(Kürtlerin kışkırtılmasına gidiş Bölüm II)
İngiltere’nin bölgedeki tesiri, özellikle I. Dünya Savaşı sonrasında gözle görülür hale gelmiştir. Rusya’nın 1917 Komünist İhtilâli’ni müteakip bölgeden çekilmesi savaş galibi İtilâf Devletlerinin patronu durumunda olan İngiltere’ye bölge coğrafyasını istediği gibi tespit etme imkânını vermiştir. Şeyh Mahmut olayı bu dönemde önem arz eder.
Kukla devlet
1 Kasım 1918’de Irak’ta Şeyh Mahmut liderliğinde kurulan kukla devlet, Şeyh Mahmut’un İngiliz çıkarlarına ters düşmesi sonucu ortadan kaldırılmıştır. İngiltere, bölgede “Kürt” adı verilen unsurları çıkarları doğrultusunda kullanacağı hususunda ümitsiz olmamıştır. Asıl önemli konu, Osmanlı İmparatorluğu’nun tasfiyesi olduğuna göre ümidini kırmamakta da direnecektir.
30 Ocak 1919’da Lloyd George, Paris Konferansı’nda Kürt meselesini gündeme getirerek konferans metnine “Ermenistan, Suriye, Mezopotamya, Kürdistan, Filistin ve Arabistan Osmanlı Devleti’nden tamamen ayrılmalıdır” maddesini koydurmuştur.”
Lloyd George’nin bu teşebbüsü, 10 Ağustos 1920 tarihinde imzalanan Sevr Antlaşması’nın 62, 63, 64’üncü maddelerinde daha da belirginleşmiştir. Böylece bölgede kukla bir Kürt devletinin kurulması için önemli bir adım atılmış olmuştur.
Petrol sahasının sınırları çiziliyor
İngiltere savaşın sonunda bu bölgeleri ele geçirmiştir. Sözü edilen geniş alan, Mezopotamya daha doğrusu Musul petrol sahasıdır. Bu işgal, Türkiye ve Rusya arasında bir tampon devlet yaratma gayretinden başka bir şey değildir.
Mütareke sonrasında ve Milli Mücadele yıllarında İngiltere’nin Kürtlerle ilgili sürdürdüğü yoğun çalışmalar, Robeck’in Llloyd George’e gönderdiği raporlarda açıkça görülür. Diğer taraftan Seyyid Abdülkadir başkanlığında merkezi İstanbul’da olmak üzere kurulan Kürt Teavün ve Terakki Cemiyeti ise İngiltere tarafından finanse edilmiştir.
Cemiyetler
İstanbul’da Türk aydınları arasından sempatizan toplayabilmek amacıyla “İngiliz Muhipler Cemiyeti”, Ermeni-Kürt işbirliğini sağlayabilmek amacıyla da “Hoybon Cemiyeti” gibi oluşturulan legal kuruluşlar, İngiltere’nin teşvik ve yardımlarıyla faaliyete geçmişlerdir. Ayrıca Hürriyet ve İtilâf Fırkası’nın bazı şubelerine ve mensuplarına da el atılarak İngiltere hesabına kazanılmıştır.
Kürt Teavün ve Terakki Cemiyeti’nin birçok şubesi, başlangıçta merkezi otoritenin sarsılması üzerine İstiklâl savaşı arifesinde Anadolu’nun muhtelif yerlerinde kurulmuş olan ve istilâ ordularına karşı bölgesel savunmaya matuf faaliyetlerde bulunan diğer milli cemiyetlerden farklı değildir.
Cemiyetin ismindeki Kürt kelimesi bir milliyet tanımlamıyor, bölgenin Türk halkı kastediliyordu. Bu kuruluşun içindeki fanatikler, ihanetlerini daha sonraki çalışmalarında da göstermişler, milli birlikten yana olanlar ise Atatürk’ün saflarında yer almışlardır.
İç karışıklıklar
İngiltere, gerek Milli Mücadele yıllarında gerekse Cumhuriyet döneminde çeşitli bölgelerimizde çıkan karışıklıkların hazırlayıcısıdır. Milli Mücadele yıllarında yaşanan büyük çaplı olaylar; 11 Mayıs 1919’da Midyat, Nusaybin ve Ömerkân bölgelerinde çıkan Ali Batı Olayı ve 1920 Koçgiri İsyanı’dır.
Cumhuriyet ve sonrasında sınırlarımızın dışında Irak’ta meydana gelen Şeyh Mahmut Berzenci Hadisesi’ni dile getirebiliriz. Yurt içinde ise; Musul Meselesi’nin görüşülmesi sırasında 1924 yılında Çal, Oramar, Çölemerik ve Habur Suyu bölgelerindeki karşıklıkları, 1925 yılında Raçkoyan ve Raman, 1925 Şeyh Sait ve 1926-1930 Ağrı İsyanlarını sayabiliriz.
İngiliz subayları istihbarat elemanlarıdır
Milli Mücadele yıllarında bir yandan Kuzey Kürdistan üzerinde çalışmalar yapan Binbaşı Noel’in faaliyetleri görülürken diğer yandan Erzurum’da İngiliz temsilcisi olarak bulunan Albay Rawlinson’un benzer faaliyetler içinde bulunduğu ve kendi makamlarına raporlar sunduğu bilinmektedir.
A.Rawlinson’un 4 Mart 1922 tarihinde yazdığı ve 17 Mart’a kadar Sömürgeler Dairesi memurlarınca zapta aldırdığı rapor ve tutanaklarda Anadolu’daki Kürt İsyanlarına İngiliz desteği sağlanması ihtimallerinden söz edilmektedir.
Rawlinson, doğu bölgeleriyle ilgili raporunda müsait durumdaki her Türk’ün doğu ve batı cephelerinde seferber edilmiş olması sebebiyle Kürtlerin Anadolu’nun doğu bölgesinde çoğunluk haline geldiklerini, bölgedeki Türk karakollarının Kürtlerce düzenlenen baskınlara maruz kaldıklarını zikretmiştir.
Raporun başka bölümlerinde ise Rawlinson, Kürt liderlerinin durumlarından hoşnut olmadıklarını, Türklere düşmanlık beslediklerini, az bir para ya da silah karşılığında ikna edilebileceklerini, böylece her Kürt reisinin kendi bölgesindeki Türk karakol ve garnizonlarına saldırabileceklerini zikretmiştir.
Rawlinson muhtemel bir Kürt İsyanı’nda Oltulu Recep Paşa’nın Erzurum’u ele geçirebileceğini, Eleşkirtli Hüseyin Paşa’nın Karakilise ve Beyazıt’ı, halihazırda isyan durumunda olan Dersim Kürtlerinin de Erzincan’ı ele geçirebilecek durumda olduklarını beyan etmiştir.