1096 yılında başlayan ve 1291 yılında Latin Hristiyanların Doğu’daki son merkezi Akka’dan
çıkarılmasıyla fiilen sona eren Haçlı Seferleri, yaklaşık iki yüzyıllık bir dönemi kapsamaktadır. Dokuz
seferin düzenlendiği bu süre içerisinde, 1. Haçlı Seferi sırasında Urfa, Antakya, Kudüs ve Trablus’ta, 3.
Haçlı Seferi esnasında Kıbrıs’ta ve 4. Haçlı Seferi sonrasında ise İstanbul’da Haçlı Devletleri
kurulmuştur.
Antakya şehri tarihi ve jeopolitik konumu sebebiyle birçok devlete ev sahipliği yapmıştır.
Haçlılarda Urfa’dan sonra Kudüs’e gidiş yolları üzerinde bulunan Antakya’yı almak için şehri kuşattılar.
Firuz adında Ermeni bir muhafızın ihaneti sonucu şehir Haçlıların egemenliğine geçti.
İlk Antakya Prinkepsi 1. Bohemond 1098-1104, sonrasında yeğeni Tancred 1104-1112, Roger
de Salerne 1112-1119, 2. Bohemond 1126-1130, Raymond de Poitiers 1136-1149, Renaud de
Chatillon 1153-1161, 3. Bohemond 1161-1201, 4. Bohemond 1201-1233, 5. Bohemond 1233-1252,
son Prinkepsi ise 6. Bohemond 1252-1268.
Antakya Haçlı Prinkepsliği o dönemin tüm siyasi güçleriyle gerek savaşmış gerek barışçıl bir
tavır sergilemiştir. Türkiye Selçukluları, Bizans, Ermeni Kilikya devleti, Eyyubiler, Memlükler temas
kurdukları devletlerdir. Stratejik siyasetleri sayesinde bu kıymetli topraklarda hüküm sürmüşlerdir. Ta ki
Memlük Sultanı Baybars Antakya’yı alana kadar. Baybars Antakya’yı aldıktan sonra 6. Bohemond’a
aşağılayıcı ve onur kırıcı bir mektupta yazmıştır.
I. Haçlı Seferi sırasında kurulan ve 1268 yılında Baybars tarafından fethedilinceye kadar yüz
yetmiş yıl varlığını sürdüren Antakya Haçlı Prinkepsliği gerek Haçlı tarihi gerekse Ortaçağ Ortadoğu ve
Anadolu tarihi bakımından önemli yere sahiptir. Bölgede siyasî açıdan hareketli bir dönemde ortaya
çıkan devlet şartlardan yararlanmayı ve çıkarları doğrultusunda hareket etmeyi başarabildiği için bu
kadar uzun süre hüküm sürebilmiştir. 1098–1268 yılları arasında Antakya ve çevresinde hâkimiyet
kuran Haçlı devleti prinkepsleri Müslümanlar tarafından esir edilmiş ya da öldürülmüş olmalarına
rağmen bu sebeple sık sık naib ve naibeler dönemlerinin yaşanmasına karşın akılcı bir siyaset
izlemişlerdir. Zira bölge stratejik bakımdan değerine binaen birçok kez gerek Bizans gerek Müslüman
devletlerin baskılarına maruz kalmıştır. Buna karşın kıvrak bir siyaset izleyen prinkepsler çeşitli
ittifaklara girerek Hıristiyanlık için varlığı ehemmiyetli olan Antakya’yı muhafaza edebilmişlerdir. Ancak
1204 yılında İstanbul’un Latinlerce işgalinin ardından Bizans baskısından kurtulmalarına rağmen
bunun yerini Ermenilerin saldırıları almıştır. Sonrasında Moğol nüfuzunu da tabiiyet bildirmekle atlatan
prinkepsliğin Ayn–ı Câlût savaşında Moğolların Memlükler’e yenilmesiyle inkırazı da gelmiş oldu.
Dönüm noktası olan bu savaş sonrasında Antakya Baybars’ın hâkimiyet sahası haline gelmiştir.
Kozmopolit şehir kelimesinin tam karşılığıdır ANTAKYA. Birçok dilin, kültürün, dinin ve
medeniyetin bir arada yaşadığı yegâne şehirlerdendir. Bu bakımdan da tarihin her döneminde büyük
ilgi görmüş ve defalarca farklı devletlerce kuşatılıp ele geçirilmiştir. Hatta Cumhuriyet döneminde de
tartışmalara sebep olmuş şehir, kozmopolit özelliğini günümüzde de devam ettirmektedir.