Suriye’de rejim çöktü. Yeni hükümet kurulana kadar silahlı bireyler, örgütler, rejim artıkları
küçük otoriteler oluşturacaklardır. Hapishanelerde tutulan çok sayıdaki hükümlü ve tutuklu iş
ve ekmek imkânlarının olmadığı bir ortama salındı, serbest bırakıldı. Bu kişiler her türlü
yağma, soygun, hırsızlık olaylarının potansiyel failleri olacak, kargaşa bir süre devam
edecektir. Kamu otoritesinin tesisi zor teşekkül edecektir.
İran’ın durumu
İran, özellikle son bir yıldan beri nükleer tesis ve çalışmaları dolayısıyla ABD’nin
uyarılarına ve ekonomik yaptırımlarına maruz kalırken İsrail’in ağır tehdit ve hatta hava
saldırılarına maruz kalmıştır. Bu saldırılar, Suriye sahasındaki İranlı generallere, İran
sahasında Devlet Başkanı’na ve bazı askeri üslere yönelik olmuştur.
Arap Baharı’nın İran, İsrail’e karşı ilk defa bir füze saldırısı düzenlemek suretiyle genel bir
tepki göstermiş ve İran halkının devletine güvenini tazelemek istemiştir. İran yönetimi
kendisini buna mecbur kabul etmiştir. Libya ve Irak liderlerinin arkasından Suriye liderinin ve
Baas rejiminin yıkılmasını sıranın kendisine geldiğinin işareti olarak gören İran yönetimi,
radikal kararlar almakta da zorlanmaktadır.
İran’ın kararlarında geri adımlar
1. İran'da zorunlu başörtüsü kuralını ihlâl gerekçesiyle 13 Eylül 2022'de gözaltına
alınan Mahsa Amine’nin polis nezaretinde hayatını kaybetmesiyle başlayan gösteriler
yaklaşık dört ay sürmüş ve 500'den fazla kişi hayatını kaybetmişti. Olayların yatışmasından
bir süre sonra Tahran gibi metropol kentlerde bazı kadınların kamuya açık alanlar, alışveriş
merkezleri, kafe, banka, okul ve sokaklarda başörtüsüne riayet etmediği gözlenmiş, bu durum
ülkedeki radikal muhafazakâr siyasetçilerin tepkisine yol açmıştı.
2. İran’da Tesettür Yasası olarak bilinen “Aileyi desteklemek için iffet ve tesettür
kültürünün teşviki” kanununun 13 Aralık’ta yürürlüğe girmesi bekleniyordu. Ülkedeki
reformistler yasa taslağına tepki göstermiş, hükümetin başındaki reformist siyasetçi Mesud
Pezeşkiyan’dan söz konusu yasanın önüne geçmesini istemişlerdi.
3. İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammed İslami, ülkesinin nükleer faaliyetlerinin
şeffaf ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) gözetiminde gerçekleştiğini söylemiştir.
İran resmi haber ajansı IRNA'ya göre, kabine toplantısı sonrası basın mensuplarının soruları
şöyle yanıtlanmıştır:
"İran'ın nükleer programı ve rotası bellidir. Şeffaf ve barışçıldır. Tüm faaliyetlerimiz, UAEA
denetimi altında ve Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması (NPT)
kapsamındadır"
Uranyum zenginleştirme seviyesinin program kapsamında maksimum yüzde 60 olarak
belirlendiğinin dile getirildiği toplantıdan sonra, "Farklı hedeflere göre farklı zenginleştirme
oranlarının bulunduğu, önemli olanın, verimliliği artırabilecek makinelerin planlar arasına
alındığı şeklinde açıklama yapılmıştır.
4. İran Devrim Muhafızları Ordusu Komutanı Hüseyin Selami, Esed rejiminin
yıkılmasından sonra Suriye'de İran'ın silahlı varlığının kalmadığını söylemiştir. Suriye'deki
son gelişmeler ve İran'ın takip edeceği askeri stratejinin ele alındığı kapalı toplantıdan sonra,
“Esed rejiminin düşüşüne kadar İran'ın askeri danışmanları ve güçlerinin Suriye'de
bulunduğunu belirten Selami, ancak an itibarıyla İran'ın Suriye'de herhangi bir askeri
varlığının olmadığı” açıklaması yapılmıştır.
Yorumlama
İran, bu konularla ilgili büyük tedirginlik yaşamaktadır. Sonuçta dikta yönetimleri, halkın
tepkisi, ABD baskısı, İran korkusu gibi sebeplerin kendisine de dokunacağını hissetmiştir.
İran’da da bugün mollaların yönetimi, özellikle kadınlar üzerinde, üniversite gençliği üzerinde
gerçekten ağır bir baskı uygulamaktadır.
Arap Baharı gibi fırtınaların kendisine isabet etmeden saltanatını sürdürmek isteyen mollalar
yönetimi, birçok kararda itidale yönelmiş, özellikle de Suriye’den elini ayağını çekmiştir.
Suriye’nin alacağı yönetim şeklinin bundan sonra İran’ı etkileyeceği kaçınılmaz olacaktır.