SON DAKİKA
reklam
reklam

İran topraklarına saldırı - I -

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 26 Haziran 2025, Perşembe - 11:27   Okunma Sayısı:

Çatışmaların durdurulması,

Sorunların diplomatik yollarla çözülmesi,

Gerilimin düşürülmesi…

    Her anlaşmazlıkta siyasetçiler genellikle bu sözleri söyler, işin düzelmeyeceğini de bilirler. Bu girişimler hiçbir zaman çene çalmaktan öteye gitmez. BM, yaptırım gücü olmadığı için seyreder, eski diplomatların görüşlerine asla başvurulmaz, bizler de kaygıyla izleriz.

 

**Tüfeğin her patladığı yerde aynı sözleri duymaktan bıktık. Herkes barış istiyor; ama her yerde anlaşmazlıklar oluyor. Herkes diplomasi yoluyla sorunların çözülmesini istiyor: ama heyhat! İşte, en son anlaşmazlık ve akabinde çatışma… En güzel çözüm “İtidal tavsiye etmek” yani ölçülü hareket etmek ve soğukkanlı davranmak…

 

Sorunun kökleri derinlerde

    İran ile ABD arasında nükleer tesislerin denetime açılması ve nükleer silah yapımından uzaklaşılması görüşmeleri yapılıyordu. Bu görüşmeler de bir hafta, bir ay veya bir sene öncesinden başlamayıp yıllar öncesinden başlamış ve kronik hal almıştır.

 

**Nükleer araştırma ve tesisler konusunda anlaşma(ma), İran’ın başına büyük dertler açmış, Başkan Trump’ın “dediğim dedik” anlayışıyla konu iyice çıkmaza girmiştir. “Dünya beşten büyüktür” sözünün geçersizliğini ispatlamak istercesine Körfez’e gönderdiği,

*** Uçak gemileri,

*** İran sahası üzerinde hava keşfi yapan F-35 uçakları,

*** Çevre ülkelerde icra ettiği tatbikatlar,

*** Üs olarak kullanmak istediği yeni limanlar,

*** Bu limanlara devam ettirdiği yeni sevkiyatlarla ABD, İran’a ders verme (!) kararlılığını göstermiştir.

 

Tüccar kafalı Trump ve yeni yönetimin İran, Irak, Suriye ve Arap Yarımadası’nın yer altı servetlerinden vaz geçmeyeceği malumdur. Dün Danimarka, Panama Kanalı ve Kanada ile uğraşan Trump, bu ülkelere belki de göz dağı vermek amacıyla yeniden İran’a yönelmiş, eline sopa tutuşturduğu İsrail’in İran’a saldırmasını sağlamıştır. Düne kadar İran yönetimini itibarsızlaştırıcı ve devlet nizamını yıkıcı demeçlerle saldırılarda bulunan ABD, şimdi de İran’ın kan ağlamasını seyretmektedir.

 

İran zafiyet gösterdikçe

İsrail, Suriye toprakları içindeki İran hedeflerini vurmuş, bir süre sonra da İran toprakları içinde hedef olarak belirlediği yeri bombalamıştı. Bu eylem, İsrail’in ilk defa yaptığı bir eylem değildi.

 

**İsrail savaş uçakları 1981 yılında Irak'ın başkenti Bağdat'ın yakınlarında Osirak nükleer reaktörünü,

**Yakın geçmişte, 2007 yılının Eylül ayında, Suriye'de birçok Batılı uzmanın nükleer reaktör olduğuna inandıkları bir noktayı vurmuştu.

**2010 yılında İranlı nükleer fizikçinin öldürülmesini, 17 Devrim Muhafızının öldürülmesi ve elektrik santrallarındaki patlamalar gibi asimetrik saldırılar takip etmişti.

İran, kaçıncı kez saldırıya uğradı. Karşılık verdiyse de çok etkisiz kaldı. Molla rejimiyle işler ancak bu kadar olurdu, öyle de oluyordu. Koca koca füzeler ürettiğini iddia etmek etkinliği olmayan ve göz boyamaktan öteye gitmeyen bir çaba olarak çıkmıştır karşımıza.

Elin oğlu koca bir ülkenin cumhurbaşkanını, nükleer fizikçi bilim adamlarını, genelkurmay başkanını, kara ordusu komutanını nokta atışıyla öldürdü. Hani İran’ın haber alma teşkilâtı nerede? Bu teşkilâtın gücü “kadınlara özgürlük” diyen genç kızlara mı yetiyor? 

İranlı yönetim kadrosunun intikam sancağı çıkarması, büyük büyük lâflar ederek hasmı küçümsemesi blöften öteye gidememiştir. Bundan sonra ABD, İran’ı içten yıpratacak, molla rejimini devirmeye çalışacaktır. (Devam edecek)

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam