SON DAKİKA
reklam
reklam

Boğazlardan kaçak geçişler (Osmanlı dönemi)

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 20 Şubat 2025, Perşembe - 14:14   Okunma Sayısı:

Hayvan nakli

Balkanlar fethedildikten sonra bazı aşiretler bu bölgelere yerleştirilerek toprak sahibi yapılmıştır. Çalışkan Balkan halklarıyla birlikte Türklerin de bu verimli topraklarda ürettiği çeşitli ürünler Osmanlı payitahtına taşınarak gelir elde edilmiştir.

 

Zamanla devletin bu üretimden ve ticaretten elde edilen gelire vergi koymasıyla geliri düşen bazı üreticiler,  ya mallarını daha az miktarda üretilmiş göstermiş ya da vergi ve gümrükten kaçırmak amacıyla Boğaz’ın kontrolsüz yerlerinden karşıya geçirerek satma yolunu seçmişlerdir.

 

Görülmeyi, tespit edilmeyi ve kalabalık oluşmasını önlemeyi engellemek düşüncesiyle geçiş noktaları kalelerden (Yoros ve Anadoluhisarı), askeri mahallerden (Üsküdar, Kavaklar,  deniz kıyısındaki cami civarlarından, karakol olan yerlerden (Paşabahçe, Akıntıburnu, Çakalburnu) ve saray-kasır  (Küçüksu, Mecidiye) gibi yerlerden uzakta seçilmiştir. Çubuklu ve İstinye arası geçişler güvenli bölge olarak görülmüştür.

 

Burada en dikkati çeken husus canlı hayvan ticaretidir. Koyun ve sığır türlerinin İstanbul’a getirilmesi her zaman sorun teşkil etmiştir. Rumeli’den İstanbul’a gelen koyunların Gelibolu iskelesinden öte yana geçirilmeyip İstanbul’a sevklerine dair Gelibolu kadısına ve iskele eminine hüküm gönderilmiştir.[1] Bu hüküm bir başka tarihte ikinci kez gönderilmiş ve Anadolu yakası olarak açıklama getirilmiştir.

 

Hayvan naklinde yeni hükümler

Trakya bölgesinden İstanbul’un ihtiyacı için getirilen koyunların Anadolu yakasına geçirilmemesi hakkında Gelibolu kadısına ve iskele eminine hüküm gönderilmiştir.[2]

 

“İstanbul iskele emininin tezkeresi ile zahire getirmek için giden gemilere oradaki eminler müdahale etmeyüp (etmesin) ve mücerred (kanuna kitaba uymayan, kendi kafasından) para almak için yollarından alıkoymasınlar” yazısı gönderilmiştir.[3]

 

Lâpseki ve Çardak iskelelerine mensup gemiciler, Gelibolu’ya götürmek üzere aldıkları eşyayı iskele olmayan kenar mahallere çıkararak gümrük varidatının ziyaına (kaybına) sebep oluyorlarmış. Trakya’dan İstanbul Boğazı’na da kaçak yollarla getirilen mallar kaçak şekilde karşı kıyıya geçiriliyormuş. İskelelerden gayri mahallere (başka yerlere) çıkarılan mallarının zapt olunacağının tebliği yapılmıştır.[4]

 

İstanbul’da pirinç darlığı

Gelibolu kadısına gönderilen bir hükümde, Sultan Süleyman imaretinde pirinç olmadığı hatta pazarda (piyasada) dahi bulunmadığı ve halen yüklü hiçbir geminin de gelmediği belirtilmektedir. Pirincin ihtiyaç olarak ortaya çıktığı önemle vurgulanarak kadı ve iskele eminlerinin mani olmaması için emr-i şerif rica olunduğu bildirilmiştir:

 

Buyurdum ki, “imaret mühimmi (önemli erzakı) için mütevelli adam gönderip akçe ile narh (devletin belirlediği fiyat) üzere (üzerinden) pirinç almak istenirse mani olunmaya ve hariçten kimesneyi (kimseyi) dahl ve taarruz ettirmeyesiz  (karıştırıp bulaştırmayın).

Bu bahane ile Mısır gemileriyle İstanbul’a gelecek pirincin bozulmasına neden olmayın. Hilâf-ı emr-i şerif (emrin aksine davranarak) küffar-ı haksara  (getiren gayrimüslim kişinin “almazsanız geri götürürüm demesine) hazer eyleyesiz (meydan vermeyin, uzak durun,).[5]

 

Kilidülbahir Dizdarı Mehmet İstanbul’a gönderdiği mektupta Yorgi nam (adlı) zimmînin gemisinde on sekiz mud (1 mud= 832 gr)[6] buğday yakaladığını, Yorgi’nin bu buğdayı Aydıncık (Edincik) kasabasından aldığını itiraf ettiğini belirtmiştir. Gelibolu kadısına gönderilen hükümde Dizdar Mehmet’in mezkûru (Yorgi’yi) “iskele önünde salbetmesi (idam etmesi)” belirtilmiştir.[7]

 

Kadılara gönderilen bir başka hüküm

Gelibolu mollasına, Lâpseki, Boğazhisar ve Bozcaada kadılarına yazılan bir yazıda ise;

 

“Batan gemilerden kurtulan kul, cariye ve eşyaların Gelibolu hassının hakkı olduğu belirtilerek iskele eminlerinin müdahale etmelerinin önlenmesi” istenmiştir.[8] İskeleden geçecek koyunlardan iskele vergisi yasaklandığı halde Bigalı Refik’ten alınan iskele vergisinin kendisine verilmesi hükmüne varılmıştır.[9]

 

Edirne vilâyetince yazılan bir yazıda Çanakkale’den Ayvalık’a işleyen römorkör vapuruyla Gelibolu kazası Galata köyünde iskele ve karantina olmayan yere yirmi orakçı çıkartıldığı bildirilmiş,[10] Beykoz Çayırı’nda da benzer tedbirlerin alınması emredilmiştir.

 

Gelibolu kadısına hüküm: Gelibolu kazasına tabi Kilidülbahir Kalesi Dizdarı Ali’nin miri barut ve neft yağı sattığı haber verilmekle adamları elinde bir ve evinde üç çuval barutla bir güğüm neft bulunduğuna dair arzı üzerine ne kadar barut ve neft zayi olmuşsa kendisine tazmin ettirilmesi hakkında tamamlanmamış hükümdür.[11]

 

Bu emri alan Seraskerlik, Anadoluhisarı, Rumelihisarı ve Yoros Kalelerinin dizdarları için de gizli tahkikat başlatmış ve tedbirler almıştır.

 

 

[1] Tarih 25.07.984   Hicri,  Miladi: 1576,    Fon: DVNSMHM               Dosya: 28,                Gömlek: 606

[2] Tarih  6.08.984    Hicri,  Miladi: 1576,    Fon: DVNSMHM               Dosya: 28,                Gömlek: 775   

[3] Tarih 23.01.986   Hicri,  Miladi:  1578,   Fon: 34,                               Dosya: 131

[4] Tarih 27.12.1215 Hicri,  Miladi:  1594,   Fon: CML                            Dosya: 15,                Gömlek: 681

[5] Tarih 15.12.1003 Hicri,                                                                         Dosya: 73,                Gömlek: 38

[6]  Normal bir kimsenin iki avucunu buğday yığınına daldırdığında ele gelen buğday miktarı)

[7] Tarih 29.01.1000  Hicri, Miladi: 1591     Fon: A. DVNSMHM           Dosya: 67,                Gömlek: 443

[8] Tarih 17.07.1047  Hicri,  Miladi: 1637,   Fon: A. DVNSMHM. d.      Dosya: 88,                Gömlek 220   

[9] Tarih 19.08.1322  Hicri,                           Fon: DH. MKT                    Dosya: 2606,            Gömlek: 100

[10]Tarih 06.09.1886 Hicri                             Fon: HR. TH                        Dosya: 66,                Gömlek: 12

[11]Tarih 05.10.989   Hicri,                            Fon: A. DVNSMHM. d.      Dosya: 46,                Gömlek: 342

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam