SON DAKİKA
reklam
reklam

Yunan Başbakanı’nın yeni iddiası

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 26 Nisan 2025, Cumartesi - 13:48   Okunma Sayısı:

 

Yunan Başbakanı yeni ‘soykırım’ icat etti! Şimdi de ‘Jön Türkler’ suçlaması… Peki bu tabir nereden geliyor, neyi anlatmak istiyordu?

 

Jön Türk hareketine karşı tavırlar

… 1908 yılında Jön Türk Devrimi, baş göstermeden önce Rumlar, Jön Türklerin ciddi bir politik eyleme muktedir olmadıklarını düşünmüşlerdir. Bu zeminde Manastır’daki Yunan sefirinin demeçleri oldukça ilginç olup “Osmanlı İmparatorluğu’ndaki siyasi bir değişiklik Yunan menfaatlerine aykırı düşecektir. Rumlar Türk yönetimine karşı derin bir kin beslemeli ve bu uğurda uygun bir eğitim görmelidirler.”

    Girit’ten de Venizelos benzeri bir tepki gösterilmiştir: “Bugünkü “Hasta Adam” ıslah edilmiş ve yeniden teşkilâtlandırılmış olursa Yunan menfaatlerine aykırı düşecektir. Krallığın sınırları içindekinden daha fazla Yunan topluluğu Osmanlı topraklarında mevcuttur. Atalarımız Megali idea uğruna 1821’de ayaklandılar. Jön Türk rejiminin girişmek istediği yeni reformları ve düzenlemeleri vücuda getirmeden önce Yunanistan, atalarımızın arzularını gerçekleştirmek için epeyce güçlü olmalıdır. Epir, Makedonya, Trakya, On iki Ada ve Anadolu’da bulunan Rumlar ne olacak? Acele etmemiz gerekiyor...”

23 Temmuz 1908’de İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin inisiyatifiyle Meşrutiyet ilân edilmiştir. Jön Türk Devrimi’ne başından beri olumsuz bir tavır alan unsurlar da olmuştur. Örneğin; Patrik II. Juvakim Efendi, “Türkler, Merutiyet’i, Osmanlı İmparatorluğu’nun gayr-i Müslim ve gayr-i Türk halklarına karşı zulüm aracı olarak kullanacaklardır... Atina’da anlamalıdır ki, Jön Türk Hareketi milliyetçi bir harekettir...” demiştir. 

Serez’deki Yunan konsolosu, Yunanistan Hariciye Nezareti’ne 29 Haziran 1909 tarihinde “Jön Türkler, soydaşlarımızın Yunan bilincini kökünden sökemedikleri için tek bir çözüm bulabilirler yani, savaş yoluyla Yunanistan’ın sindirilmesi...”  konulu raporunu göndermiştir.

 

Demek ki unutulmamış

    Yunan Parlamentosu, 1994 yılında 19 Mayıs’ı sözde “Pontus Rum Soykırımı Anma Günü” 1998 yılının14 Eylül’ünü de sözde “Küçük Asya (Ege ve İç Anadolu) Helenizmi Soykırımı Anma Günü” olarak tanımış, 2022 yılında da 6 Nisan’ı “Doğu Trakya (Türkiye’nin Trakya toprakları) Helenizmini Anma Günü” ilan etmişti.

    Başbakan Kiriakos Miçotakis ise sosyal medya hesabında haftalık icraatını anlatırken, şimdi de “Trakya Helenizmi Soykırımı” iddiasında bulunmuş, “Doğu Trakya’daki Yunanların, Jön Türkler tarafından soykırıma uğradıklarını iddia etmiştir. 

Yunan hükümetinin Türkiye ile ilişkileri normalleştirme çabası içinde bulunduğu bir dönemde Miçotakis’in bu paylaşımı dikkat çekicidir. Yunan Parlamentosu’nda 6 Nisan için kabul edilen 4954/22 sayılı Kanun’un 48’inci maddesinde ve törenlerin nasıl yapılacağına ilişkin 14 Ocak 2025 tarihli Cumhurbaşkanlığı kararnamesinde “soykırım” ifadesi yer almamakta ve sadece “Anma Günü”nden söz edilmektedir.

 

Tepede çalınan ıslık aşağıda fırtına yaratır 

Bu yıl yapılan ve Yunanistan'ın 25 Mart Bağımsızlık Günü kapsamında Atina’da düzenlenen resmi geçit töreninde, Yunan Deniz Kuvvetleri’ne bağlı deniz astsubay okulu öğrencileri Türkiye'yi hedef alan hakaret içerikli sloganlar atmıştır. Törende bazı askerlerin de "Kıbrıs Yunan'ındır" sloganı attığı ve Türkiye hakkında küfürlü ifadeler kullandığı bildirilmiştir.

 

    Olay Türkiye tarafından tepkiyle karşılanmış, DİB’lığı Türk-Yunan ilişkilerini sabote edecek provokasyonlardan uzak durulması çağrısını yaparken “Atılan küstahça sloganlar kabul edilemez” açıklamasında bulunmuştur. Yunanistan'da ana muhalefet partisi Radikal Sol İttifak (SYRIZA) da askerlerin attığı sloganlara tepki gösterdi. SYRIZA, bu tür ifadelerin ülkenin uluslararası itibarına zarar verdiğini belirterek olayın derinlemesine araştırılmasını istedi. Yunanistan Savunma Bakanlığı’nın olayın ardından hızlı bir şekilde harekete geçerek Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na disiplin soruşturması başlatılması talimatını verdiği bildirilmiştir.

 

Yorumlama

    Bir asırdan fazla zaman geçmesine rağmen Jön Türk anlayışına karşı Yunan kini dinmemiş. Türkiye’de Jön Türk hareketini çok kişi bile bilmez. 1922 yılında Milli Mücadele bitmiş, Atatürk ve Venizelos dostluk ve barış anlaşmaları imzalamışlardır.

    II. Dünya Savaşı yıllarında Hitler’in kara birliklerini Rusya’nın içlerine sürecek kadar lojistik desteği nasıl finanse ettiğini, uçaklarını neyle uçurduğunu hep merak ederdim… Avrupa’yı kasıp kavurmak, Moskova kapılarına dayanmak, Kafkaslara sarkmak, Balkanlar’da esmek, Yunanistan’ı harmanlamak ve Trakya sınırımıza dayanmak ya bir cani’nin ya da bir delinin harcı olsa gerekti. Yunan resmi rakamlarına göre Nazi ordularının çizmeleri altında ölen Yunan vatandaşı sayısı 800 bini aşıyormuş. 

    Nazi orduları o günlerde Trakya’ya ve devamında Anadolu’ya girmiş olsaydı belki bizde daha fazla katliam yapacaktı. İsmet Paşa’nın dünya siyasetini iyi takip etmesi, dengeleri korumaya çalışması ve Hitler ordularını Balkanlarda tutarak Anadolu’ya sokmaması bir ileri görüşlülüktür. Yoksa belki biz de tazminat isteme durumuna düşecektik

    Her saldıranın bir parça kopardığı ortamı fırsat bilen İtalya da önce Fransa’nın güney kıyılarını işgal etmiş, Almanların desteğini alarak 28 Ekim 1940 günü Arnavutluk üzerinden Yunanistan’a saldırmıştır. Kendilerini bir anda savaşın içinde bulan Yunan halkı, Mussolini kuvvetlerine karşı büyük direnç göstermiş, ancak yenileceğini anlayınca Hitler’i devreye sokmuştur. Alman ordusu 6 Nisan 1941’de İtalyan ordusunun yardımına koşmuş, 27 Nisan 1941’de başkent Atina düşmüştür. 

    II. Dünya Savaşı’nın hemen sonrasında meydana gelen kıtlık nedeniyle Türkiye Yunanistan’a toplam 50.000 ton gıda yardımı yapmış, “Dumlupınar”, “Tunç”, “Konya”, “Güneysu” ve “Aksu” gemileri ile 1946 yılına kadar Yunanistan’a göndermiştir.

    Kızılay, o dönemin parasıyla 28.861 lira harcayarak kuru sebze, meyve, tuzlu balık, yumurta gibi erzakın Türk vapurlarıyla 12 seferde Pire Limanı’na taşınmasını sağladı. Kurum, halkın topladığı başka tüketim malzemeleri ile 505.908 lira 51 kuruşu da üzerine 43.398 lira, 5 ton sabun, ayrıca yiyecek ve içecek de katarak Konya Vapuru ile Yunanistan’a gönderdi.

    Neden bunlar konuşulmaz da hâlâ yüzyıl öncesinin köhnemiş konuları dile getirilir?  

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam