SON DAKİKA
reklam
reklam

Barışa yönelim

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 22 Ocak 2025, Çarşamba - 10:25   Okunma Sayısı:

Türkiye siyaseti gergin bir dönemden geçiyor. Güneydoğu sınırımızın ötesi veya güneyi kanayan yaralı bir bölgedir. Her gün yeni olaylara, yeni toplantılara sahne oluyor, devamlı temsilciler geliyor, görüşmeler oluyor.  PKK’nın arada bir de olsa faaliyeti görülebiliyor. Yarının yönetici, bilim adamı ve politikacıları olacak üniversite öğrencileri yurt dışına kaçıyor.

7,5 yıl görev yaptığım Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde terörün yarattığı etki nedeniyle kısıtlı bir yaşam sürdürdük. Gencecik fidanlar vatanın namusu için toprağa düştüler. Bu topraklar uğruna şehit düşenler mezarlarında rahat yatıyorlar mıdır acaba? Şehitlikleri mezarlıkları gezin, sessiz çığlıkları duymaya çalışın. Sönmüş ocaklara gidin, şehit çocuklarının o mahzun hallerini görün. “Beyefendi” dediğiniz adamın çizdiği tablodur bu durum.

Paşabahçe mezarlığında şehit olanların bayraklarını her bayramda kimse namazdan çıkmadan önce ütülenmiş haliyle yenilerim. Şimdi mezarın yanına gitmeye utanıyorum, birisi mezarından “Bunun için mi hayatlarımızı feda ettik?” diyecek kaygısıyla…

 

İnsanımızın tavrı

    İnsan odaklı siyasetten ne anladığımız gayet açık şekilde ortaya çıkıyor. Bütün bunlar yetmiyormuş gibi kişiler birbirlerini ya şerefsizlikle itham ediyor ya da hakaret dolu sözlerle tahkir ediyor. Siyasetçilerimiz de bu gidişata uygun şekilde hareket ediyor, birbirlerini rencide edici sözler sarf ediyor, tazminat davaları açıyor.

    Bazı politikacılar ise, daha başka türlü hareket ederek proje üretmekten ziyade üstü kapalı şekilde terörün savunuculuğunu yaparak özerklikten söz ediyor, sonra da çark ediyor. Hâlâ Türkiye partisi olduğunu kavrayamayan DEM’in yöneticileri teröristlerle yakın bulunmaya son veremedikleri gibi bir de TBMM çatısı altında pervasızca sözler edebiliyorlar. Daha önceden de bu baskı hareketleri sonucunda açlık grevleriyle bazı köşe başlarını da tutabilmişlerdi.

 

Siyasetçilerin yaptıkları

    Bugünün siyasetçileri bol vaat içeren nutuklarla rakip gördükleri partileri karalıyor, işsizlik ve yoksulluğu da bu kazanın içine atarak kaynatmaya çalışıyor. Hatta çalıştaylar ve toplantılar tertipleyerek birtakım çalışmalar yaptılarsa da sonuçlarını alamıyorlar.  

    Ülkemizin bir bölümü sancılıdır. Zaman zaman şehitlerimiz oluyor. Fidan gibi oğullarını kaybetmiş ailelerin yanında bizler sadece o gün olabiliyoruz. Başsağlığı dilemek ve onlarla hemhal olmak için devlet büyüklerimiz şehit cenaze törenlerine gidiyor. 

 

Eksildiler

    Bu ülke ne çektiyse anlaşılması zor kavramlardan ve her partiden çok sayıda kişinin zamansız açıklama yapmasından çekmiştir. Bir zamanlar parti liderlerinin açıklamaları bir yerlere çekilince veya başka bir anlam yüklenince işin sarpa saracağını anlayan bazı açıklama heveslileri türemişti.

    Bunlar ağlama ekipleri ve saz gruplarını oluşturmaya başlamıştı. Ben de espri olsun diye parti kadrolarında küçük bir değişiklik yapılmasını ve “Düzeltme Ana Bilim Dalı Başkanlığı” ihdas olunmasını teklif etmiştim (!).

Partisindeki falanca kişinin destursuz veya kontrolsüz söylediği abuk sözleri “Aslında şunu demek istemişti…. Böyle anlaşılması gerekir… Kastedilenin şu olduğuna inanıyorum…” şeklinde açıklamalar yaparak nice zahmetlere katlanan ve irad ettiği nutukla anlamamıza yardımcı olan (!) insanlar vardı bir zamanlar. Sağ olsun, şimdi de yenileri türedi ve bizim anlamamıza (!) yardımcı oluyorlar.

Hatta son olarak DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, geçtiğimiz günlerde Diyarbakır’da yaptığı bir açıklamada “Ya barışı inşa edeceğiz ya da her yer Gazze olacak" açıklamasında bulunmuştu. Tülay Hatimoğulları o ifadelerine ilişkin “Diyarbakır’da yaptığım açıklama bazı kaynaklarca, çarpıtılmıştır. Belli ki barış istemeyen bazı kaynakların bu tarz dezenformasyonları devam edecek. Bu kaynaklara biz buradan diyoruz ki savaşı körükleyecek, barış karşıtı hareketlere hiçbir şekilde girilmemelidir" demek suretiyle konuşmasına açıklık getirmiştir...

    Bu kişiler, her ne kadar bizim için cümle kurmakta maharetlerini zorluyorlarsa da, sonuca odaklı çalışma yapmaktan ziyade boş konuşuyorlar. Açıklama yapmaktan hem çeneleri yorulmuyor hem de ülkemize zaman kaybettiriyorlar.

 

Terörün bitmesi

Terörü bugün bitirmek, doku veya organlarda kanserin ilerlemesini durdurmak gibi bir şey getiriyor aklımıza... Metastas yapacağını düşünenler bile vardır. 70 yıl önceki Dersim mazlumlarının ağıtlarına, bugün de Kürt gençlerinin 20-30 yıl sonraki hesaplarını karıştırmak isteyenler de çıkabilir. Bunlar bir dereceye kadar normal karşılanabilir.   

    Bunlarla uğraşmak yerine kuruluş döneminin ilk uygulamalarını tenkit etmekten vaz geçmeliyiz. Arşivlerin bir an önce açılarak eğrinin doğrunun ortaya konulmasının daha gerçekçi olacaktır. Yoksa ayaküstü verilen demeçlerin ve her uzatılan mikrofona üflenen içi boş sözlerin halkın bilgilenmesinde kirlilik yarattığı, bazı fanatik grup ve çevreleri eyleme geçirebileceği her zaman mümkün olabiliyor…

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam