Tabiat ile iç içe olmak, tarihi yudumlamak, her yörenin insanıyla buluşup konuşmak…
Kendi topraklarımızda dopdolu yaşamak, ne güzel bir şey!
Umurbey Beldesi
Umurbey, Bursa’nın Gemlik ilçesine bağlı bir beldedir. Celâl Bayar, 1883’te Umurbey’de
doğmuştur. Celâl Bayar, 1967’de Umurbey’de bir vakıf kurarak müze ve bir kütüphane inşa
ettirmiştir. Bu müze ve kütüphanede Bursa ve Ege Bölgesinde kendisinin de öncülük ettiği
Kuva-yı Milliye Hareketi’nin ve Kurtuluş Savaşı’nın anlatılmasını istemiştir.
Beldede ayrıca bir sinema ve sergi salonu bulunmakta, sinema salonu tiyatro gösterileri için
kullanılmaktadır. Celâl Bayar, vasiyeti üzerine müzenin bahçesine defnedilmiş, daha sonra
naaşı devlet tarafından 1990 yılında yaptırılan Anıt Mezar’a nakledilmiştir.
Celâl Bayar Anıt Mezarı ve etrafındaki geniş park, Celâl Bayar Vakıf Müzesi, Kütüphanesi
ve Atatürk-Bayar heykeli Umurbey’in Meydanı’nda yer almaktadır. Meydanın yukarısında
Celâl Bayar’ın 1883 yılında doğduğu 19’uncu yüzyıl müze evi görülebilir.
Mudanya Ateşkes Antlaşması
26 Ağustos 1922 tarihinde başlatılan Büyük Taarruz ile Anadolu toprakları Yunan
işgalinden kurtarılmıştır. Bununla birlikte Türk Ordusu İstanbul, Boğazlar ve Doğu Trakya
Bölgesine yönelmiştir.
Doğu Trakya’da Yunan askerleri, İzmit ve Çanakkale’de İngiliz askerleri, İstanbul’da ise
İtilâf devletlerinin askerleri vardır. Yunan birlikleri İzmir’e sürülmüştür. Daha sonra Türk
birlikleri Çanakkale ve İzmit’e yönelince burada bulunan İngiliz askerleri ile çatışma riski
ortaya çıkmıştır.
Türkler ve İngilizler arasında sorunların yaşandığı bu dönemde İtilaf Devletleri TBMM’ye
çağrıda bulunmuşlardır. Görüşmeler 3 Ekim 1922’de Mudanya’da başlamıştır. Bu
görüşmelerde TBMM’yi İsmet İnönü temsil etmiştir. Ancak bu görüşmeler sırasında Refet
Paşa ve Fevzi Paşa’da bulunmuştur. Fransa’yı General Charpy, İngiltere’yi General Harington
son olarak da İtalya’yı General Mombelli temsil etmiştir. General Mazarakis ve Albay
Sariyanis’i göreve göndermelerine rağmen onlar görüşmelere katılmamışlardır.
Antlaşma 11 Ekim 1922 yılında imzalanmıştır. Bu sayede İstanbul ve Doğu Trakya
savaşılmadan kurtarılan yerlerden olmuştur. Bu görüşmelerde amaçlar; ateşkes olmasını
sağlamak, Yunan kuvvetlerinin çekilecekleri çizgiyi saptamak ve Yunanlıların boşaltacağı
yerlere TBMM memur ve jandarmasını yerleştirmektir.
Mudanya Mütareke Evi
Türk Kurtuluş Savaşı’nı sonlandıran Mudanya Mütarekesi’nin imzalandığı tarihi ev bugün
müze olarak kullanılmaktadır. Rus asıllı tüccar Aleksandr Ganyanof’a ait olan ev, Mudanyalı
iş adamı (şeker kralı) Hayri İpar tarafından satın alınarak onarılmış ve 1937 yılında Mudanya
Belediyesi’ne bağlı bir müzeye dönüştürülmüştür.
1959 yılında Eski Eserler Genel Müdürlüğü’ne devredilen bina, bodrum ve çatı katı dışında
2 katlı ahşap bir evdir. 19’uncu yüzyıl sonlarının mimari yapısındadır. Arsa alanı 800
meterekare, bina alanı 400 metrekaredir. 13 odası ve 2 büyük salonu vardır. Birinci katta
mütarekenin imzalandığı salon ve görüşmelerde Türkiye’yi temsil eden İsmet İnönü’nün
çalışma odası, üst katta İsmet Paşa ve yaverlerinin yatak odaları yer almaktadır.
İsmet Paşa’nın çalışma odasında Paşa’nın savaştan sonra katıldığı bir antlaşmada şartlarının
kabul edilmediğini görünce “Gerekirse savaşırız!” deyip yumruğunu vurarak ikiye böldüğü
mermer masa sergilenir. Mütareke dönemine ait eşyaların korunduğu evde o döneme ait
fotoğraflar ve belgeler sergilenmektedir.
Tirilye’deki gezimiz
Adının nereden geldiğine dair birkaç söylenti olmakla birlikte en öne çıkanı Tirilye’nin,
Mudanya’nın fethinden sonra (1321-1330 arasında) Osmanlılar tarafından ele geçirilmiş
olması ihtimalidir.
Fetihten sonra da Rumların oturmaya devam ettiği bu güzel yöreye II. Bayezid döneminde
İstanbul’dan 30 hane Türk getirilerek yerleştirilmişti. O dönemlerde zeytin ve zeytinyağı
dünyaca tanınmış, ipekböcekçiliği, şarap üretimi ile balıkçılık da önemli uğraşlar arasında
sayılmış...
Yunanistan’ın 1920–1922 arasında Bursa ve çevresini işgal altında bulundurduğu dönemde,
Kral Konstantin tarafından ziyaret edilen (Eylül 1921) Tirilye, 13 Eylül 1922 günü Türk
ordusunun gelmesi ile işgalden kurtarılmıştır.
Kurtuluş Savaşı sonrasında beldenin Rum halkından bir bölümü kendiliğinden, bir bölümü
de Lozan’da varılan “Mübadele Anlaşması” gereğince Yunanistan’a göç etmiştir. Onların
yerine Selanik ve Girit’ten gelen Müslüman-Türk göçmenler beldeye yerleştirildi. Ayrıca
Selanik, Usturumca, Dedeağaç, Serez, Tikveş, Karacaovalı ve Bulgaristan’dan gelen bazı
göçmenler de bölgeye yerleştirilmiştir.
1963’te “Tirilye” adı kaldırılarak yerine "Zeytinbağı" adı verilmiştir. 2011’de ise
Zeytinbağı ismi kaldırılmış ve beldenin ismi tekrar “Tirilye” olmuştur.
Gezi sonucunda
Aslında geziye çıkarken kafileye anlatacaklarımı haritama işaretlemiş ve ders notu olarak
yanıma almıştım. Daha gezilecek çok yerin ismini yer darlığından burada zikredemedim. Eski
Türk Mezarlığı, Rum Mezarlığı, diğer kiliseler vb… Bir de Milli Mücadele yıllarında
yaşananlar var tabii. Bunları da daha sonra bölümler halinde yazmayı düşünüyorum.