SON DAKİKA
reklam
reklam

Farklı görüşler

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 15 Haziran 2025, Pazar - 12:56   Okunma Sayısı:

II. Dünya Savaşı sonrasının sıkıntılı dönemini yaşamış, Rus.milliyetçiliği duygularıyla yetişmiş, NATO’ya karşı Varşova Paktı’nın liderliğini yapmışken istihbarat örgütlerinde çalışmış olan Putin, Ukrayna'nın Rus etki alanından çıkmasını hem ulusal hem kişisel bir aşağılanma hem de stratejik bir kayıp olarak görmektedir.

    2014'te Kırım'ın ilhakının ardından vizyonundan hiç taviz vermeyen Rusya lideri, Batı'nın da yaptırımlar uygulamaya başlamasıyla, ilk aşamada bölgede hiçbir ciddi adım atmamış, Donbas'taki ayrılıkçıları desteklemekle ve bölgedeki çatışmaların "Ukrayna'nın iç sorunu olduğunu" iddia etmekle yetinmiştir.

 

***                              ***                              ***

    24 Şubat 2022… Rusya, Ukrayna’ya saldırmıştır. Savaş nerdeyse ikinci yılını doldurmak üzeredir. Bu süreç içinde

***Rusya, Ukrayna Savaşı boyunca “savaş” yerine “Özel Askeri Operasyon” tabirini kullanmıştır.

***Savaşta ölen ve esir düşen Rus askerlerinin sayısını düşük göstererek Rus halkının moralini yüksek tutmaya çalışmıştır. Açıklamaların ve dil unsurlarının yanında paylaşımları görsellerle desteklemiştir.

***Bu desteklemeye ilave olarak savaşın askerî açıdan çok kültürel, ekonomik ve siyasi boyutları ve sonuçları üzerinde durmayı tercih etmiştir.

***Savaşla birlikte yeni dinamikler ortaya çıkmıştır. Savaş, çoğu kez Rusya-NATO ya da Rusya-Batı mücadelesi gibi algılandığı için İsveç ve Finlandiya, NATO üyeliğine başvuruda bulunmuştur. İki ülkenin başvurusuyla birlikte NATO bünyesinde de yeni tartışmalar ortaya çıkmış, 2022 yılının Haziran ayında Avrupa Parlamentosu’nda Ukrayna ve Moldova’nın üyelik için aday ülkeler olması yönünde karar alınmıştır. 

***                              ***                              ***

    Irak’ta yaşananlar için ABD’ye yaptırım, yargılama ve cezalandırma uygulanmamış, ancak Rusya’nın Ukrayna’da başlattığı savaşta Rusya’nın savaş suçlusu olarak itham edilmesi gündeme alınmıştır. Batı, halen böyle bir propagandayı yürütmektedir.

    Bu süreç boyunca küresel kırılmalar, ülkelerin dış politika yönelimlerinde değişiklikler, renkli ittifaklar, enerji iş birlikleri ve bölgesel müttefiklikler ortaya çıkmıştır. Değişik amaçlı ittifaklar, yeni ihtilâfları ve donmuş çatışmaları gündeme getirmiştir.

    Moskova’nın gücünü olabildiğince kurmak, Rus silahlı kuvvetlerini zayıflatmak amacıyla Ukrayna’ya yardım amacıyla gönderilen askeri mühimmatlar, savaşın çoğu kez Rusya-NATO ya da Rusya-Batı mücadelesi gibi algılanmasına yol açmıştır.

    Hal böyle olunca, Ukrayna’nın karşısında yer aldıkları gerekçesiyle Hindistan, Pakistan ve Çin gibi ülkelerin tutumları, Batı dünyası tarafından eleştirilmiştir. Çin-Rusya yakınlaşması, Pekin’in de Tayvan konusunda benzer bir tavır almak istemesine sebep olmuş, ABD’nin Tayvan’a olan ilgisi artmıştır. 

 

***                              ***                              ***

    Bununla birlikte savaşta verilen zayiat ve asker kaybı da askeri kapasite ve yeterlilik noktasında önem taşımaktadır. İngiltere Savunma Bakanlığı, Rus ve özel askeri kuvvetlerinin işgalin başından itibaren yaklaşık 40.000 ile 60.000 kişinin ölümüyle muhtemelen 175.000 ile 200.000 kayıp verdiğini öne sürmektedir. Ukrayna konusunda ise Norveç Genelkurmay Başkanlığı bir tahminde bulunmuş ve yaklaşık 100.000 ölü veya yaralı askerden bahsetmiştir.

    Savaşın insani boyutu da bulunmaktadır. Zira Rusya ve Ukrayna’dan ayrılan yüzlerce insan küresel bir hareketliliğe yol açmıştır. Mülteci Ajansı, savaşın 21. yüzyılda Avrupa’daki en büyük mülteci krizine yol açtığını dile getirirken; Birleşmiş Milletler de 2022 yılının Nisan ayında Ukrayna’dan ayrılanların sayısının 5 milyonu geçtiğini açıklamıştır. Mevcut sayının ise 8 milyonun üzerinde olduğu tahmin edilmektedir. İnsan hareketliliğinin yanı sıra gıda fiyatlarının artması ve küresel gıda krizi de savaşın ortaya çıkardığı neticeler arasında yer almaktadır.

    Sonuç olarak savaşın küresel düzeyde birçok alanda kritik süreçlere etki ettiği görülmektedir. Bunun yanı sıra savaşın kısa vadede sona ereceğine ya da müzakere ve ateşkes gibi süreçlere girileceğine dair bir emare bulunmamaktadır. Bir yılda küresel düzen tamamen değişmiştir ve öngörülemezlik devam etmektedir. Savaşın yeni çatışmalara yol açması, ittifak dengelerini değiştirmesi ve güvenlik ikilemlerini tetiklemesi gibi sonuçları ise çoktan ortaya çıkmıştır.

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam