SON DAKİKA
reklam
reklam

Karikatürize edilmiş gerçekler

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 6 Ocak 2025, Pazartesi - 00:05   Okunma Sayısı:

Kediler konsorsiyumu
Gündemi açıyorum. İlk görüşeceğimiz konu “Tavukçuluk sorunları”
---Yav biz kediyiz. Tavukçulukla ne ilgimiz var?
---Çevresel ve küresel sorunlara yabancı kalamayız.
---Evet, Minnoş doğru söylüyor. Biz kediyiz. Önce kendi sorunlarımızı yatıralım masaya.
Memlekette fare kalmamış, protein ihtiyacımızı karşılayamıyoruz. Sürekli bu küçük yuvarlak
suni yemlerle besleniyoruz. Üstelik kargalar da yemlerimizi çalıyor.
---Nasıl fare yok? Her yer fare dolu. Yeteneksizliğini mi anlatmak istiyorsun?
---Köpeklerin tırmanma kabiliyeti yok. Onlar karnını doyuruyor da biz mi doyuramıyoruz.

*** *** ***

Sahte davranışlar
I.Churchil, Avam kamarasında konuşurken, muhalif partiden bir kadın milletvekili
Churchil’e seslenir:
---Eğer karınız olsaydım, kahvenizin içine zehir karıştırırdım. Churchill, oldukça sakin
kadına döner ve,
---Hanımefendi, eğer karım siz olsaydınız, o kahveyi seve seve içerdim.
Hanımlara karşı bu tür yalakalıklar bazen de şekil değiştirerek karşımıza çıkabiliyor.
Burada da kantarın topuzu fazlaca kaçmış.
---Senin için ölürüm.
Atma Debreli Hasan, seni denemeye kalkalım gel! Sen bu sözü söyledikten bir ay sonra
kıtır kestiğin bu hanım böbreklerinin iflas ettiğini ve böbreğe ihtiyacı olduğunu belirtse….
Senin hemen bir hastalığın çıkacak ve bu yüzden böbreğinin sana lazım olacağını
söyleyeceksindir. Hani sen hayatını vermeye hatta ölmeye hazırdın. Şimdi böbreğini bile
veremiyorsun?

*** *** ***

Akım diyecekken…
Kulaklarının büyüklüğüyle ünlü Galile’ye hasımlarından biri
---Efendim, kulaklarınız bir insan için biraz büyük değil mi?
---Doğru, benim kulaklarım bir insan için biraz büyük, ama seninkiler bir eşek için fazla
küçük sayılmaz mı?
Trende cak cak çiklet çiğniyordu. Birkaç gez göz göze geldik, ama anlamak istemedi.
Sonra çenesi mi yoruldu nedir, çikletini çıkardı ve sonradan çiğnemek üzere kafasındaki
türbana yapıştırdı.

*** *** ***
İngilizceyi iyi bildiğini söyleyen kişi tanışmak için fırsat arıyor olsa gerek;
---Adın your name?

*** *** ***

---Sana bir şey sorduğumda cevap ver!
---Ne söyleyeyim anne?

---Sus, bana cevap verme!

*** *** ***
Dilsiz yaratıkların başına gelenler

Yavru keçi
Anne olmaya hazırlanan bir keçi… Her zamanki gibi doğmak üzere olan güneşi bekliyor.
Belki yeni bir oluşum için tabiat da sıkıntı çekiyor. Gecenin gündüz olması, aydınlığın
doğması bir sancıyla oluyorsa anne adayı keçi gözlerini göğe dikmiş, sık sık soluyarak
kendisini rahatlatmaya çalışıyor.
O meşum gün, muazzam bir sıcaklık ve çevrede hareketlilikle ağılın dışına çıkarılıyor.
Hane halkı pılısını pırtısını toplamış ağlaşarak ve hayvanlarını “deh”leyerek evini terk etmeye
başlıyor. Karnının açlığına ve karnındaki yavrusunun ağırlığına bakmadan anne adayı keçi de
patikadan aşağıya doğru süzülüyor. Gidiş, yürüyüşten ziyade koşmaya başlayınca keçi için
daha da sıkıntılı anlar başlıyor.
Düzlüğe indiklerinde insanlar temin ettikleri araçlarla bildikleri güvenli yollardan daha
emin yerlere gidiyorlar. Bir vatandaşımız, gruptan ayrılarak geri dönüyor. Ateşin yaşamı
zorladığı yerde anne keçi doğum yapmış, yavru keçi neler yaşayacağını bilmeden bekliyor.
Bu hayırsever vatandaşımız ağlayarak yavrunun yanına gidiyor ve onu seviyor.
Daha anne sütünü bile tadamadan doğar doğmaz annesini kaybeden bu yavrunun yine şansı
yok… 7-8 ay sonra belki de kesilecek.
Kaplumbağa
Muhtemeldir ki, ayakları yanmış olan bir kaplumbağaya bir genç, kendine ait şişeden su
veriyor. Yüksek ısının vücuduna verdiği hararet, su içen kaplumbağayı kendisinden geçirmiş.
Kaplumbağa suyu içerken onu seyretmek bile insana mutluluk veriyor.

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam