SON DAKİKA
reklam
reklam

VERGİ DENETİMLERİ GÜNDEMDE

Köşe Yazarı: Zafer ÖZCİVAN   Eklenme Tarihi: 28 Ocak 2025, Salı - 14:50   Okunma Sayısı:

Devletin tek gelir kaynağı olan vergi gelirlerinin adil bir şekilde dağıtılması gerekir. Bu bağlamda verginin adaletli bir şekilde verilmesi de bir vatandaşlık görevidir. Ödenen vergiler devlet tarafından vatandaşın ihtiyacı olan birimlere harcanacaktır. Bu vergiler yol, su, elektrik, sağlık hizmetleri, eğitim hizmetleri vd. gibi hizmetler olarak vatandaşlara geri dönecektir.

Vergi adaleti ise vergi yükünün mükellefler arasında adil bir biçimde dağıtılmasıdır. Vergi adaletinde baz alınacak faktörler çeşitlilik gösterebilir. Toplumun inançlarının ekonomik ve sosyal yapısının dikkate alınması gerekir. Vergi gelirleri gelir dağılımına uygun olarak yapılanması esasına dayanmalıdır. Buna göre geliri yüksek olandan daha çok vergi alınması, devlet hizmetlerinden faydalanma oranı da esas alınmalıdır.

Vergi çeşitleri oldukça fazla olduğundan bu konuyu daha sonra ele alacağız ama sadece iki grup olarak ele alabiliriz.

*Dolaylı vergiler veya vasıtalı vergiler

*Dolaysız vergiler veya vasıtasız vergiler

Dolaylı vergiler beyan esasına dayanır. Bir şekilde kazanç elde eden gerçek ve tüzel kişiler belirli dönemlerde kazançlarını devlete beyan ederek kazanç miktarı üzerinden vergi ödemekle yükümlüdürler. Ülkemizde dolaylı vergilerin beklenen düzeyde toplanamadıkları bir gerçektir, sık sık yapılan vergi afları da vergi ödemelerini aksatmaktadır. Yani mükellef nasıl olsa af çıkabilir diye ödemesini öteleyebilmektedir. Vergi affının amacı devletin paraya ihtiyaç duyduğu dönemlerde vergi af çıkarırken toplanamayan vergilerin hızlıca tahsil edilmesini esas almaktadır. Cumhuriyet döneminden bu yana yaklaşık iki yılda bir vergi affı çıkması, vergisini zamanında ve hakkıyla ödeyen mükellefler tarafından olumsuz yorumlara neden olmaktadır. Kendilerinin cezalandırıldıkları veya zamanında ödemekle zarara uğradıkları düşüncesi hâkim olmaktadır. Özellikle enflasyonun yüksek olduğu dönemlerde para değeri hesapları yapılmaktadır.

Çok uzun yıllar serbest ticaret yaptığım dönemde vergilerimi tam ve zamanında yatırarak bu yükümlülüğümü yerine getirmeye çalıştım. Ancak sektördeki bazı kimseler tarafından yapılan yorumlardan bahsetmeden geçemeyeceğim. Örneğin bizim inançlarımıza göre faiz haramdır. Buna bağlı olarak bazı mükellefler “bankadan alınan faizin tekrar devlete vergi olarak ödenmesi “haram değildir. Şeklinde idi. Yorumu sizlere bırakıyorum.

Vergi denetimleri eskiden gezici maliye memurları tarafından bire bir kontrol yöntemiyle yapılmaktaydı. Bugün ise her işlem online olduğu için kontroller de online olarak gerçekleşmektedir.

Ücretlilerde hepimizin bildiği üzere maaşından vergisi kesilerek verilmekte olduğundan onların vergi adaleti söz konusu değildir. Ekonomi yönetimi gerekli gördüğü dönemlerde vergilerde değişiklik yapmaktadır ve bu doğru bir yaklaşımdır. Örneğin uzun yıllardan bu yana beklenen asgari ücretlilerden alınan vergi geçtiğimiz yılbaşında kaldırılmıştır. Bir de yıllık cirosu 240.000 TL ye kadar olan küçük esnaflar için defter tutma zorunluluğu kaldırılarak vergi muafiyeti sağlanmıştır. Bu gruba giren küçük esnaf sayısı yaklaşık 850.000 civarındadır. Bir de doğal afetler akabinde çıkarılan ve ülkemizde 1999 depreminden hemen sonra yürürlüğe giren deprem vergisi olağan dışı bir vergi türüdür. Uzun yıllar önce (Tansu Çiller döneminde) serbest kazanç elde edenler için peşin vergi sistemi devreye girmiştir. Her mükellef geçen yılda ödediği matrahın belli bir oranı ölçeğine göre vergi ödemesi esas alınmıştır.

Ülkemizde maalesef vergi adaleti kavramı gelişmemiştir. Ödenen toplam vergilere bakıldığında ücretlilerin işletmelerden daha çok vergi ödedikleri görülmektedir. Bu bağlamda bakıldığında yeni bir vergi yapısının ihtiyaç olduğu gerçeğiyle hükümet tarafından yeni bir vergi paketi açıklanmıştır. Ve bazı vergilerin yükseltilmesi de içinde bulunduğumuz ekonomik koşullar gereği normal karşılanabilir. Ancak her zaman olduğu gibi bu dönemde de ekonomik yükün büyük bölümü dar ve sabit gelirlilere yüklenmemelidir. Sıkı para politikası ile birlikte sıkı maliye politikası da devreye alınmalıdır. Yani bir takım devlet harcamalarına sınırlama getirilmeli, silinen vergiler tekrar tahsil edilmelidir. Hazırlanan tasarruf tedbirlerinden 120 milyar TL tasarruf beklenirken büyük şirketlerin 686 Milyar TL vergi borcunun affedilmesi hesap ve mantık dışıdır.

 Dolaysız vergiler ise tüketiciden direk alınan vergilerdir. Burada beyan veya gerçek veya tüzel kişi olmasına bakılmaksızın uygulanan vergilerdir.

Özel tüketim vergileri ise başlı başına irdelenmesi gereken bir dolaysız vergi türüdür.  Çünkü zengin fakir veya kazanç sahibi olan veya olmayan ayırımı yapılmaksızın bu vergi tahsil edilmektedir. En bariz örnek araçlardan alınan ÖTV olarak değerlendirilebilir. Araçlarda araç değerinin yarısı kadar vergi alınan gruplar mevcuttur. Araç satın alan her vatandaş gelir seviyesine bakılmaksızın bu vergiyi ödemekle mükelleftir. Sigara, alkol ürünleri, akaryakıt, telekomünikasyon gibi ürünler de bu gruba dahildir.

Dolaysız vergiler yaptığımız her alışveriş için geçerlidir ve farkında olmadan vergi ödemiş oluruz.

Ülkemizde 21 Eylül 2021 de uygulamaya konulan düşük faiz politikası ile birlikte gelen ve halen devam eden yüksek enflasyon, alım gücünün düşmesi, hayat pahalılığının artması, döviz kurların yükselmesi dolayısıyla ekonomik olarak halkın geçim sıkıntısı çekmesine özellikle emekli kesimin maaş sorunlarının çözülememesi gibi sorunları beraberinde getirmiştir.

Hükümet geçtiğimiz günlerde aldığı bir kararla zarar beyan eden, büyüklüğü ve sektörüne göre beyan riski bulunan şirketlerin mükellef nezdinde inceleme yapılmasına karar verdi. Bir işletme içinde bulunduğumuz ekonomik ortamda gerçekten zarar edebilir. Çünkü bu ortamda işletme sahibi olmak özellikle üretim işletmeleri için son derece zordur. İlk bakışta özel işletmeler istediği zaman fiyat yükseltebilir yaklaşımı son derece yanlıştır. Çünkü özel sektör aksine istediği zaman fiyat arttıramadığı gibi bazı dönemlerde zararına çalışmak zorunda kalabilir. Enflasyonist bir ortamda rekabetin oldukça yoğun olduğu ve olacağı kesindir. Ayrıca hedef kitlenin tutumu anlamında olaya bakıldığında fiyat yükseltmek oldukça zordur. Yukarıda bahsettiğim gibi bir işletme zarar edebilir ama bunun sürekli olması elbette beraberinde soru işareti getirecektir ve kar etmeyen bir işletmenin faaliyetini sürdürmesi mümkün değildir. Bu bağlamda hazine ve maliye bakanlığının aldığı karar doğru ve yerindedir.

Kamuoyunda ortaya çıkan ve sosyal medyada sürekli dolaşan vergi ödemeyen şirketler bulunduğunu ekonomi yönetimi de kabul ederek denetimlere başlanmıştır. Yapılacak bu denetimler büyük mükelleflerden başlayarak devam etmelidir.

Yukarıda vergisini ödemeyen mükelleflerden bahsetmeye çalıştım ama ülkemizde vergisini kazancı oranında düzenli ve eksiksiz ödeyen mükelleflerimiz de oldukça yüksek seviyededir ve bunlardan bazıları ödedikleri vergiyi yasal olan vergi levhası ile değil, büyük tabelalar vasıtasıyla gurur duyulacak şekilde belirtmektedir ve örnek bir davranıştır.

Bir başka önemli konu da ödediğimiz vergilerin nerelere ve nasıl harcandığını vatandaş olarak bilmek en doğal hakkımız olmalıdır. Ülkemizde maalesef böyle bir sistem mevcut değildir. Örneğin 1999 depreminden hemen sonra uygulamaya konulan deprem vergilerinin nereye harcandığı sorusuna eski dönemde de görev alan Sn. Mehmet Şimşek otoyollara harcandığını söylemişti. Yani toplanan vergilerin türüne göre amacında kullanılması gerekir. Her deprem olduğu zaman gündeme gelen bu konu çok az zaman geçtikten sonra unutulmaktadır. Yabancı ülkelerde örneğin İngiltere’de ne kadar çok vergi öderseniz o kadar mutluluk duyarsınız. Çünkü hükümet her yıl sonunda mükellefe gönderdiği yazıda şu kadar vergi ödediniz, ödediğiniz vergiler şuralarda kullanıldı diye detaylı bir mektup gönderir ve sizi bir bakıma ödüllendirir.

Ekonominin başına kim gelirse gelsin vergilerin yükseltilmesi, bazı temel ürünlere zam yapılması kaçınılmaz duruma gelmiştir. Geçmişte uygulanan ve ısrar edilen yanlış para politikalarının ekonomiye verdiği zararı önlemek, ekonomik dengeyi yeniden sağlamak kolay değildir ve üstelik uzun zaman alacaktır.

Sonuç olarak her mükellef vergi borcunu zamanında ödemeli ve kontrollere gerek kalmamalıdır.

ZAFER ÖZCİVAN

Ekonomist-Yazar

zozcivan@hotmail.com

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam