SON DAKİKA
reklam
reklam

Bugün her telden çalalım

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 20 Şubat 2025, Perşembe - 14:50   Okunma Sayısı:

Demokrasi dersi (!)

    Okul idareleri hep öğrencini kapasitesizliğini öne sürer; ama öğretici veya eğitici üzerine eğilmezler. Yılsonunda öğrencilerin notları incelendiğinde vasat çizgisinin altında kaldıkları görülür. Nedenleri araştırılır. Öğretmenler sınıfların kalabalık olduğunu, kışın ısınma probleminin ortaya çıktığını, laboratuvar imkânlarının yetersiz ve velilerin ilgisiz kaldığını ileri sürerek vaziyeti kurtarmaya çalışırlar.

    Verilerin düşük çıkmasından sorumlu tutulan eğitici veya öğretmenler başka göreve atanarak meselenin çözüldüğü ve eğitimde reform yapıldığı hissiyle göğüsler kabarır; ama aynı sıkıntılar bu kez yeni atama yerinde görülür.

    Bizlere eğitimde % 10 anlatım, % 25 gösterim ve % 65 yaptırım paylarının olduğu öğretilmişti. Bilmem hangi ülkeye demokrasi götüreceğim diye seferber olup Okyanus ötesinden yola çıkanlar, milli güvenlik dersinden sınıfta kalan ülkeye demokrasi dersi vermeye gitmişlerdi.

    Bu gidiş, nice insanın ölümüne ya da yaralanmasına sebep olmuş, topraklarına girdikleri ülkenin merkez bankasını, kütüphane ve müzelerini boşaltarak katı kurallı sözleşmelerle o ülkenin elini kolunu bağlamışlardı.

    Orta Doğu’ya demokrasi dersini vermeye gidenler, gösterimlerinde sunacakları kuralları, sözleşmeleri ve örnekleri yanlarında götürememişlerdi. Bir zenci genç beş altı iri kıyımlı polis tarafından nasıl dövülür, kız öğrencilere silah nasıl doğrultulur, cezaevinde yatan bir hükümlüye nasıl işkence yapılır veya Guantanamo hapishanelerinde insan nasıl çürütülür… Bunlardan hangisini gösterime alabilirlerdi?

Demokrasi dersi öğretmenleri yetersiz kalmışlar, uygun ve öğretici nitelikte örnekler sunamamışlardı. AB kriterleri bu yöneticilerin okullarında okutulmamıştı.

 

İç siyaset

    İç siyasetle ilgili tek söz etmek istemiyorum. Ülkemizde iç siyaset, dakik olmak, doğru sözlü olmak, hukuka uygun hareket etmek, insana saygılı olmak gibi nezih ilkelerle hep çatışmalı olmuştur.

    Değişik iktidar dönemlerinde insanlar öyle dönemler yaşarlar ki, kimisi ikbal hırsıyla kimisi korkuyla, kimisi çevreden kendisine “boş kafa” deneceği hissiyle kimisi de gerçekten kendi düşüncesine yakın bulması nedeniyle bir gücün (para ve iktidar), moda veya sanat anlayışının yanında yer almak ister.

    Böylesi davranışların genç yaşlarda görülmesi mümkündür. Hatta başkaları tarafından makul görülebilir ve hoşgörüyle de karşılanabilir. Sonraki yaşlarda bu hırslar giderek törpülenir ve biraz daha dikkatli olunur.

    Bu arada “Ben demiştim, zaman zaman hatırlatmıştım” türünden açıklamalarla kendini emniyete alan veya bir değişiklik olması halinde kendisine yer arayan insanlar, falanca veya filancaya yakın olmayı avantaj görenler, menfaatler bittiğinde birbirini suçlayan, birbirlerine düşenler de göze çarpar.

    Şimdi yeni moda ise Meclis’teki kavgalar. Ne yazık ki, hanım milletvekilleri de kavga çıkartabiliyor veya kavgayı genişletebiliyor. Yakışıyor mu bu manzaralar?

 

Anketler

    Beyoğlu’nda yürüyoruz. Karşımıza anket düzenleyen birçok kişi çıkıyor. Ellerinde birtakım formatlarla kalıp halinde sorular soruyorlar:

“Türkiye’nin bugünkü durumunu nasıl görüyorsunuz?”

    Al sana günlerce sürebilecek ve bir inceleme ve araştırmayı gerektirecek çalışma. Birkaç dakikada anlatabilecek yiğit varsa gelsin. Bir seminer veya forum yaptınız, soru yönelttiğiniz adamı davet ettiniz de özet mi istiyorsunuz yoksa kafa mı buluyorsunuz? Ezbere dayalı eğitim sistemi ezbere konuşmaya her zaman müsaittir. Anketin muhatabı,

    ---Valla siz nasıl görüyorsanız ben de öyle görüyorum” diyor.

    ---Beyefendi ben size soruyorum, Türkiye’nin bugünkü durumunu nasıl görüyorsunuz?”

    ---Dedim ya!

    ---Soruyu bir daha soracak olursak?

    ---Türkiye’nin ekonomisi bozuk.  (Ne zaman düzeldi ki?)

    ---Neye göre karar veriyorsunuz?   Adam bu noktadan itibaren işi şamataya vardırıyor.

    ---Ben eskiden kuş yumurtası (!) yerdim. Şimdi alamıyorum.

---Koca Türkiye’nin ekonomisini bununla mı ölçüyorsunuz?

 

Abuklaşma başlıyor

    Bundan sonrası iyice abuklaşıyor. Dolayısıyla soruların pek de bilimsel olmadığı anlaşılıyor.  Peki; ama kimdir bu soruları hazırlayanlar? Bu ülkede iletişim fakülteleri var. Yüzlerce okuyan öğrenci ve bir o kadar da mezun var… Öğretim üyeleri, öğretmenler, bilim adamları var…

Seçim sonuçlarına göre halkın %  86 oranında seçime katıldığı açıklandı. Seçme ve seçilme hakkı, aynı zamanda vatandaşlık görevlerinden birisidir. O zaman geriye kalan % 14 neden iştirak etmemiş? Görevini yapmayan bu insanlar hangi kefeye konacak?

Bugüne kadar yapılan seçimlerde katılmayanlar üzerinde bir çalışma yapıldığını zannetmiyorum. Yapıldıysa da sadece yüzde oranını bulmak için yapılmıştır. İletişim fakülteleri katılmayanları katılır hale getirmek için önceden bir çalışma yapabilirler. Konu iletişim olduğuna göre etkileşim sağlanabilir. Hem seçim öncesinde hem de seçim sonrasında kısa ve makul sorular hazırlanabilir.

 

Yeni siyasi durum

    Türkiye’de siyasi durum yeniden şekillenmeye başlamıştır. Çevresel, bölgesel ve küresel bazdaki ilişkilerde durulma ve düzelme yaşanacağı biraz uzak görünmektedir. Özellikle iktisadi durumda, yeni hukuki düzenlemeler yapılması ve AB kriterlerinin işlerlik kazanmasıyla biraz olsun rahatlama gözlemlenecektir. Hadi bu kuvvetli ihtimali hep birlikte dileyelim.

 

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam