SON DAKİKA
reklam
reklam

ABD için uzak olmayan hedefler

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 27 Ocak 2025, Pazartesi - 00:07   Okunma Sayısı:

ABD Başkanı ikinci kez seçilerek tahtına oturdu. Saltanatını birtakım tehdit ve şantajlarla
sürdüreceğe benziyor. Daha iktidara gelmeden önce Danimarka ve Meksika ile ilgisini ortaya
koydu.
Meksika Devlet Başkanı
Meksika Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum, ABD Başkanı Donald Trump'ın "Yakında
Meksika Körfezi'nin adını Amerika Körfezi olarak değiştireceğiz" sözlerine ilişkin olarak,
"Bu bölgeye Amerika Körfezi diyorlar, bizim için hala Meksika Körfezi'dir ve tüm dünya için
de böyledir." demiştir.
Sheinbaum ise, "ABD'nin kıta sahanlığına karşılık gelen bu bölgeye Amerika Körfezi
diyorlar, bizim için hala Meksika Körfezi'dir ve tüm dünya için de böyledir." ifadesini
kullanmıştır. ABD ile göçmenler konusunda kısa sürede diyalog kurulmasını arzu ettiklerini
dile getiren Sheinbaum, "Benim görevim, bu büyük halkın temsilcisi olmaktır. Bu nedenle
ABD ile ilişkilerimizde eşitlik temelinde hareket edeceğiz ve her zaman ABD’de
yaşayan Meksikalıları savunmaya devam edeceğiz. Diyalog ve iş birliği için zamanın
geldiğine inanıyoruz." dedikten sonra ABD’den sınır dışı edilecek Meksikalılara destek
sağlamak amacıyla 2 bin 610 hukuk uzmanı ve 1773 görevlinin yer aldığı ekip
oluşturulduğunu ifade etmiştir.
Danimarka hükümeti
ABD Başkanı Trump, 23 Aralık 2024'te Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda,
Grönland'ın ülkesinin kontrolünde bulunması gerektiğine ilişkin söylemini yineleyerek,
Ada'nın mülkiyeti ve kontrolüne sahip olmanın "mutlak zorunluluk" olduğunu savunmuştu.
Trump'ın bu sözleri, Grönland yetkilileri başta olmak üzere birçok kesimin tepkisini çekmişti.
Danimarka hükümeti, ABD ile siyasi bir çatışmaya girmekten kaçınması nedeniyle,
Trump'ın güvenlik endişelerini ele alarak Grönland'ı ele geçirmekten vazgeçirmek istiyor.
Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen, Trump ile yüz yüze görüşmek istediğini ve
Trump’ın Ada’yı zorla ele geçirmeye çalışacağına inanmadığını belirtmiştir.
Başbakan Mette Frederiksen,
**Trump’ın, Grönland’ın kontrolüne sahip olmanın “mutlak bir zorunluluk” olduğunu
söyleyen ve Grönland’ı ABD topraklarına katmak isteyen ve küresel ticaretin dar boğazı
Panama Kanalı ile Grönland’ı kontrol edebilmek için asker kullanabileceğini ima eden
Trump’a “Biz satılık değiliz” cevabını vermek istiyor.
**Bu konuda Danimarka savunma harcamalarını arttıracağını söylüyor.
Başbakanı Mette Frederiksen, Trump'ın, Ada'yı satın almak yerine, Ada'daki Amerikan askeri
varlığının artırılması da dahil Ada'da güvenlik tedbirlerinin arttırılmasını teklif etmiştir.
Panama Kanalı olayı
Trump, 23 Aralık’ta verdiği demeçten sonra 8 Ocak'ta, Panama Kanalı ile Grönland'ı
kontrol edebilmek için asker kullanmayacağı konusunda taahhütte bulunup bulunmayacağıyla
ilgili soruya, "Hayır, bu ikisi hakkında (asker kullanmayacağım konusunda) size güvence
veremem. Belki bir şeyler yapmamız gerekebilir. Ekonomik güvenliğimiz için bunlara
ihtiyacımız var." yanıtını vermişti.
Panama Kanalı'nın ABD ordusu için inşa edildiğini ancak bugün Çin tarafından işletildiğini
savunan Trump, "Panama Kanalı ülkemiz için hayati önem taşıyor. Biz, Panama Kanalı'nı
Panama'ya verdik ancak bugün Çin tarafından işletiliyor. Biz bunu Çin'e vermedik."
açıklamasında bulunmuştur.

Panama Devlet Başkanı
Panama Devlet Başkanı Jose Raul Mulino, "Kanalımızın egemenliği müzakere edilemez.
Kanalı kontrol eden tek güç Panama'dır ve öyle olmaya devam edecektir." ifadelerini
kullanmıştı.
Panama Dışişleri Bakanı Javier Martinez-Acha da Panama Kanalı'nın ülkesinin tam
egemenlik mücadelesinin bir parçası olduğunu belirterek, "Panama Kanalı, geri dönüşü
olmayan bir olaydır." değerlendirmesini yapmıştır.
Yorumlama
Üç hafta önce verilen demeçler daha sonra daha da katmerli hale dönüşmüştür. Gerçekleşir
mi derseniz, öncelikle ekonomik ambargo, kısıtlama ve Amerikan deniz kuvvetlerinin baskı
ve tacizleriyle tehditlere zemin hazırlanacaktır. Bugün için Amerika’nın Çin ile rekabetini
bilmeyen yoktur.
ABD dışındaki Batı dünyasının giderek daha fazla Çin malı elektrikli araçlar, akıllı
telefonlar ve Çin malı güneş panelleri kullanması ABD’yi tedirgin etmekte ve Çin’i kontrol
altına almayı amaçlamaktadır.
Pekin’deki yetkililer ise, rüzgâr ve güneş enerjisi gibi kaynaklardan enerji üretme
kapasitesinin ABD ve müttefiklerinin Tayvan’la ilgili bir çatışmada ya da Japonya, Hindistan
veya Filipinler gibi ülkelerle rekabet halindeki toprak taleplerinde petrol ve doğalgaz
kaynaklarını engellemesi durumunda ekonomiyi ayakta tutması için gerekli olduğunu
düşünmektedir.
İşte bu gibi gerekçeler ABD’nin dünya hâkimiyeti siyasetiyle ters düşmektedir. Amerikan
tehditlerinin devam edeceği ağırlıklı olarak muhtemeldir.

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam