SON DAKİKA
reklam
reklam

Kronikleşmiş konular

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 7 Temmuz 2025, Pazartesi - 10:33   Okunma Sayısı:

 

Eğitim karmaşası

Medrese + Tarikat + Laiklik karşıtı eğitim…  derken bu yıl da ders kitaplarının yine değişeceğini öğrendik. Yeni basılan kitaplar, toplatılan eski kitaplar, temizliği yapılamayan okullar, eksik öğretmenli sınıflar…

Bunun acı maliyeti yine velilerin omuzlarınadır.

    Bunlar yurdun batısındaki illerde dile getirilen hususlardır. Aslında büyük sıkıntı Doğu ve Güneydoğu Anadolu illerinin okullarındadır. Şimdi yaz mevsimindeyiz. Öğrencilerimiz evdedir. Kışın kar kıyamette ayağında pabucu olmayan öğrenciler ne yapacak? Isıtılamayacak sınıflar,, çamurlu okul yollar, elektrik kesilmeleri ve kesintiler…

    Damları akan sınıflar, servis araçlarının yokluğu veya yetersizliği, nehirden ya da dereden karşıya geçilecek ahşap köprüler… Bu köprülerin üzerinden yaz ve kış geçiliyor. İpleri veya tel bağlamaları bile olsa çürümeler olacaktır. Bayındırlık Müdürlüğünün görevlendireceği bir ekip bu köprülerin kontrollerini yapıyor mu?

 

Güvenlik sorunu

Özellikle İstanbul başta olmak üzere Türkiye’de bir güvenlik sorunu oluşmaya başladı. Kadın cinayetleri adeta bir fırtına gibi esiyor. Gün geçmiyor ki, bir kadın dövülmesin, bıçaklanmasın, öldürülmesin. Alınan tedbirlere gelince hep aynıdır. Toplantı, toplantı ve yine toplantı…

Oysa toplantıların havanda su dövmekten ileriye gitmediğini, toplantıya katılacak olanların sepetinde pamuk (!) olmadığını, hatır sormaların ardından konuya nasıl gireceğini bilmeyen kişinin bir şeyler mırıldandığını, dinleyicilerin uyukladığını, dürtülenlerin panik içinde kâğıda kaleme sarıldığını ve konunun neresine gelindiğini yanındakinden öğrendiğini çoğumuz biliriz.

Toplantıdan çıkıldıktan sonra kendi amirine bilgi vermek ihtiyacını hissedenler çarpuk çurpuk birkaç satırla karalama yapar, amirine bir şeyler anlatmaya çalışır. Zaten bir önceki toplantıdan pek farkı olmadığı için sözler, ifade biçimi, değerlendirmeler -tabii varsa- hep aynıdır. Dolayısıyla ben de “Unutulanlara İlaveler” başlığıyla kadınları savunmak üzere çok yazı yazacağımı bilirim. Ve de ben yazar ben okurum…

 

Sadece yoksul kesimlerde mi?

Toplumda, şiddetin sadece ekonomik ve eğitim seviyesi düşük kesimlerde ya da törelerin ağır bastığı bölgelerde yoğunlaştığına dair yanlış bir inanış var. Kimse kusura bakmasın ama günümüzde gayet eğitimli, sosyal konumu üst seviyedeki çiftler arasında da şiddete rastlanıyor. Bunda kültürümüzün yarattığı hırs, çekememezlik, ego tatmini ve sözünü geçirme gibi sosyal kompleksler büyük rol oynuyor.

Medeni bir hayat sürdüğünü zannettiğiniz ailelerde yaşanan dayak, baskı, psikolojik şiddet de yine kadınların kendine güvensizliği yüzünden çoğu zaman dışarıya yansıtılmıyor.
Çünkü şiddet uygulamak veya görmek, bu kez de bireylerin toplumdaki saygınlığını gölgeleyeceği için kimseye ses çıkarılmıyor.

 

Skandallar

Otorite su gibidir, eğim bulduğu yöne doğru akar. Otoritenin olmadığı yerde otoriteler ortaya çıkar. Çeteler, ülkenin her yanını sarmış. Bunlar kimlerden cesaret alır?  Şehrin büyük semtlerinde silahlı baskınlar, saldırılar, düğün ve asker uğurlamalarında kamu düzenini bozmalar, kadın kaçırmalar, gasplar… Bu silahlar nasıl temin edilir, kimdir bu silahları alanlar, şehir içinde hangi cesaretle üzerlerinde taşırlar?

    Şimdi yeni yöntem bulmuşlar, kız istemeye giderken meşalelerle yaya konvoy teşkil edip trafiği felç etmek… Hiç düşünmezler mi yaşlı insanları, bebekleri, hastaneye yetişecek olanları, hastası olup hastaneye yetiştirmesi gerekenleri?

Siber sahtekârlıklar herkese yönelik şekilde sürdürülmek isteniyor. Bankalar müşterilerini uyarsa bile insanlar boş bulunabiliyor ve hesapları boşaltılabiliyor. Bu ülkenin Başbakanı, profesörleri, iş insanları, öğrencileri de çeşitli şekillerde aldatıldılar.

 

Sağlık alanında

Bebek ölümlerine bulaşan resmi kişiler varsa bunlar da ayıklanmalı ve adalet önüne çıkarılmalıdır. Para için yapılan işlere bakın. Sağlık sektöründe para hırsıyla tutuşan insanlar devletin yasalarını, ettikleri yemini, insanlık onurunu hiçe sayarak suça bulaşıyorlar. Bu kişiler hiç mi denetlenmez? Denetleniyorsa raporlarda neler yazılmıştır? 

Ben daha önceki yazılarımda “Denetleme ya da Teftiş” başlığıyla birkaç yazı yazmıştım. Denetleme, arpalık olarak görülen yere gitmeyi eş, dost, akraba tedavileri için randevu almayı, muayeneleri bedavaya getirmeyi, ücretsiz tedavi olmayı ve avantalar peşinde koşmayı gerektirir. Sorumsuzca ve ilgisizce yapılan denetlemeler (!) ve menfaate dayalı kişisel ilişkiler öylesine bir hal almış ki, tüm yurdu sarmış…  

 Her olayda olduğu gibi bu olayda da siyasi sorumlulara ilişilmemiş, istifa müessesesi çalıştırılmamıştır. Yine en alttaki kişiler örümcek ağlarına takılmıştır.

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam