Trump, iktidara geldikten sonra Kanada, Gazze, Danimarka gibi ülkelerden beklentileri olduğunu ileri sürmüştü. Grönland Adası’nın da ABD’ye bağlanmasını istemesi, Danimarka’yı çileden çıkarmıştı.
Trump’ın Grönland sevdası
Yeniden göreve gelmesinden bu yana Grönland'ı ülkesinin kontrolüne alma isteğini sıkça dile getiren Trump, Beyaz Saray'da, uluslararası güvenliğin sağlanması için "Grönland'a sahip olmaları gerektiğini" söylemiştir.
Trump, Grönland'ın her yerinde Çin ve Rus gemilerinin dolaşmasından rahatsızlık duyduğunu belirterek, "bu durumla ilgilenmesi" için Danimarka'ya veya başka birine güvenmediklerini kaydetmiştir.
Öte yandan, eşi Usha Vance, ABD Enerji Bakanı Chris Wright ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Mike Waltz ile Grönland'ı ziyaret eden ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, burada yaptığı açıklamada, Danimarka yönetiminin Grönland'ın güvenliğine yeterince yatırım yapmadığını savunmuştur.
Vance, "Hepinizin bildiği gibi, bu büyük bir mesele ve önümüzdeki on yıllar boyunca daha da büyüyecek. Grönland'da daha fazla pozisyona sahip olmamız gerekiyor." Demiştir. Vance, askeri güç kullanmaya gerek kalmadan, Grönland halkının "nihayetinde ABD'nin ve Ada'nın kontrolüne ilişkin arzusunun yanında yer alacağına" inandığını belirtti.
Danimarka Başbakanı’nın öfkeli sözleri
Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen, ABD'ye, uluslararası güvenliğe ilişkin argüman bile olsa "başka bir ülkeyi ilhak edemeyeceği" uyarısını yapmıştır. Müttefikler olarak birbirlerinin "bölünmesine" izin vermelerinin, "düşmanlarına hizmet" etmek anlamına geleceğini vurgulayan Frederiksen, bunun olmasını engellemek için elinden gelen her şeyi yapacağını söylemiştir.
Başkanı Donald Trump'ın, ada hakkındaki sözlerine ilişkin açıklamaları üzerine Frederiksen, Danimarka'nın güvenilir bir NATO müttefiki olduğunu, Danimarka’daki işletmelerin ABD'ye yatırım yapmaları istendiğinde yaptıklarını, ortak savunma harcaması yapılması istendiğinde de yaptıklarını belirtmiştir.
Başbakan Frederiksen, ABD’nin Danimarka Krallığı'nın topraklarının bir bölümünü ele geçirmeyi talep etmesini içine sindirememiş ve “En yakın müttefikimizden baskı ve tehditlerle karşılaştığımızda, bunca yıldır takdir ettiğimiz ülke hakkında neye inanacağız? Bu, Atlantik boyunca birlikte inşa ettiğimiz dünya düzeniyle ilgili bir mesele. Başka bir ülkeyi ilhak edemezsiniz, uluslararası güvenlik argümanı bile olsa" demek ihtiyacını hissetmiştir.
Grönland Adası’nın tarih içindeki yeri
Grönland Adası’nı 900 yılında Gunnbjorn Ulfsson keşfetmiştir. 986 yılında burada ilk Viking sömürgesi kurulmuştur. Atlas Okyanusu'nun kuzeyinde, 2.166.086 km² ile dünyanın en büyük adasıdır. Kuzey kutbundaki bulunur, Ada’nın sahilleri hariç her tarafı %81’i 3 km kalınlığına varan bir buz tabakasıyla kaplıdır ve buzun tabanı deniz seviyesinin altındadır. Danimarka Krallığı'na bağlı özerk bir bölgedir.[4]
Grönland, jeopolitik olarak Avrupa'nın bir parçası, fizyografik olarak kuzey Amerika kıtasının bir parçası sayılmasına rağmen 986'dan başlayarak bin yıldan fazla bir süredir siyasî ve kültürel olarak Avrupa (özellikle sömürge güçleri olan Norveç ve Danimarka) arasında biçimlendirilmiştir. Sakinlerinin çoğunun ataları Alaska'dan Kuzey Kanada'ya göç edenler oluşturmuştur. Grönland'da yaşayan nüfus 65.000 civarındadır. Bu nüfusun büyük bölümü batı kıyısındaki küçük kasabalarda ve şehirlerde yaşar. Grönland'ın buzullarla kaplı orta kesimlerinde insan yaşamaz. Ülkenin temel geçim kaynağı avcılık ve balıkçılıktır.
Avrupa içinde ve II. Dünya Savaşı’nda durumu
Atlas Okyanusu'nda bulunan Grönland, Kuzey Amerika kıtasına bitişik olmakla birlikte tarihsel olarak Avrupa ile bağları daha fazladır. Her ne kadar geniş özerklikleri olsa da Danimarka Kraliyet Birliği'nin bir parçasıdır. Danimarka'ya bağlı olarak 1973 yılında Avrupa Ekonomik Topluluğu'na dahil olan Grönland, 23 Şubat 1983 tarihinde yaptığı bir halk oylaması sonucunda AET'den ayrılma kararı alır ve gelişmelerin ardından 1 Şubat 1985'te Grönland kendi isteğiyle topluluktan ayrılır; hâlen Avrupa Birliği'nin dışındadır.
Alman denizaltıları ve İngiliz muhriplerinin çeşit çeşit taktikler uygulayarak katıldıkları deniz muharebeleri, ABD muharip uçaklarının devreye sokulmasıyla farklı sonuçlarla bitmiştir. Alman muharip deniz unsurları her İngiliz savaş aracını gayet esaslı şekilde etüt etmişler, hızı, zırh kalınlıkları, uzak mesafe top atışları, etkili menzil, doğru mesafe tespiti yapıp yapmadıkları konusunda gayret sarf etmişler ve sonuç alabilmişlerdir.
14 Kasım 1941’de İngiliz Ark Royal uçak gemisi Alman denizaltısı tarafından batırılmıştır.
1942 yılında Grönland Adası, ABD tarafından işgal edilmiş, daha sonra tekrar Danimarka'ya verilmiştir. Bu sırada, 1943 yılında da ABD tarafından Amerikan Hava Kuvvetleri'nin kullanabilmesi için Thule Hava Üssü inşa edilmiştir. Bu tarihten itibaren Alman U-botlarının sayısı giderek azalmaya başlamıştır.
Günümüze doğru
Grönland Adası, 1985 yılında AB'den ayrılmıştır. 11 Haziran 2022'de Danimarka ve Kanada hükûmetleri, 17 yıllık müzakerelerin ardından Hans Adası'nı ikiye bölmeyi kabul etmişlerdir. Anlaşma, Kanada, Danimarka, Grönland ve Nunavut parlamentolarının her birinin onaylamak için oy kullanmasından sonra yürürlüğe girmiştir. Bununla, Kanada ve Danimarka (Grönland), adanın merkezine yakın kuzeyden güneye uzanan adanın yüzeyindeki bir çatlağı izleyen 1280 m'lik bir uluslararası kara sınırına sahip olmuştur.
Danimarka küçücük bir ülke. Yüzölçümü 43.094 km2, kendisine bağlı olan Grönland Adası’nın yüzölçümü 2.175.600 Km2… Görüyor musunuz kaç kat toprağı kendisine bağlamış. Her ne kadar Ada’nın tarıma elverişli olmadığı gerçek ise de açık deniz balıkçılığı ona ayrı bir servet kaynağı oluşturmaktadır. Kıtalararası füze ve donanma gücüne sahip olan ABD için ne kadar cazip değil mi? Trump’ın buraya göz dikmemesi düşünülebilir mi?
Ayrıca Uzak Doğu’ya yapılacak deniz ticaretinde Afrika Burnu’nu dolaşmak yerine Kuzey Denizi’nin mesafe kısalığı gibi bir avantaj sağlaması da gündemdedir. Trump’ın bunu da göz ardı etmeyeceği kesindir.