SON DAKİKA
reklam
reklam

Haram ve gizli işler

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 24 Nisan 2025, Perşembe - 11:34   Okunma Sayısı:

Haram ve gizli işler

 

    Gizli işlere bayılırız. Hatta meşhurdur, haram ve gizli işler caziptir denir. Özellikle devlet işlerinde gizlilik her zaman vardır ve merak uyandırır. Meraklı turşucular her zaman gizli bilgilere sahip olmak isterler. Bu bilgilerin çok küçük kısmına vakıf olanlar da böyle bir bilgiye sahip olduklarını hissettirmek ve kendilerinin önemli bir kişi olduğunu karşı tarafa yansıtmak isterler. 

 

II. Abdülhamit ve gizlilik

 

    İnsan belli bir terbiye almamış, belli bir nosyona ulaşmamış ise gizliliğin önemini anlayamaz. Bu konuda en hassa padişahlardan birisi olan II. Abdülhamit, görevlendirdiği kişilerden bilgi alırken sorar: 

 

    ---Görüşmeye kimler geldi? 

    ---Ben ve ilgili kişi Hünkârım.

    ---Görüşmeyi nerede yaptınız?

    ---Gizli bir odada yaptık Hünkârım.   Sultan II. Abdülhamit hemen kanaatini belirtir:

    ---İki kişi ve dört duvar…

 

    Siyaset sahnesinde de bilgisi olmayan insanlar zaman zaman üfürmüşlerdir. Lozan Antlaşması’nın bilmem kaçıncı yıldönümünde Ege Adaları gündeme gelir, “… Bu konu Lozan’ın gizli maddelerinde yazılıdır” der, çıkarlar işin içinden. Misak-ı Milli konusu açılır, “Atatürk’ün gizli vasiyetinde …” diye söze girerler… Aşağıdaki sözler ne güzel anlatıyor bu durumu…

Abdal ata binince bey oldum sanır,

Şalgam aşa girince yağ oldum sanır.

 

Bilgisizlik örnekleri

    Konuşmanın yapıldığı toplumda bir de fanatik kişi varsa seyreyle gümbürtüyü. Oniki Adalar dersiniz, bunların ne olduğunu bile bilmez. Sevr ve Lozan antlaşmalarının hangi savaşlardan sonra yapıldığını, yerlerinin nerde olduğunu sorsanız bilmezler.

 

    Örneğin; I. Dünya Savaşı sonunda 10 Ağustos 1920 tarihli Sevr görüşmelerine Britanya İmparatorluğu, Fransa, İtalya, Japonya, Ermenistan, Belçika, Yunanistan, Hicaz Krallığı, Polonya, Portekiz, Romanya, Sırp, Hırvat ve Sloven Krallığı, Çekoslovakya ile mağlup Osmanlı İmparatorluğu arasında imzalanmıştır. ABD Osmanlı İmparatorluğu ile savaşmadığı, SSCB ise henüz Milletler Cemiyeti üyesi olmadığı için imza atmamışlardır.

 

***                 ***                 ***

İbnülemin Mahmut Kemal’den

    Tarih biyografisi ve monografi sahalarında erişilmesi çok güç bilgisiyle dünya çapında bir şahsiyet olan İbnülemin Mahmud Kemal (İnal)’e sormuşlar. 

 

    ---Sizdeki bilginin çok azına sahip olmalarına rağmen sizden çok daha fazla tanınanlar var. Bunun sebebi nedir? 

    ---Ben bilmek için öğrendim, onlarsa tanınmak için…

 

    Hepimiz asrın davalarını takip ettik. Salya-sümük ağlayan ve hezeyanlar içinde çırpınan bir adam ve ekibinin, mesleki formasyonu ve sıfatı olan kişileri yalancı tanık, sahte belge ve montaj videolarla yerlerinden, özgürlüklerinden, imkânlarından hatta yaşam hakkından ettiğini gördük. Yakalandıkları zaman verdikleri ifadelerden hayrete düşmüştük. Bu kişiler Fethullah Gülen’in bir terör örgütünü yönettiğini yeni anlamışlardı.

 

***                 ***                 ***

Yazımı şu sözlerle bitirmek istiyorum

İnsanlar başaklara benzerler, başaklar doldukça eğilirler.

Kendimiz sandığımızdan çok daha zenginiz; ama bizi ondan bundan dilenerek yaşamaya alıştırmışlar; kendimizden çok başkalarından faydalanmaya zorlamışlar bizi.

Kral da, dilenci de aynı iştahla acıkırlar.

Okunu hedeften öteye atan okçu, okunu hedefe ulaştıramayan okçudan daha başarılı sayılamaz.

Öfke saklamaya gelmez, büsbütün içimize işler.

Yazmak mutsuzluğun nedeni değil, sonucudur. 

 

(Galiba bu söz de beni ilgilendiriyor. Yere tüküren adamdan, çarpık binadan, çenesi düşük kadından, bir karış bakımsız sakalla gezen adamdan, yayaya yol vermeyen sürücüden, barut kesesi gibi parlayan fırça saçlıdan tutun da yeni yapılan yol veya kaldırımı ertesi günü ellerinde kazmayla açmaya çalışan bilinçsiz zihniyete kadar beni meşgul eden insanlar mutsuzluğuma sebep oluyor. Bunun sonucunda da yazmak zorunda kalıyorum.)

   

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam