SON DAKİKA
reklam
reklam

Lozan Antlaşması sonrası -III -

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 25 Temmuz 2025, Cuma - 11:16   Okunma Sayısı:

Ankara Antlaşması
Madde 12: Türkiye ile Irak memurları diğer taraf uyruğundan olup, kendi toprakları
üzerinde bulunan aşiret beyleri, şeyh veya öteki azaları ile resmî veya siyasî mahiyete sahip
olanlar her türlü haberleşmeden kaçınacaklardır. Taraflar sınır mıntıkasında diğer devlet
aleyhine yönelmiş hiçbir propaganda teşkilâtına ve topluluğuna izin vermeyeceklerdir.
Madde 13: Hükümlerin icrasını kolaylaştırmak ve genellikle sınır üzerinde iyi komşuluk
münasebetlerini sürdürmek üzere zaman zaman Türkiye ve Irak hükümetleri tarafından eşit
sayıda memurun katılımıyla "Daimî Hudut Komisyonu" kurulacak ve bu komisyon en az altı
ayda bir kere ve durum gerektirdiği takdirde zamana bağlı kalmaksızın toplanacaktır…
Üçüncü Fasıl: Genel Hükümler
Madde 14: Her iki ülke arasında ortak çıkarlar sahasını genişletmek maksadıyla 14 Mart
1925 tarihinde İmtiyaz Mukavelenamesi imzalanmıştır. Irak Hükûmeti bu antlaşmanın
yürürlüğe konulması gününden itibaren 25 sene müddetle Mukavelename’nin 30’uncu
maddesi gereği "Turkish Petroleum Kumpanyası"ndan ve petrol ihraç edebilecek olan
şirketlerden/ şahıslardan ve teşkil edilecek olan muavin şirketlerden sağlanan gelirin %10’unu
Türkiye hükümetine ödeyecektir.
Madde 15: Türkiye ve Irak, devletlerarasında geçerli bir "suçluların iadesi" antlaşması
yapmak üzere açık müzakerelere girişmeğe karar vermişlerdir.
Madde 16: Irak Hükümeti kendi ülkesinde ikâmet eden şahısları bu antlaşmanın imzasına
kadar Türkiye lehindeki düşünce ve siyasî hareketlerinden dolayı tedirgin etmemeyi ve onlara
en geniş manada bir genel af tanımayı taahhüt eder. Bu konuda verilmiş mahkeme
kararlarının hepsi geçersiz kabul edilecek ve sürdürülmekte olan bütün kovuşturmalar
durdurulacaktır.
Madde 18: Bu antlaşma taraflarca tasdik edilecek ve tasdiknameler süratle Ankara’da teati
edilecektir. Antlaşmanın tasdiklenmiş suretleri Lozan Antlaşması'nı imza eden devletlere
gönderilecektir.
Sevgili Okurlar,
Buraya kadar yazmak zorunda kaldığım açıklamaların iki amacı vardı. Bunlardan ilki petrol
gelirleri konusudur. Misak-ı Milli’nin devletimizin tepe noktasından dile getirilmesi hem
yerinde hem de sevindirici olmuştur. Bu hususu sonraki yazılarıma bırakıyorum.
Açıklamaların diğer amacı ise günümüzde bizi çok uğraştıran ve anlaşmanın ilgili maddelerini
öne alarak sunmaya çalıştığım sınır geçişleridir. Aşağıdaki yazılarla bağlantısı kurulunca
konu daha iyi anlaşılacaktır.
Dikkat ederseniz anlaşmanın maddelerinde sınırın kuzey-güney istikametinde 75 km’ye
kadar olan bölgelerde zararlı faaliyetler olmaması için kayıtlar vardır. Bu alan içerisinde terör
faaliyetlerinin yapılamayacağını da gösterir. Bu konu daha sonra Atatürk döneminde de
gereklilik arz etmiş ve Sadabad Paktı imzalanmıştır.
Sadabad Paktı
Atatürk döneminde kurulan Sadabad Paktı, sınırdaş ülkelerin bağımsızlıklarını vurgulamayı
amaçlıyordu. İlk defa bu amaçla, 2 Ekim 1935’te Cenevre’de Türkiye, İran ve Irak arasında
üçlü bir antlaşma parafe edildi. Buna daha sonraları Afganistan da katıldı.
Daha sonra Irak-İran sınır anlaşmazlığının çözümlenmesi (Şattülarap uyuşmazlığı), Türkiye
ile İran arasında dostluk çerçevesi içinde sınır sorunu dahil her alanı düzenleyen antlaşmaların
akdi, 8 Temmuz 1937 tarihli Sadabad Paktı’nın imzalanmasına imkân vermiştir.
Taraflar antlaşmada genel olarak birbirlerinin iç işlerine karışmayacaklarını, ortak
çıkarlarını ilgilendiren hususlarda birbirlerine danışacaklarını, birbirlerine karşı saldırıda

bulunmayacaklarını ve sınırlarının korunmasına saygı göstereceklerini taahhüt etmişlerdir.
Ancak paktın temel nedeni olan Kürt aşiretleri sorunu, 7’nci Madde’de net bir ifadeyle
belirtilmişti:
“Bağıtlı taraflardan her biri, kendi sınırları içinde diğer bağıtlı tarafların kurumlarını
yıkmak, düzen ve güvenliğini sarsmak veya politik rejimini bozmak amacıyla silahlı çeteler,
birlikler veya örgütlerin kurulmasını ve eyleme geçmelerini engellemeyi yükümlenir.” 
II. Dünya Savaşı ortamında antlaşmanın diğer maddeleri işlevsiz kalmış; fakat 7’nci Madde
anlaşmanın devamını sağlamıştır. Sadabat Paktı,  İran’daki İslamî rejimin paktı feshettiğini
imâ ettiği 1979 tarihine kadar hukuki varlığını sürdürmüştür.

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam