Suriye’de askeri varlık gösteren İran, gelişmeleri çok yakından takip etmiş, hatta bir ara açıktan asker göndereceğini bile belirtmişti. Ancak İran’ın Suriye üzerinden ABD üs ve birliklerine ve Suriye üzerinden İsrail’e yaptığı ve yapacağı her saldırı ABD’nin bir karşı harekâtıyla karşılaşmıştı.
Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke vilayetinde bir üsteki ABD güçlerine Kasım 2024’te İran roket saldırısı düzenlemişti. Ardından ABD Merkez Komutanlığı Suriye'deki "İran bağlantılı noktaları" hedef alan hava saldırıları düzenlemişti. Kuzey Suriye’den başlayıp güneye inen HTŞ ilerlemesinin Suriye’ye hâkim olması durumunu frenlemek için İran, açıktan asker göndermeye niyetlenmiş, ancak yine ABD tarafından engelleneceği ve bu olayın toplumda bir kırılmaya yol açacağı endişesiyle vaz geçmişti. Irak’tan Suriye’ye geçmeye çalışan milisler ise ABD’nin hedefi olmuştu. Topluma açıklanması zor ve çok önemli olan konu ise, ekonomik krizin de etkisiyle mali kaynakların İran dışında, hem de İran’a sınırı da olmayan Suriye, Lübnan ve Yemen gibi yerlerde harcanmasına tepkilerin yüksek düzeyde olmasıdır.
Gelişmeler üzerine ABD’den demeçler
Suriye'de 27 Kasım'da rejim karşıtı silahlı gruplar ile Beşşar Esed güçleri arasında çatışmalar yoğunlaşmıştı. Gruplar, 30 Kasım ile 7 Aralık tarihleri arasında Halep, İdlib, Hama ve Humus gibi en büyük illerde üstünlük kurmuştu. Başkent Şam'a 7 Aralık'ta girmeye başlayan gruplara halk kitlelerinin de destek vermesiyle rejim, Şam ve diğer birçok bölgede kontrolü tümüyle kaybederek çökmüş, Baas Partisinin 61 yıllık iktidarı sona ererken, rejim lideri Esed başkentten kaçmıştı. Öte yandan, Suriye Milli Ordusu da aralıkta başlatılan Özgürlük Şafağı Operasyonu'nun ilk gününde Tel Rıfat ilçe merkezini terör örgütü PKK/YPG'den kurtarmıştı. Operasyonda Münbiç ilçesinin de kurtarılmasıyla, Fırat Nehri'nin batısındaki en büyük terör yuvasına
dönüşen bölge PKK/YPG'den temizlenmişti. ABD’li sözcü Miller, günlük basın toplantısında, Suriye'de çöken rejim sonrası yaşanan gelişmelerle ilgili basın mensuplarının sorularını yanıtlayarak, “HTŞ'nin terör örgütleri listesinden çıkarılması ihtimaline ilişkin yeni gelişme olmadığını, HTŞ'yi hedef alan mevcut yaptırımlar dışında bu konuda açıklayacağı yeni bir durumun da bulunmadığını ifade etmiştir. 2018'de, HTŞ'nin Yabancı Terör Örgütleri listesine alındığını belirten sözcü, "HTŞ'den bazı umut verici açıklamalar duyduk, ancak HTŞ'nin ileriye yönelik adımlarını takip edeceğiz” demiştir
Mevcut durum
Suriye’deki her grup olayları kendi ilkelerine, çıkarlarına ve pozisyonlarına göre biçimlendiriyor. Bu nedenle doğru bir tespit yapabilmek ve gerçekleri görüp tartışmak giderek zorlaşıyor ve kontrolden çıkıyor. İsrail birlikleri, Golan Tepelerindeki Hermon Dağı’nda kontrol sağlamış ve tampon bölgede geçici varlık göstermeye başlamıştır. Durumdan vazife çıkarmaya devam eden İsrail, Suriye’deki askeri üsleri bombalamış, Rusya ise, Suriye'nin Dera vilayetindeki iki stratejik tesisi İsrail'e devretmiştir. Suudi el-Arabiya kanalının haberine göre devredilen tesisler arasında Tel el-Hara Dağı'ndaki stratejik bir gözlemevi de bulunuyor. SDG kontrolündeki Kamışlo Havalimanı'na da eş zamanlı saldırı düzenlenmesi dikkat çekmiştir. ABD Dışişleri
Bakanlığı Sözcüsü Mathew Miller, ülkedeki patlamalara ilişkin “Esad’a ait kimyasal silahların bulunduğu depolar imha edildi” demiştir.
Al-Mayadeen'in haberine göreyse, İsrail ordusu Suriye'nin Akdeniz kıyısındaki Lazkiye Liman'nda Suriye Donanmasının gemilerine de saldırı düzenlemiştir. Banliyölerdeki Yafur bölgesinde de hava saldırıları yapılmış, Suriye ordusunun hava savunma tesisinin imha edildiği iddia edilmiştir. Hedef, askeri kapasiteyi azaltmaktır.
Avrupa’nın Suriye’ye bakışı
Avrupa’da Suriye politikaları yeniden şekilleniyor. Almanya, İngiltere, İsveç, Hollanda ve birçok ülke Suriyelilerin iltica başvurularını askıya aldı. Avusturya ise sınır dışı planını gündeme getirdi. Suriye'de ABD-İsrail destekli terör gruplarının kontrolü ele geçirmesi, Avrupa ülkelerinde mülteci politikalarını yeniden gündeme taşımıştır. Çok sayıda Avrupa ülkesi, Suriyelilerin iltica başvurularını geçici olarak dondurma kararı almıştır. Almanya, Avusturya ve Yunanistan’ın ardından İngiltere, İsveç, Finlandiya, Danimarka, Norveç, Hollanda ve Fransa da benzer kararlar almıştır. Özellikle Avusturya, bu konuda en ileri adımı atarak Suriyeli göçmenleri ülkelerine geri gönderme planını duyurdu.
Sonuç
Suriye’nin kuzeybatısından başlayıp 12 gün süren bir ilerleme ile Başkent Şam’a ulaşılmış ve Esad yönetimi devrilmiştir. İktidar tahtına kurulan yeni yönetim, İsrail’in bu süreçte Suriye’nin bütün savunma güç ve kaynaklarını tahrip ettiğini tasavvur etmiş miydi? Ülkenin savunması elinde Kalşnikov bulunduran kişilere mi kalacaktır? Bu ağır faturayı yoksul Suriye halkı ödeyecek, ama çok uzun bir süreçte gerçekleşebilecek olan yeniden yapılanma karşısında daha da fakirleşecektir.