17’nci yüzyılda Viyana kapılarında yaşadığımız hüsran, Avrupa’dan çekilmemizin
başlangıcıdır. 18’inci yüzyılda toprak kaybı devam eder. 1878 tarihli Berlin Kongresi,
Osmanlı hükümranlığındaki Slav tebaanın çoğunun İmparatorluk’tan kopmasına neden olur. 1
Borç batağına saplanmış bir ekonominin başına 1881’de Düyun-u Umumiye belâsı çöker
ve İmparatorluk hazinesi iflâs eder. 2 20’nci yüzyıl ise Osmanlı İmparatorluğu’nun çözülme
dönemidir. Dün kovulduğumuz Avrupa’dan bugün AB’ye almalarını bekleyebilir miyiz?
Trablusgarp’a saldıran İtalyanlar, Osmanlı donanmasının müdahale etkisini kırmak ve
deniz gücünü başka bölgeye angaje etmek amacıyla Kızıldeniz’de faaliyete geçerler. Libya
topraklarına asker çıkarırlar. 3
1. 1911’de Libya topraklarının Osmanlı Devleti’nin elinden çıkması, bugün için bizim Libya
petrol yataklarından koparılmış olduğumuz anlamına gelmektedir. Afrika’nın kuzey
sahillerinden çekildiğimiz 20’nci yüzyıl başlarında Ege adaları da elimizden alınmış, bir plan
gereği Yunanistan’a verilmişti.
2. İngilizlerin Basra, Kızıldeniz ve Irak topraklarını işgal etmesi üzerine Kerkük ve Musul’u
kapsayan petrol bölgesi Osmanlıların elinden alınmıştı.
3. Bir yıl sonrasıyla başlayan Balkan Harbi üzerine Osmanlı tebaası, Anadolu’ya göç etmiş,
devletin maliye ve iskân politikası sarsılmıştı. I. Dünya Harbi’nin Romanya, Makedonya ve
Galiçya cephelerindeki çarpışmalar, Romanya petrol yataklarının da elimizden çıkmasına
neden olmuştu.
4. 1917 Ekim Devrimi ile iktidarı ele geçiren Bolşeviklerin 1922’de Sovyetler Birliği’ni
kurmaları, Osmanlı Devleti’nin Kafkas petrolüne veda etmiş olması anlamına gelmiştir.
Görüldüğü üzere İmparatorluğun borç batağına itilmesini, Osmanlı tebasının Anadolu’ya
sürülmesi ve petrol bölgelerinin Osmanlı yönetiminden koparılması izlemiştir.
BOP (Büyük Ortadoğu Projesi)
I.Dünya Harbi’nden sonra Afrika’nın kuzey sahillerinden Nil Vadisi’ne, DoğuAkdeniz’den
Arap Yarımadası ve Dicle Fırat Havzası’na kadar fırtınaların estiği coğrafyada bu kez
‘Afrika’nın bahar rüzgârları’ estirilecekti…
Milenyum kapanmadan önce İran ve Irak tokuşturuldu. Biri çatladı, diğeri kırıldı. Aslında
kırılan insanlardı. 1991’de Irak kışkırtılarak Kuveyt’e saldırtıldı, sonra da hizaya getirildi.
Yüz binlerce insan hayatını kaybetti. Türkiye’nin ‘bir koyup beş almak’ hayali kursağında
kaldı.
Sovyetler Birliği çökmüş, Türk Cumhuriyetleri açığa çıkmıştı. ‘Adriyatik’ten Çin Seddi’ne
kadar’ klişe lâflarla işi götürmeye kalkıştık. Bir plan ve programımız olmadığından ‘Türk
Cumhuriyetleriyle bütünleşme’ umudumuz suya düştü. Cemaat okullarını başımıza
sardırdılar. Afrika’nın yoksul ülkelerinin çocuklarına da “Türkçe öğretiyoruz” başlığı altında
zehirli tarikat fikirlerini aşıladılar. Türkiye’nin 15 Temmuz 2016’da muhatap olduğu darbe
girişiminden sonra bu okulların üzerinde fırtına gibi estik ve kapattık. Avrupa ve ABD de ise
halen faaliyetlerini sürdürüyor bu okullar.
Yeni milenyumda Irak ikinci kez hızardan geçirildi. Nükleer çalışmalarından ötürü İran’a
sopanın ucu gösterilmeye başlandı. Çin ve Rusya, İran’ın yanında yer aldı. Tesis ve
faaliyetlerini denetime açmayan İran’a müdahale beklenirken Mısır’da kör topal işleyen
demokrasiye son verilerek insanlar katledildi.
Suriye, Afrika rüzgârının etkisine girdi. Suriye ordusu ayaklanmayı bastırmakla uğraşırken
İran ve Rusya Federasyonu tüm dünyaya karşı Suriye’yi desteklemeye başladı, halen de
devam ediyor. Rüzgârın merkezinde olmasa da sağa sola posta koymaya çalışan Türkiye,
olayı küçük sıyrıklarla atlattı. Rüzgâr fırtınaya dönüşerek Ukrayna’yı vurdu.
Proje, Amerikan işgaliyle gerçekleştirilmeye çalışılmış, giderek artan iç çatışmalar Irak
petrolünün ABD kontrolü altına girmesine neden olmuştur. Kurnaz Batı, önce Yunanistan’ı
sonra Güney Kıbrıs Rum Yönetimini AB’ye alarak kendi bayrağını Ege ve Akdeniz kıyılarına
dikmek suretiyle sınırlarını Doğu Akdeniz kıyılarına kadar uzatmıştır.
Art niyetler;
19’uncu yüzyıldaki Fransız devlet adamı Guizot hatıratında, “…Avrupa’da güç dengesini
sürdürmek için Osmanlı İmparatorluğu’nun olduğu gibi bırakılmasına müsaade edilmesini”
belirterek “…ancak zamanla veya olayların gelişmesiyle İmparatorluk bölünür veya bir
vilayet İmparatorluk’tan ayrılırsa, bu vilayetin yeni ve bağımsız bir devlet halini almasını
sağlamak gerekir. Böylece bu devletler, ileride devletler ailesi arasında bir yer işgal ederek
yeni Avrupa dengesinin parçası olabilirler. Fransa için uygun olan ve kanımca uygulanması
gereken siyaset de budur.” şeklinde söz etmektedir. 4
ABD ve AB, PKK’nın üzerinden ‘terör örgütü’ etiketini kaldırmadan biz ‘aktivist’ dedik.
Irak’ın kuzeyinde Kürt devleti kuruldu. Şimdi Türkiye sınırları içinde bu devletin devamı
kurdurulmak isteniyor. Kıbrıs Rum kesimini kendi egemenliği altına alarak Doğu Akdeniz’i
kontrol altına alan AB, sınırlarını Suriye arazisi üzerine yaymak istemekte ancak Suriye’de
konuşlanmış Rus gücünden şimdilik çekinmektedir.
Yarının yöneticileri olacak gençler! Dünün ve bugünün olaylarını çok iyi tahlil etmeniz
gerekiyor. Türkiye ne yazık ki, böcekle çiçekle, birtakım hadis açıklamalarıyla, paralel devlet
yakıştırmalarıyla ve Bakan’dan Bakan’a göre değişen ama özü aynı olan laik eğitimin dışında
eğitim programlarıyla yönetilmeye çalışılıyor. Milli tarihimiz, paralel tarih uydurmasıyla
tahrip ediliyor, Atatürk ve kurucu kadro küçük düşürülmeye çalışılıyor. Şu bilinmelidir ki,
Atatürk ilkelerine, Cumhuriyet değerlerine kimse zarar veremeyecektir
Yazık, boşa sarf edilen enerjiye, yazık boşa geçen zamana!
1 “Osmanlı İmparatorluğu’nda Avrupa Mali Denetimi-Düyunuumumiye”, Donald C. Blaisdell, Doğu Batı
Yayını, Çeviren: Ali İhsan Dalgıç, İstanbul Matbaası 1979, s: 27
2 Ortaylı, İlber, “Osmanlı İmparatorluğu’nda Alman Nüfuzu”, Mart 2006, s: 148)
3 Genelkurmay, ATASE Başkanlığı Yayınları, “Birinci Dünya Harbinde Avrupa Cepheleri”, 1996
4 “Osmanlı İmparatorluğu’nda Avrupa Mali Denetimi-Düyunuumumiye”, Donald C. Blaisdell, Doğu Batı
Yayını, Çeviren: Ali İhsan Dalgıç, İstanbul Matbaası 1979, s: 44, (Guizot, Hatırat, 5’inci cilt)