SON DAKİKA
reklam
reklam

Limitleri zorlamak

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 17 Temmuz 2025, Perşembe - 10:04   Okunma Sayısı:

 

Ölmek şanımızda vardır. “Kurbanın olayım” diye başlarız, “Allah canımı alsın ki…” diye
inandırıcı konuştuğumuzu zannederiz. “Öldürürüm lan seni” diye tehdit eder, “Ölem ölem”
diye türkü söyleriz. Haa, ölmenin başka şeklini yansıtan bir türkü de genellikle düğünlerde
söylediğimiz Dom Dom Kurşunu dur. Bununla ölür, bununla göbek atarız. Sözlere bakın
hele. Bir avcı vurdu beni, bin avcı beni yedi.

Dolmuşlardaki fiyat tarifesinde en kısa mesafe için indi bindi ücreti alınır. Önce inilip
sonra binilmeyeceğine göre, acaba yukarıdaki konuyla paralelliği olacak yaklaşım şu olabilir
mi? İnsanlar saati sormak için bileklerini işaret ederken, neden tuvaletin yerini sormak için
popolarını işaret etmezler? Edebin ahengi için midir acaba?

Ülkemizde limitler zorlanır

Bu yazıyı önceden yazdım ve gazeteye gönderdim. Bayramdan önce de yayımlanabilir,
sonra da… Vurgulamak istediğim gerçek ülkemizde limitlerin her zaman zorlandığını
belirtmektir. Bayram dolayısıyla üç veya dört günü kapsayan tatil süresi rapor ve idari
izinlerle daha fazla güne çıkarılabiliyor.
Tatile çıkmayı planlayan veya çıkan bazı kişiler, araçlarının çıkış bakımlarını, trafik
muayene ve kontrollerini yaptırmadan yola revan olurlar. Hava durumuna, zemin özelliğine,
yolcu sayısına veya taşıma kapasitesine aldırış etmeden araçlarını kullanan bazı sürücüler hız
sınırlarını ve polisin uyarılarını da dikkate almazlar.
Sürücü uykusuz da olsa yorgun da olsa sadece gideceği yere yetişmek gibi bir düşünce
vardır kafasında. İçeridekilerin uyarıları da onu frenleyemez. Aracın radyosuyla, bilgisayar
sistemiyle oynamak, telefonla konuşmak, yüksek sesli müzik dinlemek gibi kontrol zafiyeti
yaratacak bütün eylemleri bu kişilerin üzerinde görmek mümkündür.
“Tatil gezisi” bir niyet sapmasıyla “ralli”ye dönüşür. Açı ve hız olayını bağdaştıramayan
bazı sürücüler, “hatalı solama”ya başlayınca potansiyel tehlike kaçınılmaz hal alır. Trafik
canavarı dediğimiz olay budur, yani canavar içimizdedir. Kurallara dikkat etmiyorsak
canavarlığa soyunmuş bir kişi olduğumuzu başkalarının söylemesine gerek yoktur.

Kurallara dikkat edenin günahı ne?

Ülkemizde sağlık muayenesinden ehliyet alımına, sürüş tekniklerinden ilk yardım pratiğine
kadar bilinçsizlik ve ilgisizlik görülebilmektedir. Sürücü kurslarındaki eğiticilerin çoğu genç
yaştaki eğitmenlerdir. Ne kadarlık bir tecrübesi vardır ki onu aktarabilsin?
Asabi kırılganlığı yüksek, çok sıcak iklimde, karda buzda, siste ve şiddetli yağmurda araç
kullanmamış insanlar direksiyona geçince kuralları kendileri koyuyorlar. Zemin üzerindeki
mıcır, silecek, park lambaları, patinaj zinciri veya daha çağdaş olan kar lastikleri onları pek
ilgilendirmiyor.
Kaza olduğu anda inerek önce arabasına bakıyor, sonra çarptığı insana ”geçmiş olsun!”
bile demeden “Sen ne arıyorsun burada?” diyecek kadar küstahlaşabiliyor.
Bin âh ile bir hayatın sona ermek üzere olduğu anda dahi insan olarak son görevlerini
yapmayı aklına getiremeyen yaratıklar, sağa sola telefonlar ederek trafik poliçesinin
yapılmasını, tanıdığı tamirci ustasından aracın bakım gördüğüne dair düzmece raporlar
hazırlamasını, araca kapasite dışı binen kişinin hemen kaybolmasını istemekten geri kalmıyor.

Bilir misiniz ebedi özlemi?

Yerde can pazarı yaşanmaktadır. Bir can, bir aile için ne demektir, bilir misiniz? Yetiştirip
büyüttüğünüz çocuğunuz bir daha aranızda olmayacak, onun tatlı gülüşünü bir daha

göremeyeceksiniz demektir. Albümlere girecek, onu her andığınızda gözünüzde yaşlar
belirecek ve genziniz yanacak, yüreğiniz dağlanacak demektir.
Okula giden çocuklara bakarak çocuğunuzun çocukluğu gözlerinizin önüne gelecek ve
hayıflanacaksınız. Siz insanî duyguları elden bırakmayarak beddua etmeyeceksiniz; ama katil
bunu hiçbir zaman anlamayacaktır. Yasaların uygulanması sizi tatmin etmeyecek, acılarınıza
acı katacaktır. Bir trafik canavarının bunları hissedebilmesi için yerde yatıyor ve kendisiyle
kimse ilgilenmiyor olması mı gerekir? Neden insan olarak aklını çalıştırmaz?
Terbiye sınırları içinde kalarak isyanımı ancak bu kadar dile getirebildim. Hani yazımın
içinde demiştim ya “limitleri zorlamak” diye? Ben de kendimi daha fazla zorlarsam bu
sınırların dışına taşacağımdan korktum.

reklam

HABER ARŞİVİ

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam