SON DAKİKA
reklam
reklam

Tezatlar ülkesinden

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 22 Aralık 2024, Pazar - 11:53   Okunma Sayısı:

***Sağlık Bakanı: “Her aile üç çocuk yapmalı” demiş. Aynı Bakanlık çocuk ölümlerinden
sorumlu tutuluyor. Garip değil mi?
***Dış ülkelere ihraç ettiğimiz kimyon, kuru incir, Antep fıstığı, susam tohumları, mandalina
gibi ürünler yapılan kontrollerde Salmonella bakterisi taşıdığı gerekçesiyle sınırdan geri
çevriliyor. Yurdumuza tekrar getirilen sebze ve meyveler imha edilecekmiş. İmha edilme
şeklinden, yerinden, tutulan tutanaklardan vaz geçtim; bu zarar kime yazar?
*** Ülkemizde sanat eserlerine karşı duyarsız olduğumuz üzerine aramızda bir sohbet
başlamıştı. Sordum:
---Tarihi eserlerin, örneğin bir çeşmenin üzerine neden yazı yazılır?
---Risksiz olduğu için… Sahibi yok, kovalayanı yok, cezası yok…
*** Cenaze konvoyu geçiyordu, trafik tıkandı. Konumuz ‘cenaze’ olmaya başladı. Ben söze
girdim: İstanbul mezarlıklarında “sınıf ağlayıcıları” olduğunu söyledim. Örneğin; birinci sınıf
ağlayıcı, en çok ağlar ve en büyük bahşişi alır. İkinci sınıf ağlayıcı daha az ağlar ve daha az
bahşiş alır gibi… Konu ağlamakla ilgili olduğundan züğürt adam yine söze girdi:

Ne diyim de ağlayım
Ölü bizim olmayınca.
Kötüler tükenir mi,
Üçer beşer ölmeyince.

***Yahudiler gelir ve Hz. İsa’ya en ağır sözleri söylerler. Hz. İsa ise onlara sakin bir şekilde
karşılık verir. Bunu yadırgayanlara da,
---Herkes kendi içinde taşıdığı değerlere göre konuşur. der.
***Yaşlı hanım inmek için kapıya yöneldiği esnada pervasızca yatan yaratığın (!) uzattığı
ayaklarına çarptı. Sendeledi, koluna girenlerin yardımıyla düşmekten son anda kurtulmuş
oldu. Yaratık uyandı, bozulmuştu bu duruma…
---Yürürken nereye bakıyorsun sen?
---Senin ayaklarına…
*** Cep telefonları yaygınlaşmaya başlamıştı. Bir gün vapurda telefonla konuşmamı
dinleyen yolcuya “sen şimdi Boğaz’ı seyret, ben sana sonra anlatırım” diyesim gelmişti
içimden…
O gün için işitsel olan bu olay cep telefonu ekranlarına yazılan mesajlarla görsel şekle
dönüşmüştü. İnternette bulduğum güzelliğe bakın, otobüste mesaj atarken telefonumun
ekranına bakan amcaya gencin sözleri:
---Amca, eklemek istediğin bir şey varsa söyle, onu da yazayım!
Haa, dur delikanlı o adamın yerine ben söyleyeyim de, sen yaz şimdi:
İzmir Körfezi’nin kirliliği TBMM’de gündem oluyor. Herkes bugünkü durumu konuşuyor.
Oysa olumsuzluğun kökleri dünde yatıyor. Küçücük bir körfezin etrafı binlerce insanın
barındığı yapılarla dolu. Körfez çevresine ulu orta ruhsat verilmesine kimler sebep oldu?
Tonlarca atığın nereye gittiği hesaplandı mı? Benzer olaylar Ergene Nehri’nin suyu, Saros

Körfezi’nin durumu, Gediz, Menderes, Sakarya, Fırat, Dicle, Kızılırmak, Yeşilırmak, Seyhan,
Ceyhan Nehirlerinin havzaları için de düşünülüyor mu?
***Aşiret düğününü sollayan görgüsüzlük
Aşiret düğünleri takı ve para takma gösterisiyle bilinir. Bilmem kaç kilo altın, şu
kadar para vb… Bu kişiler hangi inancın sahibidirler? Devletin maliye memuru oraya
gitmiş midir? Veya “servetin şu kadarı devlete vergi olarak ödenmelidir” demiş midir?
Ya da düğün sahipleri beyanda bulunmuş mudur? Geçtiğimiz hafta yoksul insanların
gözüne sokarcasına görgüsüzlük örneği bir aşiret düğünü daha gördük ekranlarda.
Bunların hepsine pabucunu ters giydirecek bir gelişme daha oldu. Bir oryantal dans
sanatçımıza eşinden 40 milyon TL’lik araç hediye edilmiş. Olay yurt dışında olmuş.
Maliyemiz bu olayı tetkik ediyor mudur, ilgili kişinin vergi borcu var mıdır? Bu aracın
vergisini hangi ülke belirleyecektir?

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam