SON DAKİKA
reklam
reklam

BORÇLA YAŞAMAYA DEVAM EDİYORUZ

Köşe Yazarı: Zafer ÖZCİVAN   Eklenme Tarihi: 30 Ocak 2025, Perşembe - 12:05   Okunma Sayısı:

İçinde bulunduğumuz ekonomik kriz ortamında az bir kesim haricinde dar ve sabit gelirli vatandaşlarımız başta olmak üzere nüfusumuzun büyük bir çoğunluğu ekonomik darboğazın içine girdiler ve her geçen gün ağırlaşan koşullar nedeniyle yaşam savaşı vermeye devam ediyorlar. Enflasyonun yüksek seyretmesi, alım gücünün her geçen gün düşmesi, hayat pahalılığının artması, ücret ve maaşların geçinmek için yetersiz kalması nedeniyle gelirlerin giderleri karşılayamaması sebebiyle borç miktarı her geçen gün arttığından adeta borçla yaşayan bir toplum olma yolunda ilerliyoruz ve borçlarımız sürekli arttığından ödeme güçlüğü içindeyiz.

Açlık sınırının 20000 TL’yi, yoksulluk sınırının ise 62000 TL’yi aştığı bir ortamdan en düşük emekli maaşının 12500 TL, asgari ücretin ise 17002 TL gibi düşük bir rakam olması insanların geçimini iyice zora sokmakta hatta imkânsız duruma getirmektedir. Her maaş ve ücret artışı döneminde olduğu gibi bu dönemde de en düşük emekli maaşına seyyanen 2500 TL zam yapılması, diğer emeklilere de ocak haziran dönemi enflasyon oranı olan %24,73 enflasyon farkı verilmesi, asgari ücrete hiç zam yapılmaması kabul edilecek bir yaklaşım değildir. Bırakın yoksulluk sınırını en düşük emekli maaşı ve asgari ücret açlık sınırına eşitlenmeli ve her ay TÜİK tarafından verilen enflasyon oranı baz alınarak güncellenmelidir. Verilen farklar zam değil, enflasyon farkıdır. Çünkü yaşadığımız son altı aylık TÜİK in belirlediği enflasyon kadar atış verilmiş, asgari ücrete ise belirttiğim fark da verilmemiştir. Kaldı ki TÜİK in değerlendirmelerde kullandığı verilerin yanlış olduğu geçtiğimiz günlerde ekonomim gazetesi yazarı Sn. Alaattin Aktaş tarafından ortaya çıkarılmıştır. Zaten yıllardan bu yana TÜİK verilerinin inandırıcı olmadığından halk tarafından kabul edilmektedir. TÜİK bir devlet kurumu olduğu için ona güvenmek, hesaplamalarımızda verilerini baz almak durumundayız ama bir doktor muayenesinin 35 TL, bir yurt kirasının 457 TL, bir ev kirasının 5485 TL olarak baz alındığı hesaplama yöntemini kabul etmek mümkün değildir.

Ekonomi yetkilileri ve siyasiler sık sık “halkımızı enflasyona ezdirmedik ezdirmeyeceğiz, enflasyon şu tarihte düşecek gibi açıklamalarından bıktık ve şimdiye kadar açıkladıkları fiyatların yerinde sayması, enflasyon oranlarının düşeceği yönünde yapılan tahminlerin hiçbiri tutmadı ve aksine fiyat artışları yüksek oranda yapılmaya başladı. İçinde bulunduğumuz ekonomik ortamda devletimizin paraya ihtiyacı olduğu kesindir. Ancak vatandaşa bu kadar yüklenilmesi doğru değildir. KKM ile fakirden alıp zengine verme, zengin fakir ayrımı yapılmaksızın dolaysız vergi tahsilatı, bazı büyük şirketlerin vergi borçlarının silinmesi, yap işlet devret projelerinin çocuklarımızı ve torunlarımız borçlandırması, devletten üç beş maaş alan bürokratlar, kullanılan özel uçaklar ve buna benzer bir çok savurganlıklar kamuoyunun gündeminde iken sıra emekliye gelince bütçe yok denilmesi vatandaş tarafından kabul edilecek bir durum değildir ve kahvede, sokakta her yerde bu tür konular vatandaşların gündemindedir.

Orta vadeli planda öngörülen 2024 yılı enflasyon hedefi olan %41,5 oranının da gerçekleşmesi bir hayli zor gözüküyor. Çünkü geçen ay elektrik ve akaryakıta,  doğalgaza gelen yüksek oranlı zamlar sadece bu üç ürünle kalmayıp iğneden ipliğe her ürünün fiyatını arttıracağı kesindir. Bunun yanında bütçe açığı ve kısa vadeli borç dikkate alındığında bu enflasyon nasıl düşecek sorusuna cevap vermek gerekirse; ancak baz etkisiyle düşebilir o da fiyatları düşmesi değil daha az oranda yüksek olması anlamına gelecektir. Hatırlayacağınız üzere geçen yıl temmuz ağustos aylarında aylık enflasyon oranı 9-9,5 civarında idi. Bu yıl aynı aylarda enflasyon oranı 3 olursa enflasyon baz etkisiyle %6 düşecektir ama fiyat artışları devam edecektir.Temmuz ağustosta düşük çıkan enflasyon oranının sebebi budur. Öte yandan yukarıda belirttiğim gibi bütçe açığı ve dış borç ödemleri nedeniyle zamlar devam edebilir. Dolayısıyla yoksullaşmaya ve borç ile yaşamaya devam edeceğiz ama borçla nereye kadar yaşayabiliriz. Ülkemizde 4 milyon ailenin yoksulluk yardımı aldığı bilinmektedir. Bir ailenin dört kişi olduğunu varsaydığımızda yaklaşık toplam nüfusun yüzde yirmisi yoksulluk yardımıyla yaşamaktadır. Çalışan nüfusun %40 ıın asgari ücretle çalışması ve buna 16 milyon eklenince toplam nüfusun neredeyse yarısı açlık sınırının altında yaşam savaşı vermekte ve borçla yaşamaktadır. Aşağıda bir gün gazetesinden aldığım BDDK verilerine göre;

Bankacılık sektöründe toplam mevduat ise bankalar arası dahil, geçen hafta 184 milyar 560 milyon lira artarak 16 trilyon 931 milyar 595 milyon liraya çıktı. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun (BDDK) haftalık bültenine göre, sektörün kredi hacmi 26 Temmuz itibarıyla 84 milyar 862 milyon lira arttı. Söz konusu dönemde kredi hacmi 13 trilyon 915 milyar 501 milyon liradan 14 trilyon 363 milyon liraya

TÜKETİCİ KREDİLERİNİN TUTARI 1 TRİLYON 745,2 MİLYAR LİRA OLDU

Tüketici kredilerinin tutarı, 26 Temmuz itibarıyla 15 milyar 883 milyon lira yükselişle 1 trilyon 745 milyar 155 milyon liraya yükseldi. Söz konusu tutarın 449 milyar 772 milyon lirası konut, 86 milyar 738 milyon lirası taşıt ve 1 trilyon 208 milyar 645 milyon lirası ihtiyaç kredilerinden oluştu.

Bu dönemde taksitli ticari kredilerin tutarı 10 milyar 963 milyon lira artarak 1 trilyon 745 milyar 850 milyon liraya çıktı.

Bankaların bireysel kredi kartı alacakları da yüzde 2,4 artışla 1 trilyon 496 milyar 629 milyon liraya yükseldi. Bireysel kredi kartı alacaklarının 519 milyar 908 milyon lirasını taksitli, 976 milyar 721 milyon lirasını taksitsiz borçlar oluşturdu.

KKM BAKİYESİNDE GERİLEME SÜRDÜ

Bankacılık sektöründe takipteki alacaklar, 26 Temmuz itibarıyla önceki haftaya göre 2 milyar 834 milyon lira artışla 241 milyar 220 milyon liraya çıktı. Takipteki alacakların 181 milyar 983 milyon lirasına özel karşılık ayrıldı.

Aynı dönemde bankacılık sisteminin yasal öz kaynakları, 41 milyar 186 milyon lira yükselerek 3 trilyon 64 milyar 549 milyon lira oldu.

KKM bakiyesi geçen hafta yüzde 2,6 ve 49 milyar 706 milyon liralık azalışla 1 trilyon 832 milyar liraya geriledi.

ZAFER ÖZCİVAN

Ekonomist-Yazar

zozcivan@hotmail.com

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam