SON DAKİKA
reklam
reklam

Sarıkamış Kuşatma Harekâtı sonrası (Bölüm-II-)

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 21 Aralık 2024, Cumartesi - 13:37   Okunma Sayısı:

22 Aralık 1914 günü başlayan Sarıkamış Kuşatma Harekâtı’nın hemen başında 10’uncu Kolordu Komutanlığına atanmış ve kuşatma kolunun dış kanadında bulunan kolordusuyla Kaleboğazı-Oltu üzerinden harekâta katılmıştır.

Kendisine Oltu’dan itibaren Barduz üzerinden Sarıkamış’a çark etmesi emredildiği halde kolorduya Kosor-Allahüekber Dağları üzerinden geniş bir manevra yaptırmış, bu yüzden de 4-5 günlük çok kıymetli bir sürenin kaybedilmesine neden olmuştur. Sarıkamış yenilgisinde Hafız Hakkı Paşa’nın payı büyüktür. 3’üncü Ordu, Sarıkamış muharebelerinden gücünü tamamen kaybetmiş şekilde çıkmıştır. 

 

İran’da bir harekâta girişme fikri

Türk sefer planları arasında Kuvve-i Seferiyeler (Özel Görev Kuvvetleri) ile İran’da ve İran’dan geçerek Türkmenistan ve Dağıstan bölgelerine yönelen bir harekât planı yoktur. Bu konuyu Enver Paşa kendisi düşünmüş, Almanlar da ses çıkarmamıştır. İran’a yapılacak bir harekâtın olumlu bir sonuç vermeyeceğini Türk ordusundaki Alman komuta heyetinin ve Alman yüksek komuta kademesinin bilmemesi mümkün değildir.

Böyle bir harekâtın Kafkas cephesine mümkün olduğu kadar fazla sayıda Rus kuvveti bağlayacağı ve Kafkasya’dan Avrupa cephesine kuvvet kaydırılmasının önleneceği düşüncesiyle Almanların ses çıkarmadıkları söylenebilir.

 

Kuvve-i Seyyare’nin hazırlanması

İstanbul Merkez Komutanı Yarbay Halil Bey’e (sonradan paşa olmuştur) 3 Aralık 1914 günü 5’inci Kolordu’dan mürettep bir tümenin komutası altında başka bir harekât alanına gideceği emredilmiştir.

Tümenin ilk kafilesi 11 Aralık 1914 günü Haydarpaşa’dan trenle hareket ettiği vakit tümen komutanı İran’a gitmekte olduğundan başka bir bilgiye sahip değildir. Halil Bey 15 Aralık günü Erzurum Köprüköy’de bulunan Başkomutan Vekili Enver Paşa’dan şu emri alır:

 

“Vazifeniz, İran’da Tebriz üzerinden Dağıstan’a yürüyerek orada genel bir isyana esas olmak ve Rusları hazar Denizi batısına geri sürmek ve yürüyüş esnasında Rus demiryolunu, telgraf hatlarını (özellikle Bakü-Tiflis hattını) tahrip etmek ve hareketiniz sırasında yoldaki aşiretleri Ruslar aleyhine muharebeye kışkırtmak ve yöneltmektir.”   

 

Tümen karargâhı 20 Aralık 1914 gününe kadar teşekkül edememiş, yolda tamamlanmıştır.  9 Şubat 1915’te Hasankale’de ordu karargâhına gelen 5’inci Kuvve-i Seferiye Komutanı, tümenin Çakmak-Hancıgaz-Güllü-Sigürlü köylerinin çevrelediği bölgede konaklama emri almıştır. 23 Şubat 1915’te bu bölgede eğitime başlayan tümen, 5 Mart 1915 günü253 subay ve 12.927 erden oluşan bir mevcuda ulaşmıştır.

5’inci Kuvve-i Seferiye’nin İstanbul’dan Erzurum’a kadar takriben iki ay devam eden yürüyüşteki zayiat ve vukuatı şöyle olmuştur:

 

Birlikle beraber giden hasta (970’i ayak vurgunu)     2.708 kişi

Birlikle beraber gidemeyen hasta                               1.040    “

Firar                                                                            1.041    “

Ölüm (49 hastalıktan 39 donmadan, 16 sair sebep)      102    “

Donma olayları, özellikle Erzurum’dan harekette Deveboynu mevkiinde tipiye tutulan 40’ıncı Piyade Alayı ile topçu taburundan olmuştur.

 

 

1915 yılı olayları

Ocak 1915 içinde mevzi çatışmalar şeklinde devam etmiş ve yine kayıplar verilmiştir. 3’üncü Ordu Komutanı Hafız Hakkı Paşa, 31 Ocak 1915 günü tifüs hastalığına yakalanmış ve yatağa düşmüştür.

2 Şubat 1915 günü Harbiye Nezareti’ne yazdığı bir raporda “Halen ordunun muharip personel mevcudunun 9’uncu Kolordu da dahil olmak üzere 12.000’e yükseldiğini, bu mevcudun Mart 1915 sonlarında 25.000’i bulacağını bildirerek ordunun tam mevcuda çıkarılması için düşüncelerini ayrıntılı olarak arz etmiş ve bu arada kolorduları 1/3 seferi mevcuda çıkarabilmek için 50-60.000 ere ihtiyaç olduğunu bildirmiştir.

Hafız Hakkı Paşa 5 Şubat 1915 günü vefat etmiştir. Cenazesi Erzurum Kars Kapısı dışına, halen Şehitlik olan mahalle defnolunmuştur.

1915 yılı içinde Ermeni olaylarını da zikretmek yerinde olacaktır. Bir ordu büyük çaplı harekât icra ederken bazı Ermeni aşiret ve fanatikleri ordu geri bölgesini tehdit eden sabotaj, yağma ve tahrip olayları yaratmıştır. 3’üncü Ordu’dan iki piyade tümeni, sonraki dönemde Irak cephesine gönderilmiştir.

 

Sonuç:

Binlerce vatan evlâdını kaybettiğimiz I. Dünya Savaşı’nda Ruslara karşı Doğu Anadolu’da verdiğimiz mücadele bir yiğitlik göstergesidir. General Fahri Belen, “Tarihte hiçbir ordunun mevcudunun % 90’ını kaybettikten sonra yerinde direndiğine dair örnek bulmak güçtür.” demiştir.[1]

Yenilginin sebepleri arasında kış şartları, hastane yetersizliği, hastalık ve firarlar olduğu gibi komuta kademesinin yetersizliği, Almanların gidişatı kendi istedikleri yöne çekmesi, bu yöndeki gelişmelere müdahale etmemesi, Ermenilerin İsyanı gibi nedenleri de katmamız yerinde olacaktır.

Tüm şehitlerimize rahmetler diliyorum. Nurlar içinde yatsınlar. O dönemde firar edenler bugün yaşıyor olsalardı ne anlatırlar, aile fertlerinin yüzüne nasıl bakarlardı merak ediyorum.

 

[1] Fahri Belen, “Birinci Cihan Harbi’nde Türk Harbi, 1914 Yılı Hareketleri”, Gnkur, Basımevi, 1964, s: 197

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam