Ada’nın tarih içindeki yeri
Grönland Adası’nı 900 yılında Gunnbjorn Ulfsson keşfetmiştir. 986 yılında burada ilk Viking sömürgesi kurulmuştur. Atlas Okyanusu'nun kuzeyinde, 2.166.086 km² ile dünyanın en büyük adasıdır. Kuzey kutbundaki bulunur, Ada’nın sahilleri hariç her tarafı %81’i 3 km kalınlığına varan bir buz tabakasıyla kaplıdır ve buzun tabanı deniz seviyesinin altındadır. Danimarka Krallığı'na bağlı özerk bir bölgedir.[4]
Grönland, jeopolitik olarak Avrupa'nın bir parçası, fizyografik olarak kuzey Amerika kıtasının bir parçası sayılmasına rağmen 986'dan başlayarak bin yıldan fazla bir süredir siyasî ve kültürel olarak Avrupa (özellikle sömürge güçleri olan Norveç ve Danimarka) arasında biçimlendirilmiştir. Sakinlerinin çoğunun ataları Alaska'dan Kuzey Kanada'ya göç edenler oluşturmuştur.
Grönland'da yaşayan nüfus 65.000 civarındadır. Bu nüfusun büyük bölümü batı kıyısındaki küçük kasabalarda ve şehirlerde yaşar. Grönland'ın buzullarla kaplı orta kesimlerinde insan yaşamaz. Ülkenin temel geçim kaynağı avcılık ve balıkçılıktır. Ülke toprakları çoğunlukla buzullarla kaplı olduğundan tarıma elverişsizdir. Sadece güneyinde küçük bir alanda patates ekilir.
Avrupa içindeki durumu
Atlas Okyanusu'nda bulunan Grönland, Kuzey Amerika kıtasına bitişik olmakla birlikte tarihsel olarak Avrupa ile bağları daha fazladır. Her ne kadar geniş özerklikleri olsa da Danimarka Kraliyet Birliği'nin bir parçasıdır.
Ada, Danimarka'ya bağlı olarak 1973 yılında Avrupa Ekonomik Topluluğu'na dahil olan Grönland, 23 Şubat 1983 tarihinde yaptığı bir halk oylaması sonucunda AET'den ayrılma kararı alır ve gelişmelerin ardından 1 Şubat 1985'te Grönland kendi isteğiyle topluluktan ayrılır; hâlen Avrupa Birliği'nin dışındadır.
II.Dünya Savaşı yılları
Alman denizaltıları ve İngiliz muhriplerinin çeşit çeşit taktikler uygulayarak katıldıkları deniz muharebeleri, ABD muharip uçaklarının devreye sokulmasıyla farklı sonuçlarla bitmiştir. Alman muharip deniz unsurları her İngiliz savaş aracını gayet esaslı şekilde etüt etmişler, hızı, zırh kalınlıkları, uzak mesafe top atışları, etkili menzil, doğru mesafe tespiti yapıp yapmadıkları konusunda gayret sarf etmişler ve sonuç alabilmişlerdir.
1941yılı
Bu yıla gelindiğinde yeni üretilen Alman U-botlarının sayısı 65 iken Eylül ayında 198’e ulaşmıştı.
1 Temmuz--- Almanlar Riga’yı (Letonya’nın şehri) ele geçirince ABD uçakları Newfoundlan (Kanada’nın doğu ucunda şehir)’dan denizaltılara karşı devriye görevine geçmiştir. 7 Temmuz günü ABD deniz piyadeleri İzlanda’ya ulaşmışlardır.
Mayıs ayı--- Mayıs 1941 yılında meydana gelen çarpıcı olaylar Almanların Atlantik Savaşı’nı su üstü gemileriyle kazanma planlarının ve çabalarının doruğa çıkışını ve nihai yenilgisini belirlemiştir.
14 Kasım’da İngiliz Ark Royal uçak gemisi Alman denizaltısı tarafından batırılmıştır.
1942 yılı
Grönland Adası, ABD tarafından işgal edilmiş, daha sonra tekrar Danimarka'ya verilmiştir. Bu sırada, 1943 yılında da ABD tarafından Amerikan Hava Kuvvetleri'nin kullanabilmesi için Thule Hava Üssü inşa edilmiştir. Bu tarihten itibaren Alman U-botlarının sayısı giderek azalmaya başlamıştır.
Günümüze doğru
Grönland Adası, 1985 yılında AB'den ayrılmıştır. 11 Haziran 2022'de Danimarka ve Kanada hükûmetleri, 17 yıllık müzakerelerin ardından Hans Adası'nı ikiye bölmeyi kabul etti. Anlaşma, Kanada, Danimarka, Grönland ve Nunavut parlamentolarının her birinin onaylamak için oy kullanmasından sonra yürürlüğe girdi. Bununla, Kanada ve Danimarka (Grönland), adanın merkezine yakın kuzeyden güneye uzanan adanın yüzeyindeki bir çatlağı izleyen 1280 m'lik bir uluslararası kara sınırına sahip olmuştur.
Danimarka küçücük bir ülke. Yüzölçümü 43.094 km2, kendisine bağlı olan Grönland Adası’nın yüzölçümü 2.175.600 Km2… Görüyor musunuz kaç kat toprağı kendisine bağlamış. Her ne kadar Ada’nın tarıma elverişli olmadığı gerçek ise de açık deniz balıkçılığı ona ayrı bir servet kaynağı oluşturmaktadır. Kıtalararası füze ve donanma gücüne sahip olan ABD için ne kadar cazip değil mi? Trump’ın buraya göz dikmemesi düşünülebilir mi?
Ayrıca Uzak Doğu’ya yapılacak deniz ticaretinde Afrika Burnu’nu dolaşmak yerine Kuzey Denizi’nin mesafe kısalığı gibi bir avantaj sağlaması da gündemdedir. Trump’ın bunu da göz ardı etmeyeceği kesindir.