Orman yangını, doğal ya da insani sebeplerden ortaya çıkan yangınların ormanları kısmen veya tamamen yakmasıdır. Yıldırım düşmesi, yanardağ patlaması ve yüksek sıcaklık gibi doğal sebeplerle çıkan yangınlar ile sigara, tarımsal ürünler nedenli çıkan insan kaynaklı yangınlar vardır. Ormanların yanması ekolojik olarak birçok zarara sebep olur, iklim değişikliği ve kuraklık bunun başlıca sonuçlarındandır.
Ülkemizde ne yazık ki orman yangınlarının en büyük nedenini ihmalkarlık olarak görüyorum. Bunları sıralamak gerekirse;
Ekilebilir alanları, tarım arazilerini genişletmek için kasıtlı olarak ağaçları yakmak.
Orman içinde veya bitişiğindeki tarlalarda güvenlik tedbiri almadan ot, çöp veya anız yakmak. Yabani hayvanları uzak tutmak için ateş yakmak.
İzmarit veya kibrit gibi tam sönmemiş maddeleri; güneşle teması halinde yanıcı hale gelen cam ve cam kırıklarını ormana atmak. Bunları özellikle kuru otların bulunduğu alanlarda yapmak.
Ormanlık alanlarda veya çevresinde ateş yakmak. Ateşe izin varsa bile ağaçların sık olduğu dar alanlarda, rüzgârlı havalarda yakmak ve yanıcı maddelere yaklaştırmak. Yeterli güvenlik önlemi almamak, ateşin tam olarak söndüğünden emin olmadan bölgeyi terk etmek.
Kundaklama, kasıt.
Tüm bu sebepleri bilerek aslında “Orman yangınları nasıl engellenebilir?” sorusuna da dolaylı bir cevap vermiş oluyoruz. İnsan kaynaklı ihmal ve dikkatsizlikleri engellenmek, çevre kirliliğini önlemek bu zincirin ilk halkası; bireysel olarak yapabileceklerimizin başında geliyor. İkinci halkada ise topluluklar, kurumlar ve hatta yasalarla birlikte daha geniş bir sorumluluk alanı göze çarpıyor: Yangın riski taşıyan bölgelerin tespiti, kurak mevsimlerde gerekirse ormana girişlerin engellenmesi, yangın koridorları oluşturulması, toplumsal farkındalığın artırılması gibi önlemler bu kapsamda. Üçüncü halka ise elbette iklim krizine karşı olan küresel sorumluluğumuz.