Ben 7-8 yıl öncesine kadar yaz aylarında Marmaris’e giderdim. Bu güzel belde
yapılaşmasıyla, trafiğiyle, motel fiyatlarıyla ve yozlaşmış eğlence sektörüyle kendisini bir tatil
yöresi olmaktan çıkarmıştır. Şimdilerde sıra Bodrum’a gelmiş durumda olsa gerek.
Farklı uygarlıklara ev sahipliği yapan, çeşitli adet ve göreneklerle bezenmiş olan ve tabiatın
güzelliklerini birbirlerinden kıskanırcasına saklamaya çalışsa da başarılı olamayan Güneybatı
Anadolu köşeleri, şimdilerde orman yangınlarına, susuzluğa, maden çıkarma hırsıyla arazinin
yontulmasına direniş göstermektedir.
Myndos Kapısı
12 Temmuz 2025 günü Bodrum’daki Myndos Kapısı’nı gezdim. Yaklaşık iki milenyum
öncesine dayanan bir tarih sahnesinin önündeydim. Romalı Antik yazar Ariannos İskender' in
M.Ö 334 yılında Halikarnassosu işgalini anlatır.
Büyük İskender karargahını kentin doğusunda yer alan Mylasa Kapısı yakınında kurar ve
görkemli şehir duvarları ile çevrili Halikarnassos kentini kuşatır. Önce, Myndos şehrine
saldıran Büyük İskender kenti ele geçiremeyince Halikarnassos’a geri döner. Kent, Pers
Ordusu ve deneyimli Yunanlı paralı askerler ve onlara komuta eden ünlü komutan Rodoslu
Memnon ve Pers Satrapı Orontobates tarafından savunulmaktadır.
Kent görkemli şehir duvarlarının yanı sıra Akrapol savunma duvarları, Salmakis (Doğu
surlarının 500 m ötesinde Bardakçı… Burası askeri alandır) ve Zephyrion’da yer alan kaleler
tarafından da savunulmaktadır. Ayrıca kent duvarları etrafında muhasara aletlerinin duvarlara
yaklaşmasını önleyen hendekler vardır.
Kent donanması
Görkemli kapılarla, kulelerle, güçlü duvarlar ve hendeklerle donatılmış surlar antik çağlar
boyunca kenti düşmandan korumuş. Zamanın ve insanoğlunun tahribine maruz kalmış surlar
yer yer korunmuş. Kentin ünlü Doğu kapısı Mylasa kapısı tamamen yok olmuş.
İskender, kapı önündeki hendeğin çökmesi ile çok kayıp vermiş ve kapı önünde çok fazla
kayıp verdiğini bildirir. Bundan dolayı İskender'in MYNDOS kapısını lanetlediği söylenir.
Burada ölen Romalı askerlerin gömüldüğü mezarlar hemen kapının yanı başında halen
muhafaza halindedir ve mezarların (17 adet) hemen bitişiğinde günümüzde modern bir otel
bulunmaktadır.
Yorumlamalar
Kısaca değinmek yeterli olacaktır Myndos Kapı’ya… Dünyanın en eski kentlerinden biri
olan ve yaşamın antik çağlardan günümüze kesintisiz devam ettiği Bodrumda 2350 senelik
surları görmek adeta bir mucizedir. Ben burayı gezerken oturup dakikalarca düşünmüştüm.
1. Resim, Myndos Kapı alanındaki noktaları birbirine bağlayan gezi güzergâhını
göstermektedir. Ancak resim büyütüldüğünde hepimizi çok üzecek görüntüler çıkmaktadır
karşımıza… İçilen şarap ve bira şişelerinin yere atılmasıyla oluşan kırıklar benim gezdiğim
gün yabancı kafilenin de çok dikkatini çekmişti. Bir emekli subay olarak ülkemin böyle
tanıtılmasından üzüntü duydum.
2. İki milenyum devirmiş koca bir tarihi anıtın kitabesi, sac levhaya değil de büyükçe bir
mermer bloka yazdırılabilir.
3. Buradaki kuru otlar, kırılmış veya kesilmiş dallar, yemek artıklarının sarıldığı kâğıtlar
alkol alıp sigara içenlerin sebep olacağı bir yangına davetiyedir. Belediye, turizm okulu
öğrencilerine günlük harcama vermek koşuluyla birkaç kişiyi görevlendirebilir.
4. Trafik, özellikle yaz aylarında daha çok tıkanmaktadır. Özellikle devlet hastanesinin
kavşağında çoklu geçişler vardır. Bu uygulama bekleme süresini uzatmaktadır. Muhtemelen
Belediye’nin imkânlarını aşan bir harcama gerekecek olmasına rağmen şimdiden bir önlem
olmak üzere alt geçişler planlanabilir.
5. Belediye, antik yerleri gezdirecek şekilde bir güzergâh belirleyerek gezi araçlarıyla
turist kafilelerinin gezmesini sağlayabilir. Bu noktalara gelen kafile mensuplarına anı
niteliğinde hediyeler verilebilir (Mozolenin küçük maketi, İskender biblosu, 16’ncı yüzyıl
gemi maketi, Kale’nin renkli büyük boy planı vb.)
6. Yine Kale’ye büyük ekran konularak denizden bir saldırıya karşı kaledekilerin
savunması gösterilebilir.
Myndos Antik Kenti
Klasik çağın Myndos şehri dahil Leleg şehirlerinde bugüne kadar bilimsel kazı
yapılmadığından ayrıntılı bilgiler elde edilememiştir. Antik yazarların sıkça sözünü ettiği
şehirlerden bir tanesi bugün Gümüşlük diye tanınan Mausolos’un kurduğu Myndos şehridir.
Ulaşılması oldukça kolaydır. Bodrum’a gelenlere gitmesini önerebileceğimiz yerlerden bir
tanesidir. Geçen yüzyıl yazarlarının sözünü ettiği stadyum ve tiyatronun izi bile kalmamıştır.
Bizans çağı kilisesi, birkaç sur duvarı, tepe üzerinde yanlışlıkla Leleg duvarı diye tanınan sur
kalıntısı ile su içinde kalan dalgakıran ve kule kalıntısının dışında toprak üstünde görülen
hemen hiçbir şey yoktur. Ancak iyi gözlendiği taktirde toprak altında yarı örtülü sütunlar,
mozaik izleri, seramik parçaları hemen her yerde görülür. İskender’in kuşatıp da almadığı bu
şehir, bugün şirin bir balıkçı köyüdür.
Myndos, İskender’in kuşatmasından bir yıl sonra M.Ö.333’de Pers Komutanı Orontobates’in
mağlubiyetiyle İskender’in komutanlarının eline geçmiştir. III. yüzyılda Ptolemaios’un
egemenliği altındadır. M.Ö.197’de bağımsızlığını kazanmıştır. Bu tarihten sonra da sikke
basabilmiştir. M.Ö.44’de Sezar’ın katilleri Brutus ve CassiusMyndos’ukarargah olarak
kullanmışlardır. Roma İmparatorluk döneminde Myndos fakir bir şehir olarak kalmıştır. Antik
çağlarda şarap üreten yerlerden bir tanesidir. Mideye iyi gelir düşüncesiyle Myndos şarabı
deniz suyuna karıştırılıp içilmiştir. Bu adet Antik çağda başka yerlerde de görülmektedir.
Günümüz Myndos’u mandalina bahçeleri ile ünlüdür. Az da olsa kilim de dokunmaktadır.
Mausolos çağında Gümüşlük yakınlarındaki Koyunbaba Mevkii, taş ocağı olarak
kullanılmıştır. Görülmeye değer yerlerdendir.