Sanayi Devrimi
Sanayi Devrimi, 1760’lı yıllarda başlayıp, 1830’lara kadar devam eden süreyi kapsamaktadır. Üretimin el ve beden emeğinden makine gücüne doğru evrim geçirdiği bir süreçtir. Odun ve bio-yakıt yerine kömürün kullanılmaya başlanmasıyla makineler buhar gücüyle işlev kazanmış ve bu faaliyetler yaygınlaşmıştırlar. Bu gelişme öncelikle İngiltere’de başlamış ve kısa sürede tüm Avrupa ve ABD’ye yayılmıştır.
Avrupa’daki işçi sınıfı örgütleri, 1830 ve 1840’larda çalışma sürelerinin 10 saate düşürülmesi mücadelesini verdiler. Avusturyalı işçiler “sekiz saat çalışma, sekiz saat sosyal hayat, 8 saat dinlenme ve uyku” talebiyle çalışma sürelerinin düşürülmesi mücadelesini verdiler.
İrlanda’da fırın işçileri, gece ve pazar çalışmalarına karşı büyük mitingler düzenledi. Bu mücadele sonucunda İrlanda’nın birçok şehrinde yalnızca gündüz çalışma yapılmaya başlandı. Londra’daki inşaat işçilerinin 1860-61 tarihli büyük grevinde çalışma süresinin 9 saate düşürülmesi temel talep olarak ileri sürülmüştü.
Servet sömürüsünden insan sömürüsüne
Uzak kıtalardaki insanları çalıştırıp onların yer altı servetlerini kendi ülkelerine taşıyan sömürge anlayışı, bu cevherleri işleyip dünyaya pazarlayacak olan kendi insanını da sömürmeye başlamıştır. Ağır koşullar altında çalışan işçiler haklarını arayacaklardı.
İlk eylem 1856’da Avustralya’da yapılmıştı. İşçiler sekiz saatlik iş günü lehinde gösteriler yaparak, toplantı ve eğlenceler düzenleyerek, hep birlikte bir günlük iş bırakmaya karar vermişlerdi. Tarih olarak 21 Nisan günü saptanmıştı.
19’uncu yüzyılda Sanayi Devrimi ile ortaya çıkan işçi sınıfının ağır çalışma koşullarına yönelik hak mücadelesinin en önemli sembolü 1 Mayıs. 1886’da günde 8 saat çalışma hakkını alabilmek için sokaklara çıkan ABD'li işçiler, ülke genelinde kitlesel protestolar düzenlemişlerdir. İşçilerin 8 saatlik çalışma talebi ile ortaya çıkan 1 Mayıs geleneği, yüz yılı aşkın süredir coğrafya ve kültür farkı gözetmeden birçok ülkede kendi yolunu çizmiştir.
Düşük ücrete ve asıl olarak uzun iş gününe karşı sürdürülen bu mücadeleler 1. Enternasyonal’in 1866 yılında toplanan kongresinde yasal çalışma süresinin 8 saat olması talebinin kabul edilmesiyle uluslararası bir boyut kazandı.
Kanlı eylemler başlar
1 Mayıs İşçi Bayramı'nın hikâyesi, 1 Mayıs 1886'da Chicago'da hak arayışında olan işçilerin hayatını kaybetmesi ve işçi liderlerinin idam edilmesi ile başlar. 1886 yılı ilkbaharında başta tekstil olmak üzere birçok sektörün merkezi olan Chicago'da işçiler eylem yaparlar. Binlerce işçi uzun çalışma saatlerinin düşürülmesi ve çalışma koşullarının düzeltilmesi için greve gider.
Grevin ardından sokaklar hareketlenir ve gerginlik tırmanır. 4 Mayıs günü polislerle işçilerin karşılaşmasında bombalar patlar ve 6 polis hayatını kaybeder. Bunun üzerine güvenlik güçlerinin açtığı ateş sonucu onlarca işçi ölür. Olaylardan sorumlu tutulan 4 işçi lideri idam edilir ve yüzlercesi tutuklanır.
Cumhuriyet öncesi ülkemizde
1 Mayıs, ilk defa 1906 yılında “İşçiler, Yurtsever Kardeşlerim! Şerefli Gazete Çalışanları! Haberiniz olsun ki, 1 Mayıs Dünya İşçileri Bayramı münasebetiyle amele kıraathaneleri civarındaki tren istasyonu mevkiinde toplantı ve gösteri vardır” bildirileri dağıtılmış, İzmir Basmane’de toplanan işçilerle “amele bayramı” kutlanmıştır. I.Dünya Savaşı’na kadar geçen sürede 1 Mayıs Üsküp, Selanik ve İstanbul’da diğer ülkelerle birlikte eş zamanlı olarak kutlanmıştır. 1 Mayıs safahatı şöyle gelişmiştir:
**1909 yılında 1 Mayıs Üsküp ve Selanik’te kutlandı. Herkese seçme ve seçilme hakkı ve emeği koruyacak yasaların çıkarılması talep edildi.
**1910 yılında Selanik’te tütün, liman ve pamuk işçileri, 1 Mayıs gösterisi düzenleyerek bugünü kutladı.
**1911 yılında, Üsküp, Selanik, Edirne ve bazı Trakya şehirlerinde 1 Mayıs etkinlikleri düzenlendi. Selanik’te yapılan Sosyalist İşçi Federasyonun düzenlediği mitinge 7000 işçi katıldı.
**1912 yılında, 1 Mayıs Selanik ve İstanbul’da kutlandı. İstanbul’da kutlanan bu ilk 1 Mayıs’ta Selanik’teki gibi seçme seçilme hakkının herkese tanınması, grev yasasının değiştirilmesi, emeğin haklarını koruyacak kanunların çıkartılması gibi talepler dile getirildi. İstanbul’da 1 Mayıs gösterisi düzenlemek o günlerde işçi sınıfı adına önemli bir kazanım oldu. Ancak tedbirler gecikmedi, hükümet işçi hareketine karşı baskıyı giderek tırmandırırken sermayeye her türlü kolaylığı sağladı. İttihat ve Terakki Hükümeti 1912 yılında başlayan Balkan Savaşlarını bahane ederek sıkıyönetim ilan etti.
1.Dünya Savaşının ertesinde 1918-1922 arasında işçiler hızlı bir şekilde tekrar örgütlenmeye başladı. 1919,1920,1921 yıllarındaki 1 Mayıs İşçi Bayramları işgal altındaki İstanbul’da bağımsızlık mitinglerine dönüştü. İşgal güçlerinin yasaklamalarına, yapılacak olan iş bırakmanın askeri suç sayılacağı ve askeri mahkemede yargılanacakları gibi tehditlerine karşın 1 Mayıs kutlamalarına katılımlar yoğun bir şekilde gerçekleşti.
1922 yılında 1 Mayıs İstanbul, Ankara ve İzmir’de kutlandı. Sultanahmet Meydanı’nda işgal kuvvetlerinin tüm baskı ve tehditlerine rağmen burada toplanan işçi grubu Pangaltı üzerinden Kağıthane’ye kadar yürüdü. O yıl Ankara’da ilk kez 1 Mayıs kutlaması yapıldı. İmalat-ı Harbiye ve demiryolu işçileri iş bırakarak aileleriyle birlikte bir toplantı düzenlediler. Toplantıda işgal güçleri kınanarak Mustafa Kemal’e ve kurduğu hükümete destek verildiği açıklandı. Yürüyüş sırasında işçiler: “Türkiye amelesi sendika ister”, “Burjuvazinin zulmünü protesto ediyoruz” diye haykırmışlardır. (Devam edecek)