SON DAKİKA
reklam
reklam

Trendeki konuşmalardan

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 3 Şubat 2025, Pazartesi - 14:36   Okunma Sayısı:

---Kapı önünde yığılmayın kardeşim
---Nereye gidelim? Balkon da dolu…
Yaşlı adam yanındakilere dert yanıyor:
---Gençler yaşlılara yer vermiyor. Gençler oturunca dış dünya ile irtibatlarını kesiyorlar. Ya
uyuyor gibi yapıyorlar ya da başka bir şeyle meşgul oluyorlar. Diğeri:
---O da bir şey mi, genç kızlar kendi hemcinsleri yaşlılara yer vermiyorlar. Buna ne demeli?
Bir başka bey söze giriyor:
---Onlar genç ama çalışmaya gidiyorlar. Sabahtan akşama kadar ayakta kalıyorlar. Yaşlı
olanların çoğu ise dedikodu ve kahve sohbeti yapmak için bir yerlere gidiyorlar. Devlet onlara
bir imkân sağlamış. 60 yaş üzerinde olanlar indirimli, 65 yaş üzerinde olanlar ücret
ödemeksizin seyahat edebiliyorlar. Bu insanlar neden mesai başlangıç ve bitiş saatlerini
seçiyorlar? Bu saatlerde herkes onlara yer vermek zorunda mı?
Yürüyen merdivenler
Yürüyen merdivenlere takılanlar başka bir frekanstan sohbetlerini sürdürüyorlar. Bir hanım
rahatsızlığını şöyle dile getiriyor:
---Bazı insanlar neden normal merdivenleri kullanmayıp bizlere sürtünerek geçiyorlar?
---Efendim toplumun her ferdi zamanla yarışıyor. Trenden sonra vapur, vapurdan sonra
tramvay ve ondan sonra da belki otobüse yetişme kaygısı var.
---Tamam da bir sonrakiyle gitse ne olur?
Çocuk arabalılara
Çocuk arabasıyla binenler 4-5 kişilik yeri işgal ettikleri gibi inecek ve binecek olanlara da
engel oluyorlar. Bunlar için ayrı bir vagon tahsis edilmelidir.
Arka çantasıyla binenler ayrı bir dert. Binerken çantalarını ellerine alsalar, ayakta dururken de
yere koysalar! İki vagon arasındaki boşluğa ve kapı önlerine oturanlar da içerinin hacmini ve
alanını daraltmaya yetiyor.
Otobüsler
Yazın sıcak havasında havalandırmanın daha doğrusu klimanın açılması konusunda yolcularla
şoför arasında sık sık tartışma yaşanıyor. Şoför klimayı açmak yerine kapıyı açmayı tercih
ediyor veya yolculara dönerek pencerelerin açılmasını söylüyor.
Vapurlarda
Duvar edebiyatından sözler ve müstehcen kelimeler yazılmış duvarlara… Bazı ruh hastaları
da kendilerini böyle rahatlatıyor olsa gerek…
Bahçe duvarları
Düzgün şekilde taşlarla örülmüş ve boyanmış duvarlara yazı yazmayı adet haline getirmiş çocuk ve
büyükler hiç eksilmiyor:
 Ali Ayşe’yi seviyor
 En büyük GS, FB, BJK vb
 İdeolojik yazılar (…’in hesabı sorulacak!)
 El ilanları yapıştırmalar (Çilingir tlf:., Kayıp:…, Oylar…..’e! vb)
 Okumaktan bu kadar uzak olmamıza rağmen yazmaya pek meraklıyız. Duran, toza bulanmış
araba da nasibini alıyor: “Yıka beni!”

Bu kadar hoyratça hareket eden insanların aile yapıları incelense yetişme ve yetiştirme sorunu olduğu
görülecektir herhalde… Sosyal hayatın içinde olmayan ana babalar çocuklarına bir şey veremezler.
“Saldım çayıra Mevlâm kayıra!” usulü eğitim biçimine ne TEOG, ne LYS ne ABC… Hayata boş
kafayla atılan insanlar da DIGIDIK sistemiyle gidiyor.
Liyakatsiz ve ehliyetsiz kişiler
Bu kafadaki insanlar Osmanlı döneminde de çok görülmüştür. Dizdar veya kale komutanı
konumundaki kişileri ele alırsak, bazıları soygun ve talana yönelirken liyakatsiz bazı kişilerin de
sadrazamlıklardan paşalıklara, nazırlıklardan mutasarrıflıklara kadar devletin çeşitli kademelerini ve
makamlarını işgal ettiklerini söyleyebiliriz. Bu durumda işin cılkının çıktığını eklememiz de uygun
olacaktır…
“Padişah hizmetinde olalum deyü çok kişiler kadıya rüşvetler virüb yalvardılar: ‘Beni yaz’ didiler” 1
I.Dünya Savaşı’nın Sarıkamış hadisesi, öngörüsü olmayan tedbirsiz komutanların ve damat olarak
Hanedan’a katılmış 33 yaşında genelkurmay başkanı yapılmış liyakatsiz bir kişinin millete yaşattığı
hüzün ve hezimetle hatırlanmaktadır.
Günümüzde gelinen nokta ise biraz daha farklıdır. Liyakat esas alınmış olsa da gözlem ve tahlilde
kusurlar vardır. Bu kez de liyakat erozyonu yaşanmıştır. Bu da birçok kişinin haklarının gaspına veya
kaybolmasına neden olmuştur. Görsel ve yazılı basının organları, mağdur edilen birçok kurumun
emekli mensuplarına kendi programlarında daha fazla yer verseler içinde bulunduğumuz kaosun
çözümüne katkı olacak nice fikirlerin ortaya çıkmasını sağlayabilirler.

1 (Mehmet Nesri, Kitâb-. Cihannümâ-Nesrî Tarihi, (Yay: Faik Reşit Unat-Mehmet A. Köymen), c. I, 3. Bask.
Türk Tarih Kurumu Yayınları Ankara 1995, s. 155)

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam