SON DAKİKA
reklam
reklam

Sarıyer ve Çırçır Suyu

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 1 Haziran 2025, Pazar - 11:26   Okunma Sayısı:

İstanbul’un fethinden sonra Anadolu’dan getirtilen Türk aşiretlerinin yeni payitaht Konstantiniyye’de yerleştirilmesi biraz zaman almıştır. Sarıyer, İstanbul veya Karadeniz Boğazı (eski deyimiyle Bahr-i Siyah)’nın bitiminde Rum nüfusun ağırlıklı olduğu bir yerleşim yeridir.

Bölgenin 15’inci yüzyılda Osmanlı yönetimine geçmesiyle birlikte oluşan otorite boşluğu, bu bölgede bazı şekavet olaylarının filizlenip artmasına, Müslüman ahaliye saldırılar yapılmasına ve hırsızlıklara sahne olmuştur. Karadeniz’in kuzeyinde kümelenen Kazaklar, 17’nci yüzyılda İstanbul Boğazı’ndan girmiş ve Sarıyer’den başlayarak kıyı şeridindeki yerleşim alanlarını talan edip yağmalamışlardır.

Kavalalı Mehmet Ali Paşa, Osmanlı Devleti’ne karşı yaptığı hasmane hareket yapınca Rusya, Osmanlı hükümetine destek olmak amacıyla Sarıyer-Büyükdere arasına donanma göndermiştir. Sonraki yıllarda Kırım Savaşı baş göstermiş, İngiliz ve Fransız harp gemileri yine bu koylarda toplanarak Boğaz’dan çıkış yapmışlardır.

 

Sarıyer’in zenginliği şifalı suları

Bizans döneminin bu zengin balıkçı kasabası engin orman alanları, bakır madeni. Sarıyer, Teknecik dereleri ve pınarlarıyla Osmanlı döneminde de zenginliğini sürdürmüştür. Bu kaynak sularının içinde Saraycık (Hünkâr)[i], Çırçır, Fındık ve Kestane suları en meşhur olanlardır. Kaynaklardan çıkan ve birkaç kolla dağılan suların hepsinin şifalı olduğu belirtilir.

 

Şifa olayına iki örnek vermek gerekirse;

1…Karaburun Muhafızı Mustafa Paşa hasta olmuş, kendisine uygulanacak tedavi ve tebdil-i hava için Fener veya Sarıyer’e nakline müsaade edilmesi için kethüdası, hazinedarı ve divan kâtibi mühürleriyle Sadaret’e yazı yazılmıştır.[ii]

2…Çırçır Suyu sayesinde hastalıktan şifa bulması münasebetiyle Correspondance de I Est gazetesi müdürü Nolinski, yetkililere teşekkür mektubu göndermiştir.[iii]

3…Saray erkânına mavnalarla, zengin ailelere eşekli sakalarla su taşınmış ve satış yapılmıştır.

4…Suyun Osmanlı toprakları dışında da tanınmış olması nedeniyle bir İngiliz suyun imtiyazını almak istemiş ve İngilizce yazılan mektup Sadaret’e takdim edilmiştir.[iv]

 

Çırçır Suyu’na övgü

İstanbul’un yaşayan efsanesidir Semavi Eyice… Yabancı araştırmacılar, 20’nci yüzyıl başlarına kadar İstanbul hakkında kitap ve makaleler yazmış, araştırmalar yapmışlardır. Eyice, bu kitlenin yanına ilk Türk aydını olarak Mehmet Raif Bey’i koymuştur.

Mehmet Raif Bey, 19’uncu yüzyılın son dönemlerinde Sarıyer’de gördüğü iki sütundan birinin üzerinde Çırçır Suyu’nun, "İskender-i Zülkarneyn’in (Kur’an-ı Kerim’de Zülkarneyn olarak bildirilen mübarek zat) arayıp da bulamadığı ab-ı hayat’ın ta kendisi olduğunu” okumuştur.

Mehmet Raif Bey’in o sütunda okuduklarını, “İstanbul-Paris” adlı kitabında Salah Birsel şöyle ele almıştır.[v]

 

Çırçır Suyu

Habbeza Çırçır Suyu renkli, letafette güher
sahibi elhaç Raşit Ağa, hayratı ol eser
bir mücessem nurdur, abıhayatın aynidir.
İçmeyen hacetinden, lezzetinden bihaber
bir içim sudur letafette yahut ruh-i revan
Nuş edenler zanneder bu dünyada kevser içer
ister iç, ister vuzu’et, cismü cana panzehir
lezzeti “kestane”den, “Hünkâr Suyu”ndan muteber
hastegânın, teşnegânın canına canlar katar
öyle saftır, halisâ koymaz gönüllerde keder.

 

Habbeza:          Ne sevimli, ne güzel, ne hoş

Letafet.             Hoşluk

Güher.               Cevher

El Hac.              Hoca

Hayrat.              Hayır işi eser

Mücessem nur.  Canlı biçim haline getirilmiş

Ab-ı hayat.        Hayat suyu

Hacet.                İhtiyaç halinde içmeyen

Ruh-i revan.      Cana can katma

Nuş edenler.      İçenler

Kevser.              Cennetteki bir su

Vuzu’ etmek.    Abdest almak

Hastegân.          Hastalar

Teşnegân.          Susamışlar

      

Zenginliklerin hırsızlığa maruz kalması

Sarıyer’de bakır madeninin çıkarılmasının yıkama işlerini gerektirmesi, şifalı suların başka bölgelere taşınması, bazı bostan alanlarıyla Harap Bağ mevkiinin mahalleler inşa olunmak üzere bölünmesi ve su taksimi yapılması ilâve su ihtiyacının ortaya çıkmasına ve kaynaktan Sarıyer’e verilen suyun azalmasına sebep olmuştur.

Kaçak suyun kontrol alınması, maden ocağında su israfının önlenmesi, top vapurlarına, mavnalara, dubalara, dalyana, mühimmat sefinelerine ve tulumba teşkilâtına verilen suyun ölçüyü aşmaması ve hırsızlığın önlenmesi için aydınlatma fenerleri dikilmesi gündeme gelmiş ama maliyeti nedeniyle uygulanamamıştır.[vi]

Su kaynaklarının kontrol altına alınabilmesi için kaynaklara giden yollar onarıma alınarak genişletilmesi ve yol sathına taş döşenmesi de gündem dışı bırakılmıştır.[vii] Hal böyle olunca şekavet olaylarına karşı atlı jandarma müfrezelerine devriye görevi verilmiştir.

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam