nın Orta Doğu’ya silah satışı
Almanya, Orta Doğu’ya askeri yardım malzemesi satışlarını sürdürmektedir. Ürünler arasında saldırı silahları revaçtadır. Önceki yıllarda Suudi Arabistan, Almanya’nın silah ticaretindeki en iyi müşterileri arasındaydı. Şimdiye kadar IŞİD’in elinde Alman markası herhangi bir silahın tespit edilemediğini açıklayan Alman hükümeti, bu nedenle ihracat politikalarını yeniden düzenlemek için bir gerekçe görmediğini belirtmişti.
Geçmiş yıllarda Alman Ekonomi Bakanı, Katar Emirliği’ne Dingo tipi 13 tekerli tank ve Fennek tipi 32 gözleme tank ihracının onaylandığını, Suudi Arabistan’a ise Wissent 2 tipi bir öncü tank ve uzaktan kumandalı 6 silah istasyonu gönderileceğini açıklamıştı. Almanya, CIA’nın Beşar Esad’a karşı Suriyeli isyancıları eğittiği Ürdün’e bile silah satışı yaparak nasibini almıştı.
Alman silah yapımcıları, Kuveyt’e bomba atar, Umman’a makineli tüfek, Birleşik Arap Emirliği’ne havan topu, makineli tüfek ve mermiyle Cezayir’e 4x4 askeri kamyon ve telsizler gibi savaş teçhizatı göndermek üzere düzenleme ve sözleşmeler yapmıştı. Alman makamlarının, Beşer Esad karşıtı savaşçıların kriz bölgesine gitmelerini desteklediği de ortaya çıkmıştı.
PEGİDA-IŞİD
Ülkelerinin selâmeti için uzaktan tedbir almayı düşünen Alman yetkililer, Avrupa’nın birçok ülkesinde faaliyetlerini sürdüren IŞİD çetesinin en yoğun örgütlendiği ülkeler arasında Almanya’nın bulunduğunu anlayabilmişlerdir sanırım. IŞİD çetelerinin Almanya ve Avusturya’nın Tirol bölgesini üs olarak kullandığına dair Batı basınında haberler bile çıkmıştı.
Yıllarca yabancı düşmanlığını yapanları sessizce izleyen ve Türklere hakaret edenleri, evlerini yakanları cezalandırmak yerine kovuşturmaya bile almayan Alman yetkililer, PEGİDA gibi hareketlerin gelişmesine fırsat vermişlerdi.
Avrupa’da merkez üs olarak Almanya’yı kullanan IŞİD’in Avrupa sorumlusu, Suriye ve Rojava’da iki yıl savaşan ve yaralandıktan sonra Almanya’ya gelen bir Alman vatandaşıdır. Çetenin, Almanya’nın Frankfurt, Main ve Düsseldorf gibi şehirlerinde faaliyet yürüttüğü Alman basınının haberleri arasında yer almıştı.
Bavyera Eyalet Kriminal Dairesi’nin açıklamasına göre Radikal İslamcıların yurt dışına çıkışları onaylanmıştır. Terörle Mücadele Birimi Şefi Ludwig Schiergrofer, “Burada ana fikir, toplumumuzun korunmasıydı” demiştir. Gelinen noktada bu uygulamalardan vazgeçilmesi tartışıladursun “Cihatçıların pasaport ve hüviyet cüzdanlarına el konulması”nın bile gündemde olduğu belirtilmişti.
Alman Başbakanının demeçleri
19’uncu yüzyıldan beri Orta Doğu’ya olan ilgisini sürdüren Almanya, 20’nci yüzyılın her iki dünya harbi sonunda da bu bölgeden nasibini alamamıştır. Yine de Irak, Suriye, Mısır ve Arabistan Yarımadası’ndaki gelişmelere kayıtsız kalamayan Almanya, Irak’ta ortaya çıktıktan sonra Doğu Akdeniz’e uzanan ve Afrika’ya sıçrayan IŞİD örgütlenmesini önlemeye çalışmaktadır.
Başbakan Angela Merkel, Irak Kürt Bölgesel Yönetimine (IKBY) yapılacak silah yardımına ilişkin, “Ya risk almayıp hiçbir şey göndermeyecek ve terörün yayılmasını kabul edecektik ya da IŞİD’e karşı çaresiz ve cesurca kıt malzemelerle savaşanları destekleyecektik” şeklinde bir demeç vermişti.
Merkel Batı basınında çıkan demecini, “IŞİD her gün sınırları aşan bir hâkimiyet sergiliyor Irak ve Suriye’de. Almanya’nın yarısından büyük olan bir alanda hareket ediyor. IŞİD saflarında savaşan Avrupalıların sayısının dört haneli bir rakam olduğu tahmin ediliyor. Bu savaşçıların ülkelerine geri dönmeleri durumunda güvenlik tehlikesi yaşanabilir.
IŞİD’in büyümesi durdurulması lazım. NATO ve AB’de buna karar verdik. Alman hükümeti olarak önceliğimiz ilk önce kaçışta olan yüz binlerce kişinin acılarını hafifletmek. Şimdiye kadar Erbil'e 150 ton yardım malzemesi gönderdik. Uzun vadeli çözüm için siyasi çözüm gerekiyor. Ayrıca teröristlerin kendileri için güvenlik alanı oluşturmalarını engellemek için bir şans var” sözleriyle sürdürmüştür.
Kaygı veren gelişmeler
İslamofobik davranışlar, alaycı demeç ve karikatürler kaygı vericidir. Demokrasi havarisi geçinen ve kültürlü, sakin, devlet anlayışı oturmuş diye bildiğimiz İsveç bile Filistin devletini ilk tanıyan ülke olmasına rağmen Filistin bayrağını terör örgütleri bayrakları arasında göstermeye başlamıştır. Avrupalı için en büyük tehlikenin yabancı düşmanlığı ve İslamofobi olduğu kesin de biz bunu nasıl sileceğiz?