SON DAKİKA
reklam
reklam

Bayram sohbetleri

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 14 Haziran 2025, Cumartesi - 11:48   Okunma Sayısı:

 

Sabah yürüyüşünü yaptıktan sonra semtin parkına girdim. Bizim ihtiyar heyeti parkta oturmuş seyyar çaycının verdiği çayla sohbet ediyorlar. Konu yine geçim derdi. Bu konuya girdiklerinde de aralarında çoğu kez dalaşma başlıyor. Torunuma bir çift pabuç alamadım diyene “Bırak pabucu ben bir çikolata bile alamıyorum” diyenin birbirlerine bakışı bile değişiyor.  Diğer kişi köye gidemediğini ve akrabalarıyla bayramlaşamadığını söylerken gözleri doluyor, etrafa hissettirmeden göz yaşlarını siliyordu.

Onlara bayram gününün hüzün günü olmadığını, bugünlere ulaşmamıza şükretmemiz gerektiğini, sevinmemiz ve sevindirmemiz gerektiğini anlatmaya çalıştım. Aramızda şöyle bir konuşma geçmişti:

 

---Nasıl sevineceğiz, nasıl sevindireceğiz? dedi birisi… 

---Parka kadar kimsenin yardımı olmadan geldiğinize göre sağlığınız iyi demektir sevinmelisiniz. Torununuza bir kurşunkalem ve bir defter alarak veya onu tiyatroya kütüphaneye götürerek ya da vapurla Boğaz turuna çıkararak, annenize gidip elini öperek sevindirebilirsiniz.

---Bir kurban bile kesemedim, ben nasıl sevinebilirim?

---Kurban kesince etinden yoksullara da vermeniz gerekir. Kesemiyor ve veremiyorsanız bir yoksulun evine 1 kg et götürebilirsiniz...

---Sen de her şeye kulp takıyorsun.

---Peki sen fikrini söyle, yapabileceğin bir şey yok mu?

---Benim fikrim yok.

İşte mesele burada başlıyor: “Benim fikrim yok”… İhtiyarlardan biri söze girdi:

---Bak bey ne güzel anlatıyor. Ne demek “Benim fikrim yok” demek? Ot musun be adam?

 

Eyvah, bu dalış da çok sert oldu. Birazdan yine çıngar çıkabilir. Bu yaştaki insanlar konuşma özürlü oluyor diyeceğim ama genelde toplumumuz konuşma özürlü… O zaman bu yaşlı grubuna konuşma estetiği yok demek daha uygun olacaktır. Bu anlayış onların aile bireylerine de sirayet ediyor, anlaşmazlık, kavga, gürültü, küfür de bu yüzden çıkıyor. Güya bugün bayram. Millet yine birbirini kırmaya hatta yemeye hazır. Bu kişilere hakemlik yapmak da zor.

 

***                    ***                     ***

Kurban manzaraları her yıl olduğu gibi yine gündemde. Kendini kesenler, hayvana eziyet edenler, kaçan kurbanlar, Belediyelerin kurban timleri gibi olumsuz görüntüler bizi yine üzüyor ve başka milletlerin karşısında küçük düşürüyor. 

Kurbanı keserken bıçağın ters dönmesi ve kişinin yaralanması, hayvana daha fazla eziyeti gerektiriyor adeta. Hele büyükbaş hayvanın kesilmesi çok daha vahim. Kafasına bastıran iki kişi, hayvanın üzerinde beş kişi (Kimisi kuyruğunu çekiyor, kimisi bütün ağırlığıyla üzerinde oturuyor, kimisi zaten bağlı olan ayaklarının üzerine çıkıyor) icra-i sanat (!) ediyor. Bir büyükbaş hayvanın can vermesi 50-55 dakika sürüyor. Kurban nefes almaya çalıştığı zaman o sıcak kanı da ciğerine çekiyor ve belki de boğularak canını veriyor. Bu ne azaptır!

Hayvan ağır diye traktörün vincine asıp kesen, çırpınması için hiç boşluk bırakılmadan iplerle sıkı sıkıya bağlanan hayvanları da görmek mümkün…

Oysa kaçan boğa veya benzeri hayvanları Belediyenin ekipleri uyuşturucu iğne atarak sakinleştiriyor ve hayvan kesiliyor. Bu durum geçerli olduğuna göre her hayvana tatbik edilemez mi? Yüce Yaradan bütün nimetleri insanoğlu için lütfettiğine göre böyle bir uygulama düşünülemez mi? Bizler bir sevap işlemeye çalışırken hayvanın âhını alıyorsak bunun kıymeti kalır mı?

Daha önceki yıllarda yol kenarlarında yapılan kesimler alınan tedbirlerle ortadan kaldırılmıştı. Bu yıl yine tekrarladı. Gerekçe olarak kesim yerlerinin yetersizliği öne sürülüyor. Peki herkes ilk gün kurban kesmek zorunda mı? Gittiniz, kesim yeri kalabalık, öğleden sonra veya ertesi gün tekrar gidebilirsiniz.

    Fas Kralı 6. Muhammed, Kurban Bayramı'na ilişkin şubat ayında yaptığı açıklamada, ülkede iklim değişikliği kaynaklı kuraklık ve ekonomik zorlukların etkili olduğunu vurgulamış, hayvan varlığında ciddi azalmaların yaşandığına dikkati çekerek, kurban kesmenin İslam'da güçlü bir sünnet olduğunu ancak mevcut zorluklar nedeniyle bu ibadetin dar gelirli kesimler için ağır bir yük haline gelebileceğini ifade etmiştir.

    Fas Kralı, dini sorumlulukların kolaylaştırılması yönündeki görevleri çerçevesinde, bu yıl halka kurban kesmekten feragat etmeleri çağrısında bulunarak, bu ibadeti sembolik olarak Fas halkı adına kendisinin yerine getireceğini belirtmiştir. Ülkede 1963, 1981 ve 1996 yıllarında da halktan kurban kesmekten feragat etmeleri istenmişti. Böyle bir tedbir gelecek yıl sadece bir yıllığına da olsa uygulanamaz mı?

  

***                    ***                     ***

Bir bayramı daha idrak ediyoruz diyemeyeceğim, idrak etmeye çalışıyoruz demem daha uygun olacak galiba?

 Siyasi partiler arasında yapılan bayramlaşmaya bakın… A partisi B ile bayramlaşmıyor, C partisi hiçbir partiyle bayramlaşmıyor. D partisi E ve F ile bayramlaşıp G ile bayramlaşmıyor… Ama hepsi de barış ve kardeşlikten bahsediyor. Bu ülkede barış ve kardeşliği nasıl tesis edeceğiz?

Neyse, bayram sona erdi. Aynı konuları gelecek bayramda da görecek ve yaşayacağız. Değişen bir şey olmayacağına eminim. Bu yazıyı gelecek bayramda da aynı şekilde kullansam ezberci ya da kolaycı derler belki de…

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam