SON DAKİKA
reklam
reklam

KİT’LERİN BORCU

Köşe Yazarı: Zafer ÖZCİVAN   Eklenme Tarihi: 8 Temmuz 2025, Salı - 17:10   Okunma Sayısı:

Türkiye’de kamuya ait şirketler olan Kamu İktisadi Teşekkülleri (KİT’ler), uzun yıllardır ülke ekonomisinin kritik alanlarında faaliyet yürütüyor. Elektrik üretiminden tarım ürünleri alımına, doğalgaz tedarikinden ulaşım hizmetlerine kadar geniş bir yelpazede kamu yararına çalışmak üzere kurulmuş bu yapılar, günümüzde ciddi bir mali bataklık içinde. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın yayımladığı son verilere göre, KİT’lerin toplam borcu 2024 yılı ilk çeyreği itibarıyla 1 trilyon 85,8 milyar liraya ulaştı. Bu borç düzeyi, Türkiye ekonomisinde önemli bir kırılganlık alanını temsil ediyor.
KİT NEDİR, NE İŞE YARAR?
KİT’ler, devletin ekonomik hayatta aktif rol aldığı dönemlerde kurulan ve piyasa ekonomisinin gereklerini kamu yararıyla dengelemeye çalışan yapılardır. Temel amaçları:
Stratejik alanlarda arz güvenliği sağlamak (örneğin enerji, ulaşım, gıda),
Fiyat istikrarını korumak (örneğin TMO’nun tarım fiyatlarını düzenlemesi),
Piyasa başarısızlıklarının olduğu alanlara kamu müdahalesi getirmek,
İstihdam yaratmak ve bölgesel kalkınmaya katkı sunmak.
Ancak zamanla bu kurumlar; siyasi kadrolaşma, verimsiz yönetim ve denetimsizlik gibi nedenlerle yönetimsel tıkanıklık ve mali sürdürülemezlik sorunlarıyla karşı karşıya kaldı.
BORÇ YÜKÜNDE PATLAMA: NE OLDU DA 1 TRİLYONU AŞTI?
2020 yılında toplam 124,8 milyar lira olan KİT borçları, sadece 4 yıl içinde yaklaşık 9 kat artarak 1 trilyon lirayı geçti. Bu artışın nedenleri şunlar:
Siyasi Güdümlü Fiyat Müdahaleleri: Özellikle seçim dönemlerinde enerji ve tarım ürünlerinin maliyetin altında satılması, zararların büyümesine neden oldu.
Liyakatsiz Yönetim: İktidara yakın isimlerle doldurulan yönetim kadroları, teknik kapasitesi zayıf ve plansız bir idareye yol açtı.
Sübvansiyonların Artışı: Doğalgaz, elektrik ve tarım ürünlerinde yapılan büyük sübvansiyonlar KİT’lerin maliyetini artırdı.
Kur ve faiz baskısı: Döviz cinsinden dış borçların kur şoklarına açık olması, borç miktarını katladı.
BORÇ YAPISI NASIL DAĞILIYOR?
Toplam borç 1 trilyon 85,8 milyar lira olarak açıklanırken bunun:
844,8 milyar lirası iç borçlardan,
241 milyar lirası ise dış borçlardan oluşuyor.
İç borçların büyük kısmı:
338,8 milyar lira devlet dairelerine,
268,9 milyar lira özel bankalara,
69,7 milyar lira kamu işletmelerine.
Dış borçlarınsa 126 milyar liralık kısmı Hazine garantili. Bu da şu anlama geliyor: Eğer bu borçlar ödenemezse, doğrudan devlet hazinesi devreye girerek ödemeyi üstlenecek. Yani kamunun mali riski büyüyor ve bu risk, kamu bütçesi üzerinden topluma yansıyor.
GÖREV ZARARI: YARDIM MI, YÜK MÜ?
KİT’lerin zararlarının büyük bölümü, “görev zararı” adı altında doğuyor. Bu zarar, hükümetin bu kurumlara verdiği görevler sonucu oluşuyor. Yani "şu hizmeti maliyetin altında sun, vatandaş zarar görmesin" deniyor ama bu fark bütçeden karşılanıyor.
2024 ilk çeyreğinde görev zararları toplamda 402,3 milyar liraya ulaştı. Kurum bazında:
BOTAŞ: 345,6 milyar TL
EÜAŞ: 52,7 milyar TL
TMO: 318,8 milyon TL
TKİ: 203,3 milyon TL
Bu görev zararları kısa vadede tüketici fiyatlarını düşük tutsa da orta ve uzun vadede bütçe açıklarını büyütüyor. Yani bugün vatandaşa ucuz gelen hizmetin maliyeti, aslında gelecek nesillere borç olarak yazılıyor.
EKONOMİK VE SOSYAL ETKİLERİ: VATANDAŞ NE HİSSEDER?
Vergi baskısı artar: KİT’lerin görev zararlarını kapatmak için devlet daha fazla vergi toplamak zorunda kalabilir.
Zamlar kaçınılmaz olur: Sürekli zarar eden KİT’ler ya özelleştirilecek ya da fiyatlara zam yaparak kendini finanse etmeye çalışacak.
Enflasyonun gölgelenmesi: Enerji ve gıda gibi sektörlerde fiyatların suni şekilde baskılanması, enflasyonun gerçek boyutunu halktan gizleyebilir.
NEREYE GİDİYORUZ?
Mevcut tablo gösteriyor ki, KİT’ler artık ekonomik bir kaldıraç olmaktan çok, siyasi bir yük haline geldi. Şeffaflık, denetim, verimlilik ilkelerinden uzaklaşan bu yapılar sadece zarar üreten, kaynak tüketen kurumlara dönüşmüş durumda.
Eğer bu gidişat durdurulmazsa:
Kamu borcu daha da artacak,
Bütçe açıkları büyüyecek,
Enflasyon kontrolsüz hale gelecek,
Vatandaşın omzundaki mali yük daha da ağırlaşacak.
NE YAPILMALI?
KİT’lerde profesyonel, liyakat temelli kadrolaşma şart.
Bağımsız denetim mekanizmaları güçlendirilmeli.
Görev zararları kısa vadeli popülist politikalardan arındırılmalı.
Bazı KİT’ler şeffaflık çerçevesinde özel sektörle ortak işletme modeline geçebilir.
Kamuoyu bilgilendirmesi açık ve düzenli yapılmalı.
Sonuç:
KİT’lerin artan borç yükü, sadece kamu şirketlerinin değil, tüm ülke ekonomisinin üzerine çöken bir yük halini aldı. Gerçekçi, hesap verebilir ve teknik temelli politikalar hayata geçirilmediği sürece bu zarar vatandaşın cebiyle ödenmeye devam edecek.

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam