SON DAKİKA
reklam
reklam

İran topraklarına saldırı -II-

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 29 Haziran 2025, Pazar - 10:20   Okunma Sayısı:

İki ülkeye ait tesisler

Rusya ile birlikte İran, Suriye'de 2011 yılında başlayan iç savaşta Suriye yönetiminin yanında yer almışlardı. Hatta bir Batılı istihbarat kaynağı BBC'ye, 'Tahran'ın Suriye içinde daimi bir askeri üs kurmakta olduğunu da söylemişti. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 'bunun gerçekleşmesine izin vermeyeceklerini' açıklamıştı.

İsrailli askeri uzmanlar, yıllarca yaptıkları planlamaları gözden geçirmiş ve 2012 yılında Orta Doğu'da meydana gelebilecek muhtemel askeri gelişme ve çatışmaları masaya yatırmışlardı. 

İsrailli uzmanların üzerinde hassasiyetle çalıştıkları konu, İran'ın nükleer silah elde etmesi durumunda ortaya çıkabilecek potansiyel tehdit durumudur. İran'a bir saldırıda uzaklık, hedeflerin çeşitliliği ve konumlanışı gibi bir dizi farklı unsur söz konusu olmuştu.  İsrailli askeri uzmanlar, bunların hepsine birden çözüm olacak teknik ve taktikler üzerine odaklanıp çalışmışlardı. 

 

Bu amaçla İsrail

**Amerika Birleşik Devletlerinden 125 adet F-15I ve F16I gelişmiş savaş uçağı satın almış, bunları havacılık elektronik sistemleri ve ek yakıt tanklarıyla donatarak uçakları özellikle uzun menzilli görevlerde kullanmak için tasarlamıştı.

**Yer altı sığınaklarına karşı etkili füzeleri, uzun menzilli ve dayanıklı insansız uçakları da hep İran'ın nükleer tesislerine saldırı gibi görevleri göz önüne alarak geliştirmişti. Bu sorunların her biri kendi başına bu tür bir saldırıyı olanaksız kılabilir. Ancak, İsrailli askeri uzmanlar, bunların hepsine birden çözüm olacak teknik ve taktikler üzerine odaklanmaktadır.

**İsrail, 2018 yılında İran'a ait bir insansız hava aracının vurulduğunu söyledikten sonra İran'a ait hedeflere yönelik saldırılar düzenlemiş, bu saldırılar sırasında İsrail'e ait bir F-16 uçağı Suriye'nin hava savunma sistemleri tarafından vurulmuş ve İsrail'in kuzeyinde düşürülmüştü. 

 

Saldırı güzergahları seçimi

İsrail ile İran'daki nükleer tesisler arasında yaklaşık 1500 ila 1800 kilometrelik mesafenin nasıl aşılacağı sorununu güzergâh seçimiyle çözmeyi düşünmüştür: 

**İsrail jetleri Akdeniz üzerinden kuzeye gidip Türkiye-Suriye ve ardından Türkiye-Irak sınırı boyunca gidip İran'a girmeyi,

**ABD'nin çekilmesi ile birlikte Irak'ın hava sahasını kontrol etmekte ortaya çıkan zafiyetten istifadeyle Irak üzerinden vurmayı,

**Suudi Arabistan hava sahasını kullanarak daha güneyden bir güzergâhı izlemeyi tercih etmiş olabilir.

 

Ancak engeller yakıt ikmali ve mesafenin aşılmasıyla sınırlı değildir. Küçük çaplı bir saldırı ile en büyük etkiyi yaratacak hedefleri belirlemek daha da önemlidir. Örneğin; Tahran'ın güneyindeki Natanz (12 Nisan 2021’de Natanz tesislerini vurulmuştu) ve kutsal Kum kentinin yakınındaki Fordo nükleer tesisleri dün de bugün de vurulmuştur. ağır su üretim tesisi Arak ve Isfahan'daki uranyum dönüştürme tesisleri de önemli hedefler arasındaydı. Ve nitekim 

 

Son olarak 

İran, çoğunlukla Rusya'dan aldığı ancak kendisinin de geliştirdiği hava savunma sistemlerine sahip olmakla birlikte İsrail saldırılarını önleyememektedir. Hava savunma sisteminin büyük kısmı devre dışı kalmıştır. Hava kuvvetlerinin elindeki eski model uçaklar muharebe dışı kalmıştır. 

Uzaktan füzelerle İsrail’i vurmaya çalışan İran, bunu ne kadar süreyle devam ettirebilir? Her saldırı sonrasında İranlı yöneticiler büyük büyük lâflar ve intikam yeminleri etmekte, ancak etkin bir karşı saldırı düzenleyememektedir. Füzeler için gerekli olan mühimmatı nasıl tedarik edecektir? Eğer varsa da mühimmat üretim tesisleri, zaten ya vurulmuştur ya da vurulacaktır.

 

Bu zafiyeti bilen İsrail, saldırılarını sürdürmektedir. Aslında İran’ın büyük menzilli füzelerle İsrail’e saldırması, bölgesel savaşa yol açacağı ve ABD’nin de müdahil olacağı gerekçesiyle mümkün görülmemekle birlikte İsrail’in bu şekilde saldırılarını sürdüreceği de beklenmelidir.

 

Çin ilk defa sesini duyurmuş ve İran topraklarına yapılan saldırıyı kınamıştır. Rusya, aracılığa soyunmuş, ABD ise İsrail operasyonunu överek başarılı olduğunu söylemiştir. Burada ilginç olan bir konu da Suudî Arabistan’ın kendi hava sahasını kullandırması ve İsrail’in uluslararası hukuku çiğnediğini belirtmesi….

 

Ne dersiniz, burası Orta Doğu… Bugün ak diyenler yarın kara diyebiliyor. Kimin kimin yanında olduğunu bilemezsiniz.

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam