SON DAKİKA
reklam
reklam

Zaman Sandığımızdan Daha Değerli

Köşe Yazarı: Veysel KARACA   Eklenme Tarihi: 20 Temmuz 2025, Pazar - 11:36   Okunma Sayısı:

Zaman, insanın en sessiz düşmanıdır. Ne bağırır ne çağırır. Ne bir uyarı verir ne de geri döner. Sadece geçer… Ve çoğu zaman biz, onun geçtiğini çok sonra fark ederiz. Özellikle gençlik yıllarında, zamanın ne kadar kıymetli olduğunu anlamak neredeyse imkânsız gibidir. Çünkü elimizde çokmuş gibi gelir. Halbuki en çok elimizden kayan da yine odur: zaman.

Bugün gençlerle ilgili yapılan araştırmalara göz attığımızda, günde ortalama 7-8 saatin ekran başında geçtiğini görüyoruz. Sosyal medya, dijital oyunlar, Netflix dizileri derken zaman adeta eriyip gidiyor. Elbette eğlenmek, kafa dağıtmak, dinlenmek hepimizin hakkı. Ancak burada kritik bir soru var: Günlük hayatımızda kaç saati kendimiz için, geleceğimiz için anlamlı bir şeye ayırıyoruz?

Zaman yönetimi denince akla hemen yapılacaklar listesi, ajandalar, planlar gelir. Ama mesele sadece plan yapmak değil. Asıl mesele, bir insanın zamanı neden ve nasıl kullandığını fark etmesi. Çünkü zaman aslında sadece bir takvim konusu değildir. Zaman, yaşamdır. Ve her geçen dakika, aslında hayattan biraz daha eksilmek demektir.

Bir düşün; her gün düzenli olarak telefon ekranına bakıyorsun. Bildirimler, mesajlar, videolar, fotoğraflar… Her birine göz atarken dakikalar gidiyor. Saatler belki. Geriye kalan ne? Anlık bir gülümseme belki. Ya da beş saniyelik bir dikkat dağınıklığı. Ama toplamda büyük bir zaman kaybı.

Gençlik yılları, insanın kendini tanıdığı, yönünü belirlediği, hayalleriyle mücadele ettiği yıllardır. Bu dönem; “nasıl olsa daha zamanım var” düşüncesiyle boşa harcanırsa, ilerde dönüp bakıldığında sadece pişmanlık kalır. Çünkü bir hayalin peşinden koşmak, bir yeteneği geliştirmek, bir dili öğrenmek, bir kitap bitirmek için gençlik büyük bir fırsattır.

Ama ne yazık ki çoğumuz bunu çok geç fark ediyoruz. Hayatın koşuşturmacası içinde “yarın başlarım”, “haftaya düzen kurarım”, “yaz tatilinde hallederim” gibi ertelenmiş planlarla avunuyoruz. Ama zaman, bu ertelemeleri kabul etmiyor. O kendi hızında ilerliyor. Biz yetişsek de, yetişmesek de…

Peki ne yapmalı? Öncelikle şu gerçekle yüzleşmeli: Zaman sınırsız değil. Ve hiçbir şey “şimdiki zaman” kadar değerli değil. Bu yüzden hayatımızı biraz olsun gözden geçirmek, boş zamanlarımızı anlamlı uğraşlarla doldurmak zorundayız. Elbette ki sürekli çalışmak, sürekli üretmek değil kastettiğim. Ancak her gün, ama her gün kendimize küçük bir katkı sağladığımızdan emin olmalıyız. Belki bir sayfa kitap okumak, belki yeni bir beceri öğrenmek, belki sadece düşünmek…

Çünkü insan, yaptığı şeylerle var olur. Ve zaman, bu yaptıklarımızın toplamıdır. Günün sonunda geriye dönüp baktığımızda, dolu dolu yaşanmış bir zaman mı, yoksa nasıl geçtiğini bile anlayamadığımız boşluklar mı görmek isteriz?

Zaman, kıymeti en geç anlaşılan ama en erken tükenen şeydir. Ve onu nasıl harcadığımız, aslında kim olduğumuzu belirler.

Unutma… Saat hep ilerliyor. Ama sen nereye gittiğinin farkında mısın?

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam