SON DAKİKA
reklam
reklam

ÜLKEMİZDE ÇOCUKLARIN DURUMU

Köşe Yazarı: Zafer ÖZCİVAN   Eklenme Tarihi: 1 Temmuz 2025, Salı - 11:19   Okunma Sayısı:

Türkiye’de yoksulluk artık sadece açlık, geçim sıkıntısı ya da düşük maaş anlamına gelmiyor. Bu düzen öyle bir hâl aldı ki, çocuklar artık kalem yerine pense tutuyor, okul yolu yerine sanayi sitesinin tozlu sokaklarına gidiyor. Yeni veriler, bu acı gerçeği açıkça ortaya koyuyor:
Her dört çocuktan biri artık eğitim almak yerine çalışmak zorunda bırakılıyor.
BİR NESİL GELECEĞİNİ KAYBEDİYOR
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2024 verilerine göre, 5 ila 17 yaş arası çocukların yüzde 24,9’u iş gücüne katılmış durumda. Bu şu demek: Sokakta gördüğün her dört çocuktan biri okul çantası değil, iş çantası taşıyor. Eğitim hakkı kâğıt üstünde kalmış, çocuklar henüz hayatlarının başında büyüklerin sorumluluklarını yüklenmiş halde.
MEB ELİYLE YASAL SÖMÜRÜ: MESEM
Çocuk işçiliği sadece ekonomik zorluklardan kaynaklanmıyor; bir de devlet eliyle organize edilen bir sistem var. Millî Eğitim Bakanlığı'nın uygulamaya koyduğu MESEM (Mesleki Eğitim Merkezi) sistemi, çocukları haftanın dört günü iş yerlerine gönderiyor. Bu program kapsamında 1,5 milyona yakın çocuk, "eğitim" adı altında atölyelere, sanayi sitelerine dağıtılmış durumda.
Üstelik bu öğrencilerin yaklaşık 300 bini 18 yaşından küçük. Bu çocuklar haftanın dört günü çalıştırılıyor, sadece bir gün okul yüzü görüyor. Asgari ücretin de altında maaş alıyorlar, iş güvenliği yok, sosyal güvenceleri tartışmalı.
Bu çocuklar "çırak" statüsünde görünse de aslında ucuz iş gücü olarak kullanılıyorlar. Kimse kusura bakmasın, bunun adı ne yazık ki "çocuk emeği sömürüsü “dür.
RAKAMLAR DEĞİL, HAYATLAR YİTİYOR
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi'nin (İSİG) verileri, tabloyu daha da karartıyor:
Sadece 2025 yılının ilk 5 ayında en az 29 çocuk iş kazalarında hayatını kaybetti.
2013’ten bu yana çalışırken hayatını kaybeden çocuk sayısı 770’i aştı.
Bu çocuklar yaşasaydı, bugün belki doktor, öğretmen, mühendis olacaklardı. Ama olmadı. Çünkü bu sistem onları küçük yaşta çarkların arasına attı. Fabrika gürültüsü arasında çocuklukları da canları da kayboldu.
YOKSULLUK SADECE AÇLIK DEĞİL
Ekonomik kriz sadece çocukları çalışmak zorunda bırakmıyor, aynı zamanda beslenme hakkını da elinden alıyor. TÜİK verilerine göre, çocukların %62,4’ü her gün sadece ekmek ve makarna ile besleniyor. Protein, sebze, meyve artık lüks olmuş. Böyle bir düzende çocuk ne gelişebilir ne de sağlıklı büyüyebilir.

BU DÜZEN SORGULANMALI
Artık şu soruları yüksek sesle sormanın zamanı geldi:
10 yaşındaki bir çocuğun sabahın köründe işe gitmesi normal midir?
Eğitim Bakanlığı çocukları nasıl olur da iş yerlerine gönderir?
MESEM gibi sistemler neden denetlenmez, neden kamuoyundan saklanır?
Çocuklar neden oyun oynarken değil, sanayi makinelerinin başında ölüyor?
Bu düzen değişmedikçe, çocuk işçiliği bitecek gibi görünmüyor. Göz göre göre çocukları kaybediyoruz hem fiziken hem zihnen hem de gelecek umutlarını...
SON SÖZ
Bu ülkede çocuk olmak zor, fakir çocuğu olmak daha da zor. Yoksulluk miras kalıyor, mücadele edilmesi gereken bir adaletsizlik yerine, sistemin devamı haline geliyor.
Eğer bugün çocuklar eğitim yerine çalışıyorsa, yarın bu ülkenin ne öğretmeni olur ne mühendisi ne bilim insanı. Sadece daha fazla yoksulluk, daha fazla eşitsizlik ve daha karanlık bir gelecek olur.
Artık bu çarkı durdurmak zorundayız.
Çocuklar okula gitmeli, işe değil.
Ve bu, sadece anne babanın değil, devletin, siyasetin ve hepimizin sorumluluğudur.

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam