İsrail, 1967 yılındaki “6 gün savaşı” sırasında Kudüs’ün doğu kesimini işgal etmiş ve daha sonra da ilhak etmişti. İsrail, bu kutsal kenti mutlaka başkent olarak görmek istiyordu…
İsrail’e Doğu Kudüs dahil 1967’de işgal ettiği topraklardan çekilmesi yönünde çağrı yapan Birleşmiş Milletler (BM) sözcüsü, Güvenlik Konseyi kararlarını hiçe sayan bu adımın uluslararası aktörler nezdinde bir dirençle karşılaşacağını belirtmiştir.
Büyük Orta Doğu Projesi
… BOP’u oluşturan ek planlar içinde Kudüs’ün statüsü de mevcuttur. Kuzeyde engellerle karşılaşan BOP, güneyden uygulamaya konulmuş, daha kısa zamanda ve daha geniş bir alanda sonuç alınmaya çalışılmıştır.
İlginç olan, geçtiğimiz son iki asırda Orta Doğu bölgesine sınırsız bir ihtirasla sahip çıkarak etki alanı haline sokan İngiltere, şimdi sessiz sedasız gelişmeleri izlemektedir. İngiltere’nin, Körfez Harekâtı’ndan beri bölgedeki işleri ABD’ye vermiş olması, Breksit’ten çıkışını 35-39 milyar dolarlık geri ödemeyle yapacak olması, ekonomisini ayakta tutabilmek için Türkiye ve Arap ülkeleriyle iyi geçinmek zorunda kalması, onu muhteşem yalnızlığa itmiştir.
Avrupa Birliği, Kudüs’ün statüsüyle ilgili anlaşmazlığa âdil bir çözüm getirilmesi ve nihaî statünün İsrail ile Filistinliler arasındaki doğrudan barış görüşmelerinde belirlenmesini talep etmektedir.
Donald Trump’tan önceki ABD Başkanları
Aslında Trump’tan önceki ABD Başkanlarının da gündeminde olan Kudüs konusu, seleflerinin yerine getirmekten kaçındığı ve Kudüs’ü İsrail’in başkenti sayan yasayı hayata geçirmiş oldu. 1995 yılında Kongre’den geçen yasanın uygulaması, her altı ayda bir başkanın imzaladığı feragatnameyle geri bırakılıyordu.
Başkanların yasayı dondurmalarının nedeni Amerikan çıkarlarının tehlikeye gireceği, Arap-İslam dünyasıyla ilişkilerin bozulacağı ve barış sürecinin sekteye uğrayacağına yönelik kaygılardı.
Önceki Başkan Barack Obama da 2008’de Yahudi kuruluşu AIPAC’taki konuşmasında “Kudüs, İsrail'in başkenti olarak kalacaktır ve bölünmeden kalmalıdır” demişti. Şimdiki Başkan Trump, biraz ileri giderek biraz da doldurmayla hareket etmiş, Dışişleri ve Savunma Bakanlarının karşı çıkmasına rağmen böyle bir açıklama yaparak sıra dışı liderliğin bir örneğini vermiştir.
Trump’un kararına tepkiler
Dünyada duyulan tepkilerden önce Amerikan üniversitelerindeki bilim adamlarının konuya yaklaşımına göz atacak olursak;
* Columbia Üniversitesi Arap çalışmaları profesörü Rashid Khalidi, “Benim gibi ailesi yüzlerce yıl Kudüs’te yaşayan birisi için Trump’ın kararı, ABD’nin İsrail’in 1967’deki işgalini meşru sayması demektir. Oradaki yüz binlerce Filistinliyi istenmeyen kişi ilan ediyor demektir.”
* Ohio Eyalet Üniversitesinden Profesör John B. Quigley, "DEAŞ, Trump'ın Kudüs'ü İsrail'in başkenti ilan etmesini, saflarına yeni üyeler çekmek için kullanacaktır." ifadelerini kullanmıştır
*Illinois Üniversitesinden Profesör Francis Boyle, Trump’ın kararının ABD’nin dünya genelindeki Arap ve Müslüman topluluklarıyla ilişkilerini sekteye uğratacağını belirtmiştir.
Boyle, verdiği demeçte, "Bu sadece ateşi körükleyecek, kendisi neler başlattığını kesinlikle biliyor” şeklinde sürdürdüğü sözlerini “…Trump’ın aldığı kararın Ürdün Nehri’nin batı kıyısında ve Gazze’de İsrail’in işgaline son vermeye yönelik toplu bir isyana neden olabileceği…” ihtimalini dile getirmiştir.
Boyle, "Başkan Trump'ın yaptıklarından ötürü çok sayıda insanın ölmesinden korkuyorum. Bu yeni bir intifadaya (ayaklanmaya) yol açar. Trump’ın kararı, ABD'nin dünya genelindeki Arap ve Müslüman topluluklarıyla ilişkilerini sekteye uğratacaktır" diye sözlerini tamamlamıştır.
Dışarıdan tepkiler
Filistinli Hıristiyanlar da son derece tepkili; ama bu tepki caydırıcı nitelikte değil… Kudüs’ten ikisi patrik ve sekizi başpiskopos 13 dini lider, karar öncesi Trump’a mektup yazıp çözüm bulunmadan Kudüs'ü İsrail'in başkenti yapmanın onarılamaz sonuçları olacağı uyarısında bulunmuşlardır.
Ortadoğu Uzmanı Karel Valensi, “ABD, Ortadoğu’ya İsrail-Filistin barış görüşmeleriyle birlikte bir geri dönüş yapacak, hazırlıklarına başladı. Sorunları başarısız stratejileri yineleyerek aşamayız demişti. İsrail’in bölgede birçok ülkeyle ilişkisini düzelttiği bir dönemde bu kararı kabul ettirmek daha kolay olabilir savına inanabiliyor olabilir, ben doğru bulmuyorum.” demiştir.
Valansi, “Trump şehrin sınırları konusuna ve İsrail’in egemenlik alanının sınırlarına değinmedi. Her ne kadar ABD’nin Kudüs anlayışı genellikle İsrail’inkiyle uyuşsa da Doğu Kudüs’te Yahudi egemenliğini kabul ettiğini belirtmemeye özen gösterdi” demiştir.
Sonuçları ne olabilir?
1.ABD’deki Siyonizm karşıtı Yahudilerle Ortodoks Yahudilerin karara tepki göstermeleri, İsrail’de de bölünmeye yol açacaktır.
2. Rusya, Orta Doğu’daki gelişmeleri adım adım izleyen ve İsrail konusunda ABD ile aynı paralelde bulunmaktadır. Rus lider Putin, bu yılın nisan ayında, “İsrail’in başkenti Tel Aviv değil, Batı Kudüs’tür” demişti. Dolayısıyla bölge hakkında alınan kararlar, Rusya’yı birçok konuda daha fazla müdahil kılacaktır.
3. İki devletli çözüm planı suya düşmüş, Filistinli mültecilerin geriye dönüş umutları kararmış olacaktır. BM Genel Kurulu’nda ABD’nin veto hakkını kullanmasıyla oylama dahi yapılamamıştır. Bu durumda AB, Trump’un kararına karşı çıkmasına rağmen etkisiz kalmıştır.
4. El Kaide, Müslüman Kardeşler, IŞİD gibi terör örgütleri İsrail ve Amerikan vatandaşlarına karşı saldırı ve sabotajlar düzenleyebilir, bu iki ülkenin tesislerine sabotajlar tertipleyebilir.
Birkaç maddeyle açıklamaya çalıştığım sonuçlar büyük boyutlarda ses getirebilecek eylemlere dönüşebilir. Böylesi kararların hemen alınmaması gerekir.