Türk SİHA’larının Ukrayna’da başarıyla kullanılması, Rus askeri uzmanlarını pek düşündürmüş, Batılı askeri uzmanları şaşırtmıştı. SİHA’lar şimdiye kadar Azerbaycan, Libya, Fas ve Etiyopya’nın da aralarında olduğu ülkelere satılmıştı. “Ucuz ama öldürücü” tanımlamasıyla bilinen SİHA’lar, özellikle Ukrayna’nın savunmasında önemini göstermiştir. SİHA’ların bu başarısında biraz da Rusya’nın savaş alanında kendi hava savunma sistemini kurmamış veya kuramamış olmasının payının olduğu söylenebilir. Rus birlikleri Ukrayna topraklarına iyice yerleşmiş olsaydı daha organize duruma geçebilecekler ve belki de SİHA’ların etkisi biraz daha az olabilecekti. Batı’nın Ukrayna’ya verdiği tanksavar füzeleri ve mayınlar, Rus paletli ve tekerlekli araçlarının devamlı tahribata uğramasına ve asker zayiatına neden olmuştur. Yerden havaya atılan tahrip gücü fazla ve isabet ihtimali çok yüksek olan Stinger füzeleri de Rus helikopter ve uçaklarına karşı kullanılarak düşürülmüştür. Basında çıkan haberlere bakılırsa, az personel ve az maliyetli bu silah ve sistemlerle Rusya, Ukrayna’da daha fazla zorlanmıştır. Barış görüşmeleri için zamanlama uygudur. Rusya bu sıkıntılı döneminde ABD tarafından barış masasına çekilmiştir. İHA’ların ve yeni silah sistemlerinin etkileri **Tahrip edilen Rus zırhlı araçlarının sosyal medyada yoğun bir şekilde paylaşılması, Ukrayna halkı için önemli bir moral kaynağı olmuştur. **Siber saldırılara ve dezenformasyona her türlü harekâtın içinde yer verilmiştir. Bu tarz, yeni taktik aldatma kural ve uygulamalarını beraberinde getirmiştir. **Daha ucuz ve kullanımı pratik silahların, üstün nitelikli orduların daha pahalı savaş uçaklarını önemli ölçüde uğraştırmakta, yıpratmakta veya tahrip etmekte olduğu görülmüştür. Böyle olunca da orduların SİHA gibi silahlara ilgi duyması normal görülmüştür.
ABD, bugüne kadar Rusya ile karşılaşmak istememiştir. Hatta Amerikan yönetimi, Ukrayna-Rusya savaşının çıkmasından haftalarca önce Rus işgalinin yaklaştığını duyurmaya ve uluslararası düzenin tehlikede olduğunu anlatmaya çalışmıştı. Bu nedenle; **ABD, vatandaşlarını kurtarmak için dahi Ukrayna'ya güç göndermeyi reddetmiştir. **Ukrayna’daki askeri danışman ve gözlemci olarak görev yapan birliklerini geri çekmiştir. Göz ardı edilmemeli Bu davranışa sebep olarak Ukrayna’nın ABD’nin komşusu olmadığı ve Ukrayna’da bir Amerikan askeri üssü bulunmadığı ileri sürülmüştü. Stratejik petrol rezervleri ve ticaret ortaklıklarının olmayışı ise bir başka neden olarak gösterilmişti. Oysa geçmişte de ulusal çıkar bulunmayan müdahale ve operasyonlarda eski başkanlar, başkaları adına asker ve para kullanmaktan çekinmemişti. Bill Clinton’ın Yugoslavya’nın çöküşünü takip eden savaşa 1995 yılında askeri müdahalede bulunması, Barack Obama’nın 2011’de Libya iç savaşında müdahil olması, Eski Başkan George W Bush’un Irak'ı Kuveyt'ten kovmak için kurduğu 1990 yılındaki koalisyonu canlı örneklerdir. Kaldı ki, Biden de bu müdahalelere olumlu yönde oy kullanmış, ancak askeri operasyonlar yerine ekonomik yaptırımları tercih etmiştir. Askeri müdahale gerekmez Libya’ya yapılan müdahaleye ve Afganistan’a asker gönderilmesine karşı çıkan ve Afganistan’dan çekilmesini kararlılıkla savunan Biden’ın düşünceleri şu sözlerle farklı bir anlam kazanıyor: “Bir terör örgütüyle uğraşmıyoruz, dünyanın en büyük ordularından biriyle uğraşıyoruz. Bu çok zor bir durum ve işler hızla çılgına dönebilir"
Biden’in 20 yıldan beri yanında çalışan Antony Blinken, ulusal güvenliği asker gücünden ziyade iklim değişikliği, küresel hastalıklarla mücadele ve Çin’le rekabet olarak tanımlıyor ve Amerikan halkının savaş istemediğini belirtiyor, ancak ABD adım atamıyordu. Biz bunları biraz da Biden’ın, ara seçimler yaklaşırken dikkat etmesi gereken hususlar, artan enflasyon ve ekonomik sorunları dikkate aldığı şekliyle kabul etmiştik. Şimdi Trump zamanı. Rüzgârlar “barış” adı altında eserken gözler Grönland, Panama ve Gazze’ye çevrilmiş durumunda. Ukrayna-Rusya Savaşı’nın barış ile sonuçlanması mümkün mü? Elbette mümkün, fakat Riyad’daki görüşmelerden sonra yapılan açıklamada “görüşmelerin devam edeceği ve uzun bir süreç gerektiği vurgulanmıştır. Bu süreç içinde de taraflar Ukrayna’dan -hatta birbirlerinden- ne yontacaklarının hesaplarını yapacaklardır.