SON DAKİKA
reklam
reklam

Biçareler ve delilikler

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 14 Ocak 2025, Salı - 00:07   Okunma Sayısı:

Tatil rehavetiyle anlatayım
Tatilden erken dönmek ne demek? Dönsene be adam pazar akşamı! Neden dönüş günü
cumayı seçiyorsun? Ben de aşağıdaki fıkra gibi çalışmanın provasını yapıyorum.
İki deli hastaneden kaçmak için plan yapar, ertesi sabah tüneli kazdıktan sonra kaçarlar. Yirmi
dakika sonra geri gelirler. Diğerleri sorar:
---Niye geri geldiniz?
---Bugün provasını yaptık yarın kaçacağız.
Aslında eşimle birlikte otobüsün kalabalık olacağını, her kafadan bir ses çıkacağını,
istediğimiz yerde duramayabileceğimizi düşünerek özel aracımızla gitmeyi tercih etmiştik.
Şimdi okuyacağınız fıkra tatil rehavetinin devam ettiğini göstermiyor mu?
Hastanede bir gün delileri akıl testi için laboratuvara toplamışlar. Doktorlardan biri tahtaya
otobüs resmi çizmiş. Deliler binmeye çalışıyormuş, ama biri hariç doktorlar yanına gelip
sormuş.
---Sen niye binmiyorsun?
---Otobüs tıklım tıklım doldu. Ben taksiyle gidecem.
Hadi bu da son olsun. Doktorlar aralarında anlaşıp iki deliyi salmaya karar vermişler. Son
defa yapacakları test nedeniyle delileri çağırmışlar. Masanın üzerindeki iki kavanozdan birine
canlı hamam böceği diğerine zeytin koymuşlar.
Deliler kavanozları görünce hemen masanın yanına koşmuşlar. Delilerden biri zeytinlere
diğeri böceklere koşmuş. Böcekleri yiyen diğer arkadaşına seslenmiş.
---Oğlum gel önce bunları yiyelim. Bunlar kaçıyor, zeytinler yerinde duruyor.
*** *** ***

Son zamanlarda çok konuşulan Türkiye’de adaletin zayıf işlediği hususu vardır. Bununla
ilgili bir fıkra anlatalım: Kadının birisi kadı’nın karşısında ağlaya dövüne anlatmaya başlar:
---Kadı Efendi, benim kocam hırsızdı. Oraya buraya girer, şunu bunu çalar, nafakamızı
çıkarırdı. Geçenlerde hekim Seyit Efendi’nin evine girmek istemiş. Evin balkonuna ip atmış,
tırmanırken parmaklık kırılınca kocam düşüp ölmüştür. Hekim Seyit Efendi’den şikâyetçiyim.
Eğer kocam hırsızlık yaparken yakalansaydı iki üç ay ceza alıp kurtulacak ve canından
olmayacaktı. Hekim Seyit Efendi balkonunu çürük yaptırdığı için kocam düştü ve öldü.
Kanına kan isterim. Kadı, kadını haklı bulmuş.
---Hekimi asın! Hekim Seyit Efendi koşup gelmiş.
---Kadı Efendi, kabahat bende değil, balkonun parmaklığını yapan marangoz
Alâaddin’dedir. O çürük yapmıştır. Kadı kararını değiştirmiş.
---Parmaklığı çürük yapan marangoz Alâaddin’i asın! Bu kez marangoz çıkıp gelmiş.
---Aman kadı efendi, kabahat bende değil. Ben parmaklığı balkona çivilerken aşağıdan bir
kadın geçiyordu. Başında o kadar güzel bir yeldirme vardı ki, gözüm ona daldı. İyi
çivileyememişim. Kadı onu da haklı bulmuş
---Kadını bulup asın! Kadın da kendisini savunmuş:
---Efendim, kabahat bende değil, yeldirmeyi boyayan boyacıda. O kadar güzel
boyamasaydı, marangozun gözü kalmazdı. Kadı son hükmünü vermiş.

---Boyacıyı yakalayın, evin kapısına asın! Bir süre sonra zaptiyeler koşup gelmişler:
---Kadı Efendi, boyacının boyu çok uzun, kapı da çok alçak. Adamı oraya asamıyoruz. Kadı
Efendi’nin tepesi atmış:
---O halde kısa boylu bir boyacı bulup asın!

*** *** ***

Seçim meydanında politikacı bağırıyormuş:
---Biz koltuk düşkünü değiliz. Biz mevki makam istemiyoruz. Biz size hiçbir şey vaat
etmiyoruz. Dinleyenlerden biri dayanamamış:
---O halde ne bağırıyorsun?
Bu politikacı uygunsuz bir zamanda sert kayaya çarpmış. Talih ondan yana da olabilirdi.
Bununla bağlantılı olarak esasen padişahın kızını alan Damat Rüstem Paşa için söylenmiş söz
ne derece doğru olabilir?

Olacak bir kişinin baht-ı kavî talihi yâr
Kehlesi dahi mahallinde anın işe yarar

(Bir kişinin talihi iyi gidecek olursa eğer, başındaki biti dahi işe yarar.)

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam