“Hukuk yoluyla Dünya Barışı” konulu konferansın üçüncüsü 10 Temmuz 1967 günü Cenevre'de yapılmış, aynı gün Bakanlar Kurulu yayımladığı bir kararname ile 10 Temmuz’u “Dünya Hukuk Günü” olarak ilan etmiştir.
Hukuk sadece bireyler için değil, her canlının, toplumların ve ülkelerin hayatı için vardır ve elzemdir. Hukuka bağlılık ve kurallara uymak barışın ilk şartıdır. Bir ülkede hukukun üstünlüğünün sağlanması, demokrasinin yaşatılması için herkesin insan haklarından eşit olarak yararlanmasıyla ve devletin temelinin laiklik ilkesine dayanmasıyla şekil bulur.
1789 Fransız İhtilâli
Bilindiği gibi, eşitlik, özgürlük, kardeşlik hareketi olan Fransız devrimi sürecine çok sayıda kadın da destek vermiş olmasına rağmen, kadınların göz ardı edildiği ve İnsan Hakları Beyannamesinde kavramların erkekler açısından anlam ifade ettiği görülmüştür.
Devrimci kadınlar 1789 tarihli (Déclaration des droits de l’homme et du citoyen) İnsan Hakları Beyannamesinde yer verilen eşitlik ve özgürlük kavramlarının kadınların göz ardı edilmesine itiraz etmişlerdir. Devrimci kadınlar “eğer kadınlar yurttaş olarak suç işlediklerinde giyotine gönderiliyorsa, kadınlar yurttaş olarak kürsüye çıkmak da istiyorlar” diyerek, hazırladıkları Kadın ve Yurttaş Hakları Beyannamesini 1791 tarihinde kürsüye çıkarak okumuşlardır.
Ancak, devrim sürecine büyük destek verenlerden Olympe de Gouges 1793 yılında “doğa kurallarına başkaldırması” nedeniyle Devrim Mahkemesinin “kendi cinsine yaraşmayacak şekilde politikayla ilgilendiği için ve ölümü diğer kadınlara ibret olsun” gerekçesiyle giyotine mahkum edilmiştir. 1791 tarihli Kadın ve Yurttaş Hakları Beyannamesi, kadın hakları açısından ilk yazılı belgedir. (Nazan Moroğlu)
Demokrasinin temeli
Cumhuriyet kurulduktan sonra demokrasinin temel kriteri olan “Eşitlik ve Lâiklik” ilkesi ile ülkede hukuk birliği sağlanmış, tüm vatandaşlar kanun önünde eşit duruma gelmiştir. Laiklik, Türk milletine yeni bir hayat tarzı getirmiş, çağdaşlaşma ve gelişmenin yolu açmıştır. Devlet yöneltiminde “ümmet-kul” anlayışı yerine, ulusal egemenlik temeline dayanan “ulus – yurttaş” yapısı hâkim olmuştur.
İslâm dininin, dünya ve ahiret ile ilgili kuralların bütününü içine alması nedeniyle, laiklik ilkesinin yerleştirilmesi kolay olmamıştır. Nitekim din adına çok sayıda ayaklanma yaşanmıştır. Kabakçı Mustafa İsyanı, 31 Mart Vakası, Millî Mücadele’de Konya İsyanı, Şeyh Sait Ayaklanması, Menemen’de Kubilây Faciası ve 1993 Sivas Madımak olayları ve 15 Temmuz 2016 FETÖ cemaati darbe girişimi gibi…
Toplumsal barış, adaletin tesis edilmesi ve demokrasinin güçlendirilmesi yerine yargı bağımsızlığının, adil yargılanma hakkının ve savunma hakkına zarar veren kutuplaşmanın derinleştirilmiş olmasıyla çalkalanıyor. AİHM’nin Türkiye hakkında verdiği raporlar pek iç açıcı değildir.
Ülkemizin bu denli karanlık bir tabloyla karşı karşıya kalması hak edilmeyen bir durumdur. Bu durum, demokratik hukuk karnemize düşük notlar eklediği gibi ekonomi dalında da karnemize zayıf notlar düşürmektedir.
Toplumsal barışa bireysel katkı
Bizler mensubu olduğumuz veya gönül verdiğimiz bir partinin adayını, niteliklerine ve söylemlerine bakmaksızın tutuyor, destekliyoruz. Mutedil konuşma, abartısız anlatım, ötekileştirme veya ayrıştırmaya kaçmayan üsluba sahip olmayan kişiler yerine en çok bağıran, taraftarını kutsallaştırmaya yönelen kişiler olmayalım.
Hukuktan söz etmemiz yerine önce kendi hukukumuzu ve bu hukukun sınırlarını bilelim, toplumun da bir hukuku olduğunu düşünerek atmadan ve tehdit etmeden konuşalım ve siyasetin nabzını yükseltmeyelim.
Kişiyi övmek iyi bir şeydir, sınırlı ve ölçülü olmak kaydıyla... Yağdanlık olmak farklı bir şeydir, hele takoz olmak çok daha farklıdır... Bugün liderler için övgüler düzenler, gazete köşelerinde yere göğe sığdıramayanlar, tv ekranlarında bulutların üzerine çıkaranlar yarın yerin dibine gömebilirler. Tenkitlerin övgülerle beraber yapılması gerekir. Kusurları söylenmeyen insanlar yaptıklarını meziyet sanırmış.
Daha adil ve barışçıl bir dünya inşa edebilmek için 10 Temmuz Dünya Hukuk Günü bulunmaz fırsattır. Tüm hukukçularımıza ve hak eşitliğine inanan vatandaşlarımıza kutlu olsun!