Yazısı için kıymetli şair ve yazar Durmuş Türker hocamıza teşekkürlerimizi iletiyoruz.
Ağrı ve acı…nice insanın yaşamını yaşam olmaktan çıkarır. Hele bir de çocukluktan başlamış ve bir daha da peşinizi bırakmamışsa…bilemezsiniz kaç kez size dedirtir “batsın bu dünya”.
Dünya kolayına batmaz ama, zaman zaman çarkı kırılsa da. Döner durur aksamaksızın ve de sizin halinize hiç mi hiç bakmaksızın. Geriye size ağrılarınızla ya dalaşmak, ya da barışmak kalır. İşin kötüsü, ağrıyla ne dalaşmak kolaydır, ne de barışmak. Benzetmek gibi olmasın ama ağrılarınızla aranızdaki ilişki, dünyamızın “Ortadoğu” diye adlandırılan bölgesindeki durumdan çok da farklı değildir. Zaman zaman ağrı ile aranızda, adına “ateşkes” ya da “ağrıkes” diyebileceğiniz dönemler olsa da, işin kökten halli yoktur ve de olamaz.
Benim ağrılarım doğuştan gelir. Çok büyük olasılıkla da babamdan kalıttır. Ben beni bildikten sonra babamın da benimkine benzer ağrıları olduğunu hep görmüşümdür. “Babamdan kalıt” demem de işte bu nedenledir. Bir başka kanıtım ise, işin ayırımında olmalı ki babamın kendisi de sıklıkla “oğlum sen de bana çekmişsin” demiştir. Hani derler ya “damdan düşenin halinden damdan düşen anlar” diye, işte o nedenle benim neler çektiğimi önce babam bilmiştir. Kesinlikle söyleyebilirim ki aynı şey kendisi içinde denenmiş olmalı ki babam, ağrılarıma çareyi “muska” yazdırmada görmüştür. O nedenle komşu köyde iyi muska yazan (ne demekse) birilerine gitmiştir ama o muskaların hiçbiri ağrılarımın dinmesine yetmemiştir. Ben mi ağrılarımı, ağrılarım mı beni sevmiştir bilemem ama ağrılarımla ben tutkulu aşıklar gibi biribirimizden kopamadan bugüne kadar gelmişizdir. Ağrıyla da barışık olunur mu demeyin ama…arsızsa ve kovsanız da gitmiyorsa? İstemeseniz de yaşamak zorundasınız onunla.
Ağrımdan en çok şikayetim uyku içinde gelmesidir. Anlayacağınız benim ağrılarım sinsidir ve sanki biraz da korkaktır. Uykumda iken yakalar beni ve gecelerimi karadan da karanlık eder bana. Ben o yüzden ağrıma çok daha fazla kızarım ve bir de namert insana. İkisi de en zayıf anınızı kolluyor ya, işte o zaman bunun adı “mertlik” olmuyor. Biri çıkıp da bana, “sen ağrılarına mı daha öfkelisin yoksa namert insana mı” diye sorsa ya…hiç ikirciksiz “namert insana” derim mutlaka. Namert insanlar ki bir bana değil, çekilmez birer ağrıdır bütün insanlığa…namertler ki tıpkı benim ağrılarım gibi uykuda gelir ve yaşamı zehir eder insanlara. Bunlardan biz de de çok var. Olmaz olalar!
Ağrının ve acının ne olduğunu çok iyi bilen biri olarak, ağrı ve acınız olmasın diyorum yürkten gelerekten. Ağrılar da uzak olsun sizden, namertler de uzak dursun hepinizden. Gününüz aydınlık, yüzünüz de güler olsun, yürekte hep sevginiz ve sevinciniz bulunsun.