Erzurum Kongresi, 23 Temmuz - 7 Ağustos 1919 tarihleri arasında Erzurum'da toplanan kongredir. 17 Haziran'da Vilayet-i Şarkiye Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti, Erzurum şubesi tarafından toplanan Erzurum Kongresi, Erzurum Umumi Kongresi veya Umumi Erzurum Kongresi olarak da anılır.
Kongreye çoğunluğu işgal altındaki 5 doğu ili Trabzon, Erzurum, Sivas, Bitlis ve Van'dan gelen 63 delege katılmış. (20 Erzurum, 18 Trabzon, 13 Sivas, 4 Bitlis, 2 Van, 6 Erzincan.) 2 hafta süren kongrede alınan kararlar kurtuluş mücadelesinde izlenen çizgide önemli ölçüde belirleyici olmuştur.
Erzurum Kongresi Millî Mücadele Hareketinin kilit noktalarından birisi olmuştur. 9 Temmuz 1919’da askerlik görevinden istifa eden Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları, 23 Temmuz 1919'da emperyalist güçlerin Osmanlı topraklarını paylaşmaya çalıştığı dönemde, Erzurum Kongresi ile Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasına giden yolda ilk adımı atmıştır.
Kongrede şu kararlar alınmıştır.
1. Vatan bir bütündür bölünemez. (Bu madde ile sadece Doğu Anadolu’nun Ermenilerden değil tüm yurdun bütün işgalcilerden kurtarılacağı belirtiliyordu. Kongre bu madde ile Ulusal bir karakter kazanıyordu.)
2. Her türlü yabancı işgal ve müdahalesine karşı, millet hep birlikte direniş ve savunmaya geçecektir. (Mustafa Kemal Paşa, bu hususla yurdun, esaretten halkla beraber topyekûn bir mücadele ile kurtarılacağını vurguluyordu.)
3. Doğu illerinin ve bütün vatanın bağımsızlığı, Osmanlı Hükümet tarafından sağlanamazsa, geçici bir hükümet kurulacaktır. Bu hükümet milli bir kongre tarafından seçilecek, kongre toplanmışsa seçimi Temsil Heyeti yapacaktır.(İstiklal mücadelesinin Temsil Heyeti tarafından yürütüleceği vurgulanıyordu.)
4. Milli kuvvetleri (Kuva-yi Milliye’yi) etkili, milli iradeyi hakim kılmak esastır.( Bu maddeyle, hem halkın direnişi artırılmaya çalışılıyor hem de ileride kurulacak Cumhuriyet idaresinin ilk söylemini oluşturuyordu.
5. Hristiyan unsurlara (azınlıklara) siyasi hakimiyetimizi ve sosyal dengemizi bozucu haklar ve ayrıcalıklar verilemez. Ancak bu vatandaşların can, mal ve ırzları her türlü saldırıdan korunacaktır. (Kapitülasyonlara ilk kez resmen karşı geliniyor. Azınlık hareketleri sonucunda yıkılan bir devletin yaşadıklarını yaşamamak için alınan en büyük önlemdir.)
6. Manda ve himaye kabul olunamaz. (Her alanda tam bağımsız, hürriyetini elinde bulunduran bir Türkiye vurgusu yapılmıştır.)
7. Milli Meclis derhal toplanmalı, hükümetin çalışmaları meclis denetimi altına girmelidir.( Bu madde ile egemen bir Türkiye’nin halk iradesiyle yönetilen bir Türkiye’nin vurgusu yapılmıştır.)
Kongrede alınan kararların önemine baktığımızda;
a. Mandanın ve himayenin reddedilmesi, ilk kez ulusal bağımsızlığın koşulsuz olarak gerçekleştirilmesine karar verildiğini gösteriyor.
b. İlk kez milli sınırlardan bahsedilmiş ve Mondros Ateşkes Antlaşmasının imzalandığı anda Türk vatanı olan topraklarının parçalanamayacağı açıklanmıştır.
c. İlk amaçlı toplanış şekli bakımından bölgesel olmasına karşın aldığı kararlar bakımından milli bir kongredir.
d. Erzurum Kongresi Sivas kongresine bir ön hazırlık çalışması niteliğindedir.
e. İlk kez başkanlığını Mustafa Kemal'in yaptığı dokuz kişilik bir Temsil Heyeti oluşturuldu. Bu Temsil Heyeti bir hükümet gibi görev yapacaktır. (Temsil Heyeti'nin görevi TBMM'nin açılmasına kadar devam edecektir.)
f. Erzurum Kongresinin bir önemi de Batı Anadolu'da Yunan kuvvetlerine karşı mücadele eden Kuva-yi Milliye üzerinde büyük moral etkisi yaptı.
g. Erzurum Kongresi Mustafa Kemal'in sivil olarak görev aldığı ilk yerdir. Bölgesel bir kongredir.
Kongre kararları alındıktan sonra İstanbul Hükümetinin en büyük tepkisi Mustafa Kemal Paşa’yı tutuklatma emrinin çıkarılmasıydı. İtilaf devletlerinin, mahiyeti ve etkisi büyük olan bir liderin Anadolu’da var olmasından, çalışmalarından istedikleri gibi Mondros mütareke şartları mucibince hareket edemediklerinden ötürü rahatsızlardır.
Son Osmanlı Mebusan Meclisinde kabul edilecek olan Misak-ı Milli bağımsızlık kararlarının ruhunu oluşturan Erzurum Kongresi kararları şunu göstermiştir ki, Anadolu da hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Hiçbir işgal kabul olunmayacak. Mondros Mütarekesi imzalandığında işgal edilmemiş olan topraklar milli sınırlardır.1071 Malazgirt zaferinden beri var olduğumuz bu coğrafya ebediyette kadar Türk coğrafyası kalacaktır.
Velhasıl itilaf devletleri Kurtuluş Savaşı sonunda imzaladıkları Mudanya Ateşkesi ve Lozan Barış Antlaşması ile bu gerçekliği kabul etmiş oluyorlardı.
Erzurum, tarih boyunca olduğu gibi Millî Mücadele döneminde de önemli bir konuma sahiptir. Gerek coğrafi konumu itibari ile gerekse nüfuzunda barındırdığı azınlıklar münasebetiyle kurtuluş mücadelesinde etkin rol üstlenmiştir.
Ben de hem Erzurumlu olmam sebebiyle hem de tarihin tevafuku münasebetiyle ilk yazımda Erzurum Kongresinden bahsetmek istedim.